NARKOZ ETKİSİ


Bir ülke düşünün, özgürlükten ve bağımsızlıktan söz ediyor. Ancak, açık hava hapishanesinden farksız bir yer. Özgürlük, dış etkenlere bağımsız olarak kendi düşünceleri ile karar vermesi durumudur. Bağımsızlık ise, bir milletin veya bir devletin kendi vatandaşları veya nüfusu tarafından erkince yönetilmesidir. Bu tanımlara bakıldığı zaman, içinde yaşadığımız Ada’nın hiç de böyle bir yer olmadığı apaçık ortadadır. Yönetenler yönettiğini sanmakta ve birer piyon olduğunu kabullenmemekte ısrarlı olmaktadırlar. Bugün artık hiçbir karar kendilerince verilmemekte, dış güçlerin idaresi ile bir alt yönetim olarak hizmet vermektedirler. Bu durum zafiyetten başka bir şey değildir aslında. Görmezden gelmek, durumu kabullenmek ama bunu dillendirememektir. Ülke olarak neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Sözde hükümet edenler ise, güllük gülistanlık havası yaratarak, kendi eksenlerinde dönüp duruyorlar. Son yıllarda pandemi ile birlikte yaşanan sıkıntılar tavan yapmış durumda. Zamların ardı arkası kesilmiyor. Her bir sıkıntı vatandaşın sırtına yükleniyor. Halk bu sıkıntılardan kambur olmuş da, halen daha sesini duyuramazken, eyleme de geçemiyor. Geçemiyor, çünkü topluca narkoz etkisindeler. Konuşmaktan kaçınanlar, konuşsak da bir şey değişmeyecek diyerek susup oturanlar, kaderine razı gelen bir millet olmuş çıkmışız. Her şeyden bezmiş bir halk, inancını yitirmiş bir toplum, mücadele ruhunu kaybetmiş bir millet olduk. Bunun suçunu sadece yönetenlere yüklememeli, biraz daha suçu kendimizde aramalıyız. Aramalıyız ki, eyleme geçme vakti olduğunu idrak edebilelim. Oysa bizler narkoz almış gibi halen daha bilinç kaybı yaşamaktayız. Bu bilinç kaybı nereye kadar sürecek, kaç zaman daha bu şekilde hayat idame edeceğiz, hiçbir fikrim yok. Bir toplumu yok etmek isteyenler veya kendine bağımlı yapmak isteyenler, önce o toplumun nüfusunda asimile yaratırlar. Ardından, fabrikalarını kapatıp, üretimi sonlandırıp, tüketici bir toplum yaratırlar. İthalat ve ihracaatta dengesizlik yaratarak ekonomiyi zayıflatırlar. Tanıtma adı altında bir takım vaadler vererek kelime oyunları kurgularlar. Bütün bunlar bir bir gerçekleşirken giderek artan pahalılıktan geçim sıkıntısı doğar. Bu sıkıntılar ile cebelleşen halk, artık ülkede iyi bir şeylerin olacağına inancını kaybetmeye başlar. Sistemden beslenen sermaye patronları oluşur. Hükümeti avcunun içinde tutarak kedi-fare oyunu oynarlar. Ve öyle bir noktaya gelinir ki, şuan yaşadığımız gibi, ülke yangın yeri, bir kaosun ortasında, rotasız bir gemi, kaptansız bir tayfa misali yol alır. Bugün artık KKTC de kendi geleceğine yönelik idealler yoktur. İdealler dış güçlerin idealleri, uygulayanlar hükümet edenler ve halk da bütün bu sürecin içerisinde Narkoz almış gibi derin uykudadır. Bu narkozun etkisi, umarım her şeyimizi yitirdiğimiz zaman son bulmaz. Dilerim, bir an önce üzerimizdeki bu derin uyku sendrumuna bir son vermeyi becerebilir, narkozun etkisinden ayılabilir ve toprak bütünlüğümüz, milli servetimiz, geleceğimiz için, yeniden bir mücadele için, bir meşale yakmayı ve birlik-beraberlik içerisinde hareket etmeyi becerebiliriz.