Ukrayna Yanıyor, Dünya İzliyor


Ne acı değil mi, Ukrayna top-tüfek, tank ve bomba sesleriyle çalkalanıyor, siviller dünya ülkeleri tarafından göz göre göre ölüme terkediliyor. Savaşın fotoğraf kareleri sosyal medya hesaplarında dönüp durmakta ve dünya devi ülkeler bu durum karşısında sadece seyirci kalmaktadır. Seyretmekten de öte bu savaşın tetikleyicisi olmuşlardır. Kadınların ellerine silahlar veriliyor vatanı korumak için. Çocuklar, bu acımasız katliamda zihinlerine savaşın ürkütücü yanını kazımak zorunda kalıyorlar. Düşünsenize, Ukrayna halkının savaştan dolayı yaşamakta olduğu ruhsal ve psikolojik yaraları. Bir kez top, tüfek sesleriyle tanıştınız mı, bir kez düşen bombaların sesiyle irkildiniz mi, bundan sonrası o izler hep beyninizde, bedeninizde, yüreğinizde kalıcı hasarlar bırakıyor. Burnuma barut ve kan kokusu geliyor uzaklardan ve 74 olaylarını hatırlıyorum. Bu yüzden empati yapıyorum ama yüreğim bunu kaldıramıyor. Sosyal medyada dönen videolar ve fotoğrafları es geçiyorum, bakamıyorum ve izleyemiyorum. Savaşları büyük devlet adamları çıkarıyor, silah tüccarları zengin oluyor ve her türlü mağduriyeti ise, sivil halk yaşıyor. Güçlü olmak insan olmanın önüne geçiyor. Sırf toprağını genişletmek, sırf sınırlarına daha çok ülke katmak adına yapılan bu zalimce kavganın adına savaş deniyor. Bir diktatör hırsları uğruna yak-yık-ez emri veriyor. Dünya sesleniyor ama o duymuyor. Nükleer caydırıcı güç kullanmaktan bahsediliyor. Kurtuluş Savaşındaki gibi kadınlar ellerinde silahlarla savaşıyor. Dünya kadınlar gününde, kadın elinde silah ile vatanının topraklarını koruyor. Belki şehit, belki gazi olacak. Geride, öksüz, yetim çocuklar bırakacak. Oldum olası özel günleri sevmedim. Bu yıl da kadınlar günü için, içimden bir şey yazmak gelmedi. Çünkü, her yerde Ukrayna-Rusya savaşının yaşanan gerçekleri gözler önüne serilirken, hele de kadınlar savaşa tabii olurken ne yazabilirdim ki. Ben hep barıştan yana oldum. Dünya üzerinde her canlının barış ve huzur içinde yaşamasından yana oldum. Devlet adamlarının her zaman uzlaşı politikasından yana durmasını ümit ettim. İnanıyorum ki, savaşta kazanan taraf olmuyor. Savaş hep kayıp getiriyor. Her iki cephede onlarca insan canından oluyor. Her iki cephede ölenlerin yakınları kayıplarından dolayı acıya boğuluyor. Her iki tarafta da ruhsal ve psikolojik yaralar açılıyor. Her iki tarafta mal zaiyatı oluyor. Ölümün de öldürmenin de vicdan muhakemesi yakanızı bırakmıyor. Çocuklar özgüven eksikliği ve gelecek korkusu ile büyüyor. Kimine göre savaşlarda kazananlar silah tüccarları oluyor. Ben böyle düşünmüyorum. Tüccarların da kayıpları oluyor. Ve daha da önemlisi “haydan gelen huya gider” sözüne çok inanıyorum. Paranın esiri olmuş bu insanlar, özünü ve benliğini yitirip, onca insanın ölümüne sebep olduktan sonra vicdanen nasıl rahat yaşayabiliyorlar, düşünemiyorum. Ancak, her insan bir gün mutlaka vicdanıyla yüzleşir. Savaşların olmayacağı bir dünya, devlet adamlarının akıl-fikir yoluyla çözümleyecekleri barışçıl politikalar ve sivil toplumun huzur ve can güvenliği içinde yaşayabileceği yarınlar diliyorum