Egemen ve Bağımsız Devlet (imiş)


Egemen Devlet demek; tanımlanmış sınırları, belli bir bölgede egemenliği, kalıcı bir nüfusu, bir hükümeti, diğer devlet ve güçlerden bağımsızlığı ve diğer egemen devletlerle ilişki kurma kapasitesi olan devletlere verilen addır. Bağımsız Devlet ise; toprak bütünlüğüne sahip, kendi kendini serbestçe idare eden, başka devletler karşısında eşit hakları ve yetkileri bulunan devlettir. Tam bir bağımsızlık için, o devletin iç ve dış işlerinde tam egemen olması gerekir. Bu tanımlardan yola çıkacak olursak, adına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti denilen bu toprak parçası egemen ve bağımsız bir Devlet tanımına hiçbir şekilde uymuyor. KKTC olarak hiçbir egemen devlet ile ilişki kurma kapasitemiz yoktur, olamaz da. KKTC olarak kendi kendimizi yönetemiyoruz. Öyle bir serbestiyetimiz asla söz konusu bile olamaz. Başka devletler karşısında hiçbir eşit hak ve yetkilerimiz bulunmamaktadır. İç ve dış işlerinde ise, tamaman her konuda Türkiye Cumhuriyeti’ne yani Anavatan’a bağımlı bir ülkeyiz. Bu yüzden hiçbir devlet büyüğü çıkıp da göğsünü gere gere biz bağımsız ve egemen bir devletiz demesin. Devlet nedir bilir misiniz siz? Devletin görev ve sorumlulukları nedir bilir misiniz? Devlet dediğin; toplumun huzurunu sağlar, ekonomik kalkınmayı artırır, haberleşmeyi sağlar, turizmi geliştirir, din ve vicdan hürriyetini sağlar, toplumun barış ve huzur ortamında yaşamasını sağlar, vatandaşlarının her türlü ekonomik olarak kalkınmasını sağlar, işsizliğe yönelik istihdam paketleri sağlar, temel hak ve hürriyetleri sağlar, adaleti sağlar, ulaşımı sağlar, özel mülkiyet hakkını korur, sosyal olarak her türlü gelişmeyi sağlar, gençlere güzel bir gelecek ve iş imkanı sağlar, üreten kesimin her daim arkasında durur. Sizler bunlardan hangisi gerçekleştirebildiniz ki Devlet kelimesini ağzınıza alıyorsunuz. Yönetmiyorsunuz, sizler bu işi beceremiyorsunuz. Sizlerde bir Devlet adamı vizyon ve misyonu yoktur. Eğer olsa idi, bugün vatandaşlarınız açlık sınırı altında bir yaşam sürmezdi. Bugün, hasta ve ilaç bağımlısı vatandaşlarınız ilaç bulamamasından dolayı ölüme terk edilmezdi. Bugün, yeni yetişen genç kuşak bir bir ülkeden göç etme hayali ve girişimi içerisinde olmazdı veya güney komşumuzda iş arayışı içerisine girmezdi. Bugün, adaleti sağlamış olsaydınız ülkede mafya patronları türemez, fuhuş alıp başını gitmez, insan kaçakçılığı gerçekleşmez, kara para aklanmaz, uyuşturucu ve kumar cenneti olmazdık. Bugün sosyal devlet anlayışı içerisinde görev ifa etmiş olsaydınız, halkın dörtte üç buçuğu geçim derdinden veya borç ödemekten dolayı psikolojik bir yaşam savaşı içerisinde olmazdı. Sizler, yani gelmiş geçmiş tüm hükümet edenler, ki sürekli ayni kişiler sahnede rol almaktadır, bu gün bu Devlet denen ama aslında hiçbir zaman o sıfatı kazanmamış olan vatanın bu hale gelmesinde payı olanlarsınız. Çünkü hükümet edenlerin görevi Devleti kalkındırmak, yaşatmak ve idame ettirmektir. Bu yüzden aslında sizin Devlet dediğiniz bir sahne, sizler de o sahnede yer alan kuklalardan ibaretsiniz. Senaryoyu yazan da sizleri dilediği gibi idare edendir. Kısacası, sizler vasıfsız oyucularsınız.