Toplumda kangren


Ada’da, sorgulamayan bir kitle, geçmiş tarihini bilmeyen bir genç kuşak ve gelecekten bir haber yaşayan ve ümitsiz vaka olarak tanımlanan insan topluluğu bulunmaktadır. Evet, KKTC’de şöyle bir var olan topluma baktığımız zaman ortaya çıkan manzara aynen yazdığım gibidir. Ne acıdır ki, toplumda hiçbir şeyi sorgulamayan ve kaderine boyun eğmiş bir kesim var. Görüp bilmek ve konuşmamayı tercih etmek bir acizliktir bence. Konuşarak bir şeylerin değişeceğine inancı olmayan, kitlesel hiçbir etkinlikte görev almak istemeyen ve önüne sunulan yazgıyı kabullenmiş insanlar, yaşamdan ve hayattan umudunu kesmiş, psikolojik sorunlu insanlardır. İşin aslı, ne kendisiyle yüzleşmeyi kabul ederler, ne de tarihi ile yüzleşip, nereye yol alacağını bilmek isterler. Endişe yok, kaygı yok. Bir kesim ise, ki bunların sayıları oldukça azdır, sürekli sorgulayan, kötüyü eleştiren, iyiyi alkışlamayı bilen, ruhunda asilik olan ve adaletsizliğe karşı duranlardır. Bu tür insanlar, genelde özgür düşünce, fikir zengini ve araştırarak kendini geliştirmiş, gelecekten ne istediğini bilen ve bu konuda gidişattan dolayı endişe ve kaygı duyan insanlardır. Gençlerimize gelince, çok iyi eğitimle, kültürünü, tarihini ve bu topraklar üzerinde nasıl bir gelecek istediğini açıkça söylemekten çekinmeyen bir nesil olarak tanımlamak mümkün. Ancak, yeni yetişmekte olan kuşak için pek güzel şeyler yazıp çizemeyeceğim. Teknoloji çağı çocukları, sosyalleşme yok, tarihini öğrenmek için bir istek yok, yetişkinlerine saygı yok, tamamen kendi hallerinde özgürce savruk yaşayacak olan bir kuşak gelmektedir. Bu kuşağın ayak izleri, yok olmaya yüz tutmuş bir toplumun eseridir. Ne acı değil mi? Göz göre göre tükeniyoruz. Sebep sonuç ilişkisi aramıyoruz. Gözü açık bir körlük yaşıyoruz. Ülkede olanları bir çoğumuz ruhsuzca görüyor ve izliyor. Dahası yanlışı savunup, bile isteye doğru diye kabul etmekten geri kalmıyor. Ülkede bir cinayet işleniyor. Sosyal medyada yazılıp çizilenlere bakıyorum ve düşünüyorum, bu toplumun nasıl bir zihniyete sahip olduğunu anlamakta zorlanıyorum. Ölüm elbette acı ve böylesi bir acı son kimsenin istediği bir şey olamaz. Ama, burada bir dakika durup düşünmesi gerekmez mi insanoğlunun yorum yapmadan önce. Şöyle bir durum var, bir insanı değerlendirirken, önünüzde bir terazi varmış gibi düşüneceksiniz. Bir tarafına, yaptığı iyilikleri ve güzellikleri, diğer tarafına da yaptığı yanlışları ve sebep olduğu bu hazin sonun nedenlerini koyacaksınız. İşte o tartı size tüm gerçekleri gösterecektir. Tabi bunu yapabilecek gerçekçi görüş ve hür iradeye sahipseniz. Fazla uzun etmeye gerek yok, toplumun büyük bir kesiminde kangren olmuş bir ruh hali, yine kangren olmuş bir düşünce yapısı ve kangren olmuş bir tapınma duygusu mevcut bulunmaktadır. Siyasi istikrarsızlık, ekonomik çöküntü, sahte milliyetçilik, devletin gelir kaynaklarının yetersizliği, ülke olarak fakirleşmek, her türlü yasa dışılığın hüküm sürmesi, sosyal devlet anlayışından çok uzak, sözde özgür ve sözde güvende yaşam sürmek, toplumun birçok kesiminde ruhsal hastalık yaratmış ve zaman içerisinde bu ruhsal yaralar kangren haline gelmiştir. İşe bu sebeptendir ki, giderek yok oluyor ve tükeniyoruz.