BU GÜZELİM ÜLKE HEPİMİZE YETERDİ… İŞBİRLİKÇİLER OLMASAYDI EĞER…!!!


Milliyetçiliğin en üst aşaması olan faşizmin beslendiği en büyük argüman “ÖTEKİLEMEDİR” . Milliyetçilik ve dini temeller üzerinde oluşturulan her yapı evrensellikten ve farklılıkların bir arada olmasından sürekli imtina eder. Ve oluşturulan bu yapılar asla içine kendinden olmayanı alamaz. Alamamasının yanında içinde olanı da dışlar.

Geçmişte buna benzer yapılar tarih sayfalarında yerini her zaman almıştır. Alman milliyetçiliğinin ürünü olan Hitler faşizmi buna en güzel örneklerden biridir. Afrika ülkelerinde kabile savaşlarının ortaya çıkarmış olduğu trajedi de bunun ürünüdür. Ve tabi ülkemiz kıbrısın da bu durumda olmasının en büyük nedeni budur.

Neyimize yetmezdi sanki bu ülke? Herkese yeter de artardı bile bu güzelim ülke. Ve bunun için evrensel değerlerle yola çıkmış yurtsever Kıbrıslılar bu ülkenin bize nasıl yettiğini ve bir arada yaşamamız gerektiğini her türlü riski göze alarak anlatma çalışmışlardır. Bunların en önde gelenleri maalesef işbirlikçi ve ayrılıkçı faşistlerin kurbanı olurken, bu gün hala bu mücadeleye devam eden yurtseverler var.  1950 – 1974 arası Kıbrıs koşulları içinde ayrılıkları barındıran bir konjektüre sahip olduğundan maalesef bu ülkeyi farklılıklarıyla vatan yapmaya çalışan birçok yurtsevere mezar olmuştur. Pek tabi ayrılığı körükleyen EOKA B VE TMT tarafından. Tamamı işbirlikçi olan bu iki oluşum maalesef bu güzelim ülkenin bölünmesine ve bir tarafında dünyadan ve her türlü insani değerden yoksun kalmasına sebep olmuştur. (Demokrasiden insan haklarına ve özgürlüklerine kadar). 

Kısaca bu iki örgütün danışıklı dövüşlü çatışmaları aslında bir kurgudan başka bir şey değildi.

Sonuç olarak bunu anlamadığımız sürece bu güzelim ülke kriminalitenin ve çirkinliğin merkezi haline gelecektir.

1962 yılında 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağladığı gece cumhuriyet gazetesinin sahibi ve yazarları olan Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan faşitler tarafından katledilmiştir. Çünkü onlar içine farklılıkların alındığı Kıbrıs cumhuriyetinin yaşatılması gerektiğini savundukları için. O günlere dair 2012 yılında Dr.Turhan  Korun’un kaleme aldığı  çok önemli bir yazıyı paylaşmak isterim.

Bu yazı aslında kendi kendimizle yüzleşmemiz açısından da önemlidir. 2012 yılında kaleme alınan bu yazı aslında Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların bir proje kapsamında bir birlerinden nasıl koparıldıklarının da bir örneğidir. Biliyorsunun. Turhan korun o günleri yaşamış önemli aydınlardan bir tanesiydi.

Yazar: Dr. Turhan Korun

22 Nisan 2012

Kaynak: https://haberkibris.com/yorgacis-ile-temaslari...

***

"...Ahmet Muzaffer Gürkan’ın öldürülmesi sonrası ilginç saydığım ve cinayetlerin işlendiği dönemde Halkın Sesi Gazetesi’nde çalışan bir arkadaşımın anlattığı ve üzerinde durulmaya değer bulduğum bir olaya değinmek isterim. Hatırlanacağı gibi Gürkan, ilk akşam saat 20.30 civarında öldürülmüştü. Gürkan’ın öldürüldüğünden kısa bir süre sonra, Halkın Sesi Gazetesi’nde Dr. Küçük, gazeteye gelen iki kişi ile işlenen cinayetle ilgili konuştukları sırada, beklenmedik bir olay olur ve hesaba katmadıkları birisi yapılan konuşmaları duyar. Bu durumdan rahatsız olurlar ve hemen ertesi gün hesapta olmayan bu kulak misafiri yani, gazetenin karanlık odacısı İdan Fikri Yağmur’un bileti kesilerek bir daha geri dönmemek üzere Londra’ya gönderilir..."

