Kalemini satanlar ve kiralayanlar


Yaratılan bu yandaş yalaka takımına karşı da ayrıca ve çok ciddi mücadele verilmesi kaçınılmazdır.

O halde, kafayı kuma gömmeden, lafı uzatmandan, dolandırmadan bu konuda biliniz ki her cepheden karşı durmak, bu kokuşmuşluklara karşı ben ve arkadaşlarım toplumu aydınlatmak için fısıltı dedikoducularına inat konuşarak anlatmak şimdi oldukça daha önem kazandı.

Ankara'daki Ankaralıya bağlı olan bizim işbirlikçi kuklalar, kendilerine bu yandaş yalaka takımı İktidar, diye hitap etmektedir, hükümeti ile yandaş muhalefeti ile ayakta kalmak için son çare olarak toplumu tehdit edip, ömrünü uzatmak istiyorlar.

Biz, ben ekmek paramı siyaset yaparak kazanmıyorum, siyasetçi hiç değilim ama bana düşen yurtseverlik görevim çerçevesinde devrimci demokratik muhalefetin de topluma bu gerçekleri anlatıp var olan tepkiyi örgüte ve eyleme dönüştürme sorumluluğum var.

Sadece dolambaçlı cümlelerle değil gerçekleri ortaya koyarak ülkemizin şimdiki coğrafi ve siyasi gerçeği olan TC işgalinin dayattığı ‘faşizm var, zor var, kirli bir savaş yürütülüyor’ üzerimizden yapılan bütün bunlara iftira mı gerçek mi?  Ben bu teşhiri yapıyorum demek artık teşhir etmek de yetmiyor.

TC iktidar bloğu benim yurdumda her alanda örgütleniyor, bu faşist anlayış her geçen gün kendisini örgütlüyor, toplumu baskılamak, sindirmek için her yola başvuruyorsa, bunun da bir karşılığı olmalı ve devrimci demokratik güçlerin de direniş ve mücadeleyi yükseltmesi, topluma moral aşılaması gerekiyor.

Şüphesiz ki hiç bir işgal gücü size demokrasiyi ve insanca bir yaşamı altın tepsi içinde sunmaz, adına kurtarıcı dedikleri bu soykırımcı, asimilasyoncu politikalara karşı ne yapmalıyız? Örgütlenmeliyiz, bunun için de, artık bir şiara dönüşen özgürlük için bedel ödemeyi de göze almak ve bedel ödeme bilincini geliştirmek de şart oluyor.

***

Ne yazık ki, Türkiye’de olduğu gibi bu ada yarısında da bütün medyayı ahtapot gibi sardılar, ele geçirdiler, maalesef evet maalesef diyorum çünkü çoğunluktadırlar ama biliniz ki İhtiyaçtan değil, daha çok bir politikanın gereği olarak bunu yapıyorlar.

Bunların işini kaybetme korkusu da yoktur, onlar gazeteciliği değil, ite mite hizmet etmek için görev alıyorlar, maaşları ve avantaları kendilerine sağlayanlar, zaten biliyorlar, adeta yalakalığı meslek edinmişler. Vicdanlarında zerre kadar“Meslek Namusu” kalmamış. Yazıklar olsun!

Değerli dostlarım, Hala bu ülkede müsteşarlık makamında oturan bir zat, geçen haftalarda basına da yansıdığı gibi gazetecilerin tümünü de suçlayan bir açıklama yaptı ve bu ülkede satılmış gazetecilerin olduğundan bahsetti, halt etmiş.

Bu müsteşar efendi şimdi mi gördü ve ya far ketti, dahası birlikte çalıştığı, satılmış gazetecilerle olduğunun farkında değil mi? Birlikte ayni salonda ayni masa etrafına bir baksa satılmış kimdir değildir zaten görmüş olacak.

Benim yazmaya haber yapmaya başladığım yıllarda, şimdi hayatta olmayan çok dürüst ve değerli gazeteciler vardı. Siyasal görüş farklılıklarımıza rağmen, aramızda bir dostluk bağı vardı, saygı vardı, ve çeşitli sebeplerle sıkça görüşüyorduk. Onlarla bizim aramızda haber paylaşımı olurdu, biz de onların bilgi ve tecrübelerinden yararlanırdık.

Geldiğimiz bu karanlık içinde doğruyu yazıp söyleyenler ve onların gösterdiği yoldan gitmeyenler, gazetecilik yapmıyor, yapamıyor. Ey “Gazeteci arkadaş, mecbur kalırsan dahi kalemini kır, fakat satma!” sözü ise bana onlardan miras kaldı, çünkü onlar da öyle yapıyorlardı. Yıllar geçti, bu insanlar bir bir kaybolurken, düşünceler de değişti. Taş devri, Tunç devri ve şimdi de puşt devridir.