Vefa öldü…!!! Siz de öldünüz Türkçe konuşan Kıbrıslılar


Ölüm;  hepimizin yaşayacağı nihai gerçeklerimizden biri. Belki de en gerçeği. Bu gerçekle yüzleştik 25.02.2022 Cuma günü gönyeli mezarlığında. Bu ülkenin folklorik araştırmalarına kendi adamış araştırmacı yazar ve öğretmen Mustafa Gökçeoğlu’nun cenazesinde.

Bir basın mensubu sıfatıyla katılımımdan daha çok, onun bir dost hatta manevi evladı olarak ordaydım. Zaten benden başka da basından herhangi birileri yoktu. O memleket meselelerinde mangalda kül bırakmayan onlarca haberci ve program yapımcılarımız olmasına rağmen. Hatta bu basın mensubu arkadaşlarımızın birçoğunun hocayla yakın ilişkileri olduğunu da biliyorum. Buna rağmen bir tanesi bile onun son yolculuğunda ona eşlik etmedi.  Onun yerine sosyal medya şarlatanlığı yapmayı tercih ettiler.

Demokratik kitle örgütlerinden de birileri yoktu oralarda. Hata siyasi cenahtan da birileri yoktu. Hatta kültür dairesi ve bağlı bulunduğu bakanlıktan da birileri yoktu.

Her neyse yaşam serüvenimde buna da şahitlik yapmak varmış.

Bu cenaze aslında çok geniş katılımlı bir devlet töreniyle yapılmalıydı. Yüz küsur insanla değil. O bunu fazlasıyla hak ediyordu.

Barış derneği başkanlığından, sanatçı yazarlar birliği başkanlığına. CTP yönetim organlarından üniversite hocalığına kadar sayısız sivil toplum örgütü ve siyasi partide çalıştı yazarlığının yanı sıra.

Onlarca ülkede yapılan sempozyumlara katılmış ve bu ülkenin kültürünü ve folklorik araştırmalarını dünyaya tanıtmıştır.

Onlarca ödüle bu yüzden layık görüldü.

Evinin  her köşesi bu ödüllerle doludur.

Ellinin üzerinde kitaba imzasını atarken, genç yazarlara da her daim esin kaynağı olmuştur. İşte bu yüzden bu ülkede yaşayan birçok yazarın kitabında onun ön sözlerini bulabilirsiniz.

Mütevazı ve tevazu dolu bir yaşamı vardı. Bunun dışında başka bir yaşam biçimine de zerre kadar özenmedi.

En büyük aşkıydı Sabiha ablamız .

Onsuz hiçbir zaman var olamayacağına inanırdı. Tutkuyla bağlıydı eşine, torunlarına ve tek evladı olan kızı Dolunay’a.

Ülke sorunları söz konusu olduğunda onu mutlaka meydanlarda görürdünüz.

Seksenli yıllarda gönyeli özelinde sayısız oranda çocuklara ücretsiz dersler vererek onların yaşamına değerler katmıştır.

Tanrıya inanırdı, ama ona olması gerekenden daha fazla bir anlam yüklememiştir. Her zaman ölçülüydü.

Bir yandan cenazenin her anını görüntülerken bir yandan da bunları düşünerek hem gururlanıyorum hem de öfkeleniyordum. 

Hayatını insana, toplumuna, ailesine ve araştırmalarına adamış bir insanın en azından bu son yolculuğu bütün bunları karşılayacak düzeyde olmalıydı.

Gönyeli belediye başkanı Ahmet Benli’nin yapmış olduğu kısa konuşma adeta vefasızlığı tesciller düzeydeydi. Çünkü en azından belediye olarak anlamlı bir tören düzenlenebilirdi.

Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek lazım. Belediye olarak hocaya birçok katkının yapıldığını biliyorum. Hatta kitaplarının basımında ona maddi olarak yardımcı olunduğunu da.  Ama sayın  Benli bu tören konusunda maalesef sınıfta kaldınız. “o bizi dünyanın dört bir yanında temsil etti. Kültürümüzü dünyaya tanıttı, o bizim gururumuzdur demekle olmuyor”. En kısa zamanda hem bu açığı kapatmak hem de çalışmalarını zapturapt altına almak adına bir MUSTAFA GÖKÇE OĞLU MÜZESİ’nin Gönyeli’ye ve de Kıbrıs’a kazandırılmasını en azından sizden bekliyoruz.

Kelimeler yetmez seni anlatmaya buba. Ama biliyorum ki sana sorsalar ve deseler ki öldüğünde nasıl bir cenaze istersin diye, böyle mütevazı bir cenaze isteyeceğini de biliyorum.

Ama yine de insan biraz olsun vefa bekler.  Her ne kadar olmayan şeyi istesek ve beklesek de.

HOŞCAKAL BUBA….