8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mü?


Her yıl mutlaka 8 Mart’ın tarihçesi, nasıl ortaya çıktığı ile ilgili bilgiler içeren yazılar yazıyoruz.                            Yıllardır her 8 Mart’ta benzer şeyleri okuyanlar için “senede bir gün yine mi” serzenişini duyar gibiyim. Her yıl ısrarla bunu yapmamızın nedenleri var.

Birincisi ‘Kadınlar Günü’ adı altında 8 Mart’ın piyasalaştırılmasına karşı durmak için, bir hediye ya da çiçek verme gününe dönüştürülmesine karşı çıkmak için. İkincisi kadın mücadelesinin sınıf mücadelesinden koparılmasına direnmek için.

Erdoğan ve AKP’nin iktidarda olduğu 18 yılda Türkiye'de 6 bin 732 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü belirtilirken 17 bin kadın tutuklu ve hükümlünün yanında 800’ü 3 yaş altı bebek olmak üzere 3 bin çocuğun anneleriyle birlikte cezaevinde kaldığı unutulmamalıdır.

***

İşbirlikçi kukla hükümetler tarafından hep istismar edilen emekçi kadınların önünde çözülmeyi bekleyen birçok sorun duruyor. Bu sorunların neler olduğunu defalarca kadın örgütleri tarafından ortaya konup talepte bulunulsa da gereğini yapmadılar. Bu gün ise mesajlarını iyi okuyunuz

Emekçi kadınlarımızın yaşadıkları sıkıntı ve sorunlar arasında toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, demokrasiden sonuna kadar yararlanabilmeleri, iş yaşamında erkeklerle eşit şartlarda yarışabilmeleri vs vs uzayıp giden bir sarmal.

***

Emekçi kadınlar, hangi din, dil ve ırktan olurlarsa olsunlar kimliklerini özgürce yaşayabilmeleri başı çekiyor. Tarih bize gösteriyor ki kadınların haklarını elde edebilmeleri için hep mücadele etmeleri gerekirmiş.

Bugün 8 Mart emekçi kadınlarını ortaya koydukları mücadeleleri hatırlamaktan alacağımız güçle geleceği sağlam temeller üzerinde yaratabilmek için geçmişi de unutmayalım diyorum.

Bugün bu kaygan bir zemin daha da genişlemiştir. Sosyalist politika adına emperyalist savaşların kaygan zeminine ayak basacak olan her parti tarihsel SPD’nin izinden gitme basiretsizliğini gösterecek ve ihanetine ortak olacaktır. İşte bunu öngörebilmek için Rosa Luxemburg olmaya bile gerek yoktur.

***

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, dünyadaki milyonlarca kadın, ezilen, öldürülen, dövülen, yok sayılan hemcinsleri için bu pandemi günlerinde yeniden sokaklara dökülür mü  bilmem ama yılda bir kez hatırlanan emekçi kadınlar için bu gün yayınlanacak sahte mesajları bilirim.

Kadınlarımız, susturulan kadınların sözlerini, yaşadıklarını haykıracak ve eşitsizliklerin olmadığı bir memleket ve dünya özlemini bir şekilde dillendirecekler yeniden. Peki pandemi demeden o sokağa dökülen, diğer kadınlar için de konuşan kadınlar yaşamıyor mu benzer bir şiddeti, benzer eşitsizlikleri? Elbette yaşıyor.

***

Şiddet ve ayrımcılık, dünyanın her köşesinde, her sınıftan ve kültürden kadında farklı bir biçimde de olsa gösteriyor kendisini. Sadece Kıbrıs'ın kuzeyinde ve anası Türkiye’de değil, demokratik standartları en gelişmiş ülkelerde bile sözlü, fiziksel ya da ayrımcılığa dayalı bir şiddet, kadınların kaderi haline geliyor, getiriliyor.

Artık söyleyeceklerinizin sonuçlarından korkmayın. Dik durun ve yaşam hakkınızı elinize alın.                             Zira susmamayı seçenler sözcüklerle sevişebiliyor, seslerini duyurabiliyor, mücadeleci ruhunu korumayı başarabiliyor.

Bu Dünya Emekçi Kadınlar günü tümüne de özgürlük getirmesi dileklerimle yılda bir kez hatırlanan değil her gün hatırlanıp saygı gösterilmesi gerektiğine inanıyorum.