***

"Rum Cemaat Meclisi Başkanlığı ve sonradan Cumhurbaşkanlığı da yapan Glafkos Kliridis, siyasi anılarını yayınladığı ve “İfadem” adını verdiği kitabında çatışmaların başladığı 1964 yılında terk edilen Cumhurbaşkanlığı Muavinliği Ofisinde Dr. Küçük’ün kasasında Rum polislerin bulduğu bir belgeyi yayınlar. Cumhurbaşkanı Muavinliği Ofisi, Ledra Palas Otel’den biraz ileride, Ermeni Mezarlığı’nın biraz ötesinde sağda büyükçe bir yapıdır. İki toplum arasında çatışmaların yoğunlaşması üzerine Dr. Küçük ofisine dönemez ve çelik kasada muhafaza edilen özel belgeler Rumların eline geçer. Bir strateji belgesi olduğu anlaşılan ve orta vadede Kıbrıs Türk Liderliği’nin yapacağı işlerin belirlenmiş olduğu bu belgede daha sonra öldürülen avukatlarla ilgili bazı ifadeler vardır. Kliridis’in kitabında orijinal haliyle yayınlanan belgede avukatlar için şu ifadeler vardır:

“Rumların meftunu ve hayranı olduğu; İngiliz İntelijansı ve Rum Müfrit Enosis Liderleri ile irtibatı bulunduğu tespit edilen Doktor İhsan Ali ve onun hampacısı kesilen bir cinsi sapık (Muzaffer Gürkan) ile komünistlerle ilişiği olduğu tespit edilen Ayhan Hikmet, Rum emellerine hizmet eden faaliyet ve yazılarından vazgeçirilmeli, milli bir davanın varlığına inanmıyorlarsa susturulmalıdırlar.”

Bu belgeyi, Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ın birlikte hazırladıkları söylense de kaleme alanın Fazıl Plümer olduğu, bu ikilinin de redakte ettikleri de ileri sürülmektedir."

 

 

1974 sonrası oluşturulan bu yapının ürünü 1974 önce işbirlikçilerinin ürününden başka bir şey değildir. Ve dünyadan kopuk oluşturulan bu yapıyı deşifren edenlerden bir tanesi de milliyetçi şair diye bilinen Özker Yaşın’nın “ONLAR” şiirinin dizelerinde görüyoruz.

 

ONLAR

"Onların gelişiyle

Değişti kaderimiz

Onların gelişiyle

Bitti güzellikler.

Onlar Cehennemin elçileri

Mutsuzluk zebanileriydiler.

Ağızlarında kanlı bıçaklar

Simsiyah atlar üzerinde geldiler,

Ve çekirge sürülerine benzer

Kara bir bulut gibi

İndiler adamıza

Ağaçları kemirdiler

Bahçelerimizi kuruttular

Sütsüz bıraktılar bebelerimizi...

Onlar yağmaladılar evlerimizi

Sevincimizi acıya çevirdiler.

Kuşları kaçırdılar

Suyumuzu zehirlediler

Kirlettiler denizimizi...

Onlar güçtüler

Onlar kaba kuvvettiler

Onlar doğduğumuz topraklarda

Soluk almamızı engellediler

Onlar yurdumuzdan soğutup

Kaçırdılar bizi...

(1989-Özker Yaşın)

 

YA TAKSİ YA ÖLÜM HA…!!! HADE HERKESE İYİ YÜZLEŞMELER.

 

ÖNEMLİ NOT:

 

HER ŞEYE RAĞMEN YİNE DE BİR KURTULUŞ SANSINIZ VAR EY HER ŞEYE KADİR KIBRISLILAR.

 

YÜZLEŞME, YÜZLEŞME, YÜZLEŞME, YÜZLEŞME DA GENE YÜZLEŞME…!!!