Herşeyden Biraz


Yasaklardan sonra bugün (3 Şubat Çarşamba) ilk kez arabamla dışarıya çıkmak zorunda kalıyorum. Zorunda diyorum, çünkü kızım Rose’un (köpeğim) aşı günü. Trafiğe çekinerek çıkıyorum. Hani yolda görevliler durdurur falan diye. Ben çünkü kurallara uyan bir vatandaşım, ama dediğim gibi zorunlu bir durum benimkisi. İşlek caddelerden birinden geçerken bir de bakıyorum boyunlarında basın görevlisi olduklarına dair yaka kartı olan iki basıncı arkadaş yol kenarına ayaklı bir kamera kurmuşlar ve yolu çekiyorlar. Şaşırıyorum ilk önce. Sonra ister istemez dudaklarımda acı bir tebessüm beliriyor. Neden mi? Daha iki gün önce Yeni Bakış Web TV kameraları yolu gösteriyor diye yetkililerce ani bir baskın yiyor ve kameralar sökülüp alınıyor. Kendi kendime “ne adaletsiz bir düzen içerisinde yaşıyoruz” diye acı acı gülüyorum ve yoluma devam ediyorum. Eve dönünce acele televizyon kanallarını karıştırmaya başlıyorum. Şu bizim yetkililerimizin bitmek bilmez toplantılar sonucu aldıkları radikal kararların açıklanmasını bekliyorum. Ve az sonra bir kanalda kürsüdeki konuşmacının yapacağı açıklamalara odaklanıyorum. On dakika oldu halen konuşma var ama içerisinde kararlara yönelik bir açıklama yok. Sıkılıp kapatıyorum. Yazılı açıklama zaten sosyal medyaya düşer ve bakarım düşüncesiyle bir müzik kanalına basıyorum. Müzik ruhun gıdasıdır ve tam da şu günlerde ruhumuzu besleyecek güzelliklere ihtiyacımız var. Sizi bilmem amma ben evde vakit geçirmeyi seven bir insanım. Her ne kadar birçok insan bu evlere kapanma işini onaylamıyor ve kurallara uymuyorsa da ben bunların dışındayım. Yıllardır çalışma hayatının içerisinde olduğum için evden sabah çıkıp, akşam dönüyorum. Öyle sanıyorum ki birçoğunuz da benim gibidir. “İnsanın evi gibisi yok” kim demişse bu sözü ne kadar da doğru söylemiş. İnsanın evi, huzurudur, güvendiği ve sığındığı limanıdır, mutluluğudur. Haa bu kapanma işine ekonomik açıdan sıcak bakmayanlara da saygı duyarım. Ancak bu ekonomik sıkıntıyı bırakalım da seçilmiş olanlar, makam tutanlar ve bu göreve gelirken bunun bilincinde ve sorumluluğunda olanlar düşünsün ve çözüm üretsin. Biz halka düşen görev, alınan kararlar yeterli-yetersiz polemiği yapmayı bırakarak sağduyulu davranıp bu alınan kararlara uymak zorunda olduğumuzun bilincine varmaktır. Bence şu anda yaşadıklarımız birazcık da toplum olarak bizlerin pervazsız davranışlarının sonucudur. Bazen olaylara tek bir pencereden değil, farklı farklı pencerelerden bakıp değerlendirme yapmak kanımca daha yararlı olur. Bazen tek bir pencereden manzarayı tam olarak göremezsiniz ve başka pencerelerden de manzaranın görünüşüne bakmak istersiniz ya hani işte öyle bir şey. Maalesef bizdeki sağlık manzarası da şu anda hiç iç açıcı değil. Bu yüzden biraz kural çiğneyici değil, kurallara harfi harfine uyan bir tutum sergilemek toplum olarak sağlığımız için en akıllıca davranış olacaktır. Ve alınan kararlardan bir tanesi nete haber olarak düşüyor. Bazı bölgelerde “İmara Kapalı Yerler İmara Açılıyor” diye okuyorum. Bir an ne düşüneceğimi bilemedim. Memleket taş yığını olmuş, yeşil alana hasret kalmışız. Ama doğru ya bu yerler açılacak, satışa çıkarılacak, büyük paralar dönecek, hatta belki büyük hoteller yapılacak ve Ada turistten dolup taşacak. Hadi yine iyisin KKTC, geçecek bu kötü günler ve sen sağlıkta, ekonomide, eğitimde, turizmde yine bir numara olacaksın. Geleceğe çok emin adımlarla yürüdüğümüz bellidir. Efendim herkese her şeyden önce sağlık diliyorum. Mal, mülk para, pul hepsi bu dünyada, diğer tarafa götüremiyoruz. Sağlıkla kalın.