Kriz Hep Var


Hükümet olsa da olmasa da kriz hep var. Bu ülkede artık yaşanan tek bir gerçek var. O da hükümet olsa da olmasa da yaşanan krizlerdir. Evet, özellikle son yıllarda ülkede yaşanılanlar gerek seçim öncesi ve sonrası gerek ise, hükümet kurmada yaşanan anlaşmazlıklardan doğan krizler adeta toplumu bezdirmiş ve siyaset adamlarına zerre kadar güven kalmamıştır. Çünkü 5 yıllığına seçilenlerin oluşturduğu hükümetlerin ömrü en fazla 15-18 ay kadardır. Yani, son yıllarda, neredeyse her iki yılda bir seçim yaşar olduk. Yaşanan bu seçim süreçleri de baştan sona ülkeyi hep hep bir kriz ve kaosun içerisine sokmuştur. Çünkü, bu ülkede aslında gerçek anlamda bir “Lider” yoktur. İster devletin başı olsun ister parti başkanı olsun ister bir kurumun başkanı veya bir futbol takımı başkanı olsun, eğer liderlik vasıflarını taşımıyorsanız, hedefe giden yolda şaşar ve başarısız olursunuz. Tıpkı KKTC’de yaşanılanlar gibi, her konuda başarısız ve sürekli bir krizin içerisindeyiz.

 

Gelin önce “Liderlik” tanımına bir göz atalım. “Lider, bir topluma veya organizasyona fayda sağlayan, değişimi yöneten, etrafındakileri ideale ve hedefe yönlendirebilen kişi” diye tanımlanmaktadır. Ve liderlik, doğuştan gelen bir yetenek değildir. Sonradan kazanılabilen becerilerden birisidir. Elenor Roosevelt bir ifadesinde şöyle demiştir: “İyi bir lider, insanları lidere güven duymaları için ilham verir.” Sizi bilmem ama, benim son yıllarda ilham aldığım bir lider olmamıştır. Güven duyduğum ise hiç olmamıştır. Çünkü, bahse konu tanıma uygun bir kişilik olmuş olsa idi, bugün ülkede böylesi bir kaos ve sürekli bir kriz yaşanmazdı. Demek ki ne imiş, bir devlet adamı kolay kolay yetişmiyormuş. Elbette, her siyasetçinin bir devlet adamı olması şart değildir, ancak her devlet adamı son derece iyi bir siyasetçidir. Ülkede siyaset için soyunanlara baktığımız zaman ise, hükümet kurmada istikrarlı bir gelişim sağlanamamaktadır. Çünkü, koltuk kavgaları, menfaatler ülke çıkarlarının üzerinde tutulmaktadır.

 

Tam da burada yeniden vurgulamak isterim ki, ülkesine ve toplumuna hizmet etmeyi amaçlayan ve liderlik ruhu ve vasıfları taşıyan bir siyasetçi, hiçbir menfaat gözetmeksizin bu uğurda yol almalıdır. Oysa bizde her zaman için ön planda olan makamlar, menfaatler, egolar ve hırslardır. Sayın Sucuoğlu, Başbakan koltuğuna oturduğu günden beridir, vermiş olduğu birtakım sözlerin ardında duramadığı gibi, şimdi de yine bir hükümet kurma krizinin eşiğindedir. Sıkıyı görünce de olası bir erken seçim sinyali vermeye başlamıştır. Diğer taraftan ise, bu zorlu yarışta üçer adet vekil çıkaran parti başkanları hükümet kurmak için vekil sayısı kadar bakanlık istemektedirler. Yahu, bu ne aymazlık, bu nasıl bir ego, bu nasıl bir kapris, bu nasıl bir siyaset adamı mentalitesi ve liderlik ruhudur ki, sandıktan güç bela çıkıyorsunuz ve üçüne de makam istiyorsunuz. Olacak gibi değil. Bunun neresi devleti ve halkı düşünmektir. Bu, düpedüz “küçük partiyiz ama büyük oynarız” egosudur. Üzgünüm KKTC, bir liderin olmadıkça, bu yaşanan krizler hep var olacaktır.