"Kaybetmeden Değer Bilmeli"


Herkese merhabalar,

Bugün biraz duygusal bir konuyu ele alarak birkaç bir şey söylemek istedim. 11 Ocak 2019 günü her şey normal bir şekilde ilerliyordu. Final haftasıydı ertesi gün sınavımız vardı ona çalışıyorduk kütüphanedeydik fakat her şey o kötü haberi alana kadar sürdü. Bir haber ile resmen her şeyin seyri değişmişti. Hiçbir zaman duymak istemediğim haberlerdi, Alışık değildim böyle haberlere daha önce hiç böyle bir haber almamıştım. Nasıl bir şey olduğunu bilmiyordum ama elden bir şey gelmiyordu eninde sonunda alacaktım ve o anın nasıl bir şey olduğunu bende öğrenecektim. Hayat çok geçmeden öğretti zaten. Çok kıymet verdiğim, değer verdiğim ve sürekli gözlerinden öptüğüm melek kalpli canım anneannemi kaybetmiştik. Hani derler ya “Tepemden aşağı kaynar sular döküldü” diye. Aynen öyle olmuştu. O anı anlatmaya kelimeler yeterli olmaz. Çünkü o kadar güzel ve iyi bir insandı ki onu tanımlayacak bir kelime bulamıyorum. İyi, güzel, melek kalpli, yardımsever vs. vs. gibi bir sürü kelime kullanabilirim. Çünkü hepsine karşılık geliyordu.

Zaman oldu 11 Ocak 2021 yani ölümün üzerinden bugün tam 2 sene geçti. Zaman hızla akıp geçiyor, onu unutmuyoruz elbette sadece onsuz yaşamaya alışıyoruz. Peki bu 2 senede neler oldu?

Biz eksik kaldık, yaşadığımız olaylardan tat almamaya başladık. Birilerimiz mezun oluyor ama buruk, birilerimiz evleniyor ama buruk, yeni üyeler giriyor ailemize ama onu tanıştırabileceğimiz bir büyüğümüz olmuyor. Çünkü “Öldü” demek zorunda kalıyoruz.

Biz onu çok severdik, oda bizi çok severdi. Evlatlarına, torunlarına, yeğenlerine çok düşkündü. Bizi gördüğü zaman ne yedireceğini-içireceğini şaşırırdı. Bizi yedirdikçe bizden çok mutlu olur sanki kendisi yemiş gibi doyardı. O gittikten sonra arkasından hep güzel, iyi şeyler konuşuldu. İnsanlar arkasından “Çok iyi bir insandı”, “Zor zamanımızda bize destek olmuştu”, “Elinden gelen maddi imkânı yapardı” gibi cümleler söylediler. Bir insanın arkasından bu şekilde konuşulması ne kadar güzel bir şey, hepimiz tahmin edebiliyoruzdur. Bunların tam tersi şeylerde söylenebilirdi ama hiç duymadık. Önemli olan da bu zaten gittiğiniz yere hiçbir şey götüremiyorsunuz. Sizinle birlikte sadece yaptıklarınız gelebiliyor. Kendinizle birlikte güzel şeyler götürmek istemez misiniz?  Ben isterim hem de çok isterim. İşte hayat bu kadar kısa. İşte hayat hiç beklemediğiniz anda sizin de hayatınıza bu şekilde etki edebilir. Hayat hiç beklemediğimiz anlarda sürprizler yapabiliyor. Bu bazen iyi, bazen ise kötü olabiliyor. Kaybettikten sonra bilinen değerin pek bir anlamı yoktur. Çünkü değeri gösterebileceğin birisi kalmamıştır artık önemli olan var iken değer bilmektir.

Bu hikâyeden çıkarılması gereken tema ise şudur; pişman olmamak ve gittiğimiz yere güzel şeyler götürebilmek için güzel işler yapalım ve bu şekilde örnek olalım. Sevgi, paylaşma, fedakarlık, güler yüz, samimiyet, hoşgörü gibi gibi her şey bizim elimizdedir. Unutmayın biz evrene ne gönderirsek evrenden de bize daha fazlası geliyor. Mutlu bir hayat yaşamak ve mutlu bir yolculuk yapabilmek için elimizden geleni yapmalı ve öyle gitmeli.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Hoşça kalın, sağlıcakla kalın…

(Anneannem Ayşe Güleç anısına)