Obsesif Kompulsif Bozukluk


Dışardan baktığımız zaman bize saçma gelen, “ İstese yapmaz. Bilerek yapıyor” dediğimiz bir bozukluk olan obsesif kompulsif bozukluk aslında hiçte bu kadar kolay değildir, değilmiş. Obsesif kompulsif bozukluğa sahip olan kişilere bu şekilde yaklaşarak onlara yardımcı olmuyor aksine onların zorlandıkları noktalarda biraz daha zorlanmalarına sebep oluyoruz. Bizler belki iyi niyetle yaklaşıyoruzdur fakat bu o bireyler için acı verici olabilir. Peki geçmişte bu kadar yaygın olmayıp sonradan bu kadar yaygınlaşan obsesif kompulsif bozukluk nedir ? Bu bozukluğu obsesyon ve kompulsiyon kavramları  üzerinden ele alabiliriz. Obsesyon bizim bir durum karşısındaki düşüncelerimizdir. Örneğin kapı koluna değdiğimiz zaman elimizin çok pis olduğunu düşünmemiz bir obseesyondur. Kompulsiyon ise bu bozukluğun davranış kısmıdır. Elimizin pis olduğunu düşünüp elimizi 1 kere, 2 kere, 3 kere, 4 kere yetmedi 5 kere oda yetmedi 6 diye diye kişiye göre değişen sayıda yıkayabiliriz. İşte bu da kompulsiyon yani bozukluğun davranış kısmıdır.

Bu bozukluğun bazı türleri vardır. Çoğunluk olarak temizlik takıntıları varmış gibi gözükse de bunun dışında bilmediğimiz türleri de vardır. Örneğin sayma, biriktirme, dini, cinsel, metafizik, şüphe, büyüsel gibi türleri de vardır. Bu saydıklarım karşısında bazılarınız yok artık deyip şaşırabilir veya bazılarımız da abartma çok saçma diyebilirsiniz. Fakat bunlar gerçek bize bu derece saçma gelen şeyler ile bu bozukluğa sahip bireyler baş etmeye çalışıyor ve birebir yaşıyorlar. Bu bozukluğa sahip kişiler kendileri de saçma olduğunu bilir ama kendilerini yapmaktan alıkoyamazlar.

Oğuz Tan’ın “Takıntılar” isimli kitabından şüphe takıntılarına bir örnek vermek istiyorum. Terzilik mesleğini icra eden bir adam hergün dükkanını kapatıp evine gitmektedir. Dükkanı kapatırken ütüyü de kapatıp çıkmaktadır. Aslında ütüyü kapattığını biliyor fakat ‘Ya kapatmadıysam’ şüphesi bir kere aklına gelmiş bulunuyor ve emin olamayıp kalkıp dükkana gidiyor. Ütüyü kapatmış. Sonra eve tekrar dönüyor aklına bir şüphe daha geliyor. ‘Acaba kapatmadım mı ? Ya yanlış hatırlıyorsam’ şüphesi tekrar içine düşer ve kalkar dükkanın yolunu tutar. Bu size saçma veya çok abartı olarak gelebilir. Fakat bu kişiler elinde olmadan bunu yapmaktadır. Bu adamın son geldiği nokta ise şöyledir: Artık kendisi bir türlü emin olamıyor ve  yanında birisini götürmek istiyor. Bu kişi eşi oluyor. Şüphe yüzünden her gece eşi ile birlikte dükkana gidip gelmekten harap oluyorlar ve eşi ‘Artık çok yoruldum. Seninle gelemeyeceğim’ diyor. Bunun üzerine her gece farklı birisi ile gitmeye kalkıyor. Bir gece eşi ile bir gece oğlu ile gidip geliyor. Fakat ne yazık ki şüphenin sonu yok terzi en son ‘Ya onlarda yanlış hatırlıyorsa’ şüphesi ile bir türlü ütünün kapatılıp kapatılmadığından emin olamıyor. Peki bu abi yerine siz olsaydınız , nasıl hissedersiniz ? Bu noktada biraz empati yapmak veya yapmaya çalışmanın faydalı olabileceğini söyleyebiliriz

Etrafınızda bu bozukluğa sahip kişilerin olduğunu düşünüyorsanız onlara ne kadar saçma işler yapıyorsun gözü ile bakarak onların çektiği sıkıntıya bir sıkıntı daha eklemek yerine onların iyileşmeye ve tedavi olmaya yönlendirerek belki biraz yardımcı olabiliriz. Unutmayalım ki obsesif kompulsif bozukluk psikiyatrik bir rahatsızlıktır.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

 Hoşçakalın, sağlıcakla kalın…