Peşkeş'in Vatanı


1974 öncesi bu ülkede toprak bütünlüğünü sağlamak ve korumak en temel özelliğimiz idi. Yine o yıllarda, ulus olarak milletin korunup kollanması, haklarına helal gelmemesi için çalışıp çabalamakta ve bu konuda hiçbir kimseye taviz verilmemesi en öncelikli konularımızdandı. Sonra Ayşe tatile çıktı ve bu temel unsurlar da onunla birlikte eriyip gitti. Ne mi oldu? İlk önce Maraş’ın ganimeti birilerine peş keş çekildi. Ardından üreten fabrikalar kapatılarak içindeki mallar yine peşkeş çekildi. Elde edilen toprak parçası birilerine mal-mülk olarak hibe edildi. Zaman akıp giderken, gece kulüpleri, bet ofisleri ve beş yıldızlı oteller ile casinolar açılarak ülkede sermaye patronlarının yetişmesine vesile oldu. Denizler de dahil olmak üzere, toprak parçası yabancı sermayeye peşkeş çekilerek, ülkede birçok yabancı kişilerin patron ve işveren olmalarına çanak tutuldu. Bu yolla kara para aklama, uyuşturucu ve mafya ülkede yer etti. Birçok kurum ve kuruluşlar özelleştirildi. Halen daha elde ne kalmış ise özelleştirme gayreti içerisinde çalışmalar yapılmaktadır. Sayısız casino izinleri ile Ada kumar turizmi ile anılmaya başlanmıştır. Vatandaşlık işlemleri ayyuka çıkmış, asıl hak sahipleri vatandaş olamazken, olmayacak kişilere vatandaşlık sağlanmıştır. Peşkeş bu ülkeyi baştan sona sarmıştır. Artık siyasiler bu konuda dur durak bilmiyor. Zira, birilerini hak sahibi yaparken onlar da bu yolla komisyonlarını almaya başlamıştır. Havadan gelen para tatlı gelmiştir. Mantar gibi her yerde açılan özel okullar ve üniversiteler ülke eğitimindeki kaliteyi ve kaliteli öğrenci statüsünü giderek aşağılara çekmiştir. Arada istisnalar olduğunu da belirtmeden geçmek istemiyorum. Ancak meşhur bir söz vardır, “nerede çokluk, orada b…..k” diye.

 

Evet, geldiğimiz noktada Ada’nın her bir birimi çirkef yuvasına dönmüştür. En son gündeme oturan “Müze ve Ören Yerler”in özelleştirilmesi konusu bize şunu göstermiştir. Artık bu ülkedeki siyasetçi, ya da hükümet edenler bu ülkenin değerleri tamamen gözden çıkararak birilerine peşkeşin yolunu aralamıştır. Bu düpedüz hırsızlık için kurgulanmış bir senaryodur. Ülkenin milli servetleri bir bir yok edilirken, birilerine peşkeş çekilirken, şimdi de eski eserlerimizi hiçe sayarak devletin malı olan bu eserler birilerinin himayesine verilecektir. Bu yolla da ardından tarihi eser kaçakçılığına davetiye çıkarılacaktır. Peki ama geriye neyimiz kalır ki? Peşkeş bu ülkenin babası olmuş, siyaset bu ülkede menfaat olmuş, vurgun vazgeçilmez olmuş. Hal böyle iken halen daha hükümetçilik oynayanlar bir dizi yalanlar ile halkı uyuturken, muhalefet de sosyal medyada vaazlar vererek seyirci kalmaktadır. Toplum derseniz, geçim sıkıntısından başka bir dert kaldıramayacak duruma gelmiştir. Evet 74’te Ayşe tatile çıktı. Ardından bizler toprak bütünlüğümüzü, siyasi erkimizi, milli mücadele ruhumuzu, tarihimizi, kimliğimizi ve en son da eski eserlerimizi kaybetmeye mahkum edildik. Geriye verecek, peşkeş çekecek neyimiz kalmıştır? Varın bu sorunun cevabını da siz verin.