Gelinen Konjonktürde Cenevre Görüşmeleri


1915 Yılında Türkiye topraklarında yaşanan ve Ermenilerin zorla göç ettiren olaylarda ölen, öldürülen insanların acısını anmak için her yıl 24 Nisan’da ABD Başkanı bir açıklama yaparak yaşananları kınar. Bu bir gelenek haline gelmiştir.

Öncesinde  Türkiye yetkilileri tarafından en çok merak edilen konu Başkan konuşmasında “genocide” yani soykırım sözcüğünü kullanacak mı, kullanmayacak mı? Geçmiş yıllarda bu sözcüğün kullanılmaması için Türkiye büyük paralar ödeyerek lobi çalışmaları yapar ve ABD başkanı da  bu lobi çalışmalarının etkisiyle olayı geçiştirirdi.

Türkler memnun Ermeniler kızgın olurdu.

Bu yıl işler ters gitti. Başkan Biden seçim öncesi Ermeni seçmenlere verdiği sözü tuttu. Türkiye ekonomik kriz ve yönetim şekli nedeniyle uluslararası ilişkilerde yalnızlaştı. Lobi faaliyetlerini yürütecek halde de değildi .

Sonuç olarak Türk-Amerikan ilişkilerinde bir kırılma noktası  24 Nisan 2021 tarihi oldu. Zaten gergin olan ilişkiler karşısında  Türkiye sert tepki verecek durumda da değil. Ekonomik çıkmaz ve dış politikadaki durumu buna müsait değil.

İç politikaya dönük olarak yapılan açıklamalar belki  biraz Erdoğan’a yarar sağlar ama gerçeği değiştirmez. ABD, bugüne kadar stratejik müttefiki dediği Türkiye’yi gözden çıkarabilir.  BU nedenle alternatifini hazırlıyor.

Yunanistan. Buradaki askeri üs faaliyetleri ve ortak askeri tatbikatlar bunu açıkça göstermektedir. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken daha önce yaptığı açıklamalarda Kıbrıs müzakereleri sürecinde görev alacaklarını vurgulamıştı.  Bu da bu görüşmem sürecinde Türkiye’nin politikalarına karşı tavır alacağının sinyallerini vermektedir.

Avrupa Birliği geçtiğimiz günlerde Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Grubu (GRECO)’nun raporuna göre  de Türkiye yolsuzlukla mücadelede AB’nib tavsiyelerine uymamıştır. Türkiye’ye yapılan 31 tavsiyenin %74.2’sini  hiç yerine getirmedi. % 19.4’ünü kısmen yerine getirdi  ve %6.5’inin tamamını yerine getirdim Bu sonuca göre Türkiye yolsuzlukla mücadelede sınıfta kalmıştır. 

Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü konusunda da aynı durumdadır. Bu raporla Türkiye’nin AB tarafından görünümü demokratik hukuk devletinden hızla uzaklaşmış olduğu şeklindedir. Bu da AB ile müzakerelerin askıya alınmasını getirmiştir.

Kısacası hem ABD ve hem de  AB tarafından sıkıştırılan bir Türkiye gerçeği ortadadır. Bu Konjonktür Cenevre’de başlayacak olan Kıbrıs görüşmelerinde Türkiye’nin BM parametreleri dışına çıkıp iki devletli çözüm önerisi hiçbir zaman dikkatte alınmayacaktır.

Hatta Türkiye federal çözüm konusunda  istenilen noktaya getirilecektir. Bu şartlarda Türkiye zaman kazanmak maksadıyla müzakerelerin  bir sonraki görüşme tarihinde yeniden kaldığı yerden başlamasını kabul etmek zorunda kalacaktır. Aksi durumda var olan sorunlarına bir sorun daha ekleyecek ve bunlarla başa çıkamayacaktır.