Geride kalana acı içerisinde geçecek bir ömür bıraktılar


İstanbul Esenyurt’ta Marmara Park AVM inşaatında çıkan yangın sonucu yaşamını yitiren 11 işçi dün ölümlerinin 10’uncu yıldönümünde anıldı. Marmara Park AVM önünde toplanan aileler acılarının dinmeyeceğini ve öfkelerinin bitmeyeceğini söyledi.

Marmara Park AVM yapım aşamasındayken inşatta çalışan işçilerin gece konaklaması için naylon çadırlar kuruldu. Soğuk hava koşulları nedeniyle işçiler çadırlarda elektrikli sobalarla ısınıyordu. Çıkan yangın nedeniyle 11 işçi alev alan çadırdan kurtulamayarak yaşamını yitirdi.

Şimdi soğuk ve karlı o zaman da öyleydi

İş cinayetinin 10’uncu yılında aileler kaybettikleri andı. Yaşamını yitiren işçilerden Barış Kıyak’ın annesi Ayşe Kıyak şöyle konuştu: “Şimdi kar yağıyor. Hava soğuk. O gün de kar yağıyordu ve soğuktu” dedi. İşçilerin çadırda yatırılmasına tepki gösteren Kıyak “Böyle kocaman bir AVM yaptılar.

Bu AVM’nin içerisi sıcacık. Bizim çocuklarımız burayı inşa ederken öldüler. Soğuk havada çadırda yatırıldılar, ısınmak istediler. Kalabilecekleri düzgün yerler sağlansaydı olmaz mıydı?” dedi.

Kıyak sözlerine şöyle devam etti: “Yıllardır ağlıyorum. Oğlumun yerinde ben olsaydım da o kurtulsaydı. Ama kim neden ölüyor? Bakıyorum bu kazalara. Yangınlar, patlamalar… Oğlumu kaybedeli 10 sene oldu.

O zaman dedik ki ‘Başka canlar yanmasın’. Dava sürecinde bunun için koşturduk. Suçlular cezasını alsın istedik. Oğlumdan sonra kaç can daha yitip gitti benzer şekilde. Yani bir kazayı önlemek varken ‘olursa olsun, ölürse ölsün’ deniyor. Bunu yapanların normal olması mümkün mü?

Normal insanlarla karşı karşıya değiliz. Vicdan yok. Gencecik insanları koparıyorlar hayattan, geride kalanlara da acı içerisinde geçecek bir ömür bırakıyorlar. Bu kötülüğe neden izin veriliyor?”

Dava süreci

Yangında 11 işçinin yaşamını yitirmesi üzerine Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Dava süresince sanık sayısı 15’e kadar yükseldi. Dava süreci 8 Ekim 2021’de son buldu. Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanık Ömer Faruk Gülmez'in "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" ve "genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması" suçlarından, sanıklar Cemal Birol Meral ve Vehbi Ergin Öztürk'ün de "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan beraatlerine karar verdi.

Sanıklar Kadir Altun, Mehmet Altun ve Abdullah Altun'un "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" ve "genel güvenliğin tehlikeye sokulması" suçlarını işlediğini ancak eylemle iki suçun aynı anda işlendiğini belirten mahkeme, sanıkların en ağır cezayı gerektiren "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan sorumlu tutulması gerektiğini kaydetti.

Mahkeme, suçun işleniş şekli, sanıkların asli kusurlu oluşu ve kusurunun ağırlık düzeyi, olayın meydana geldiği yer ve vefat eden işçi sayısını dikkate alarak, bu 3 sanığın onar yıl hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

Sanıkların suçu "bilinçli taksir" ile işlediğine kanaat getiren mahkeme, cezayı 14'er yıla çıkarttı. Sanıkların fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve verilen hükmün gelecekleri üzerindeki etkisini nazara alarak, cezada indirim uygulamadı.