Parasızlık ve yaşam kalitesindeki düşüş


Yeni dedikleri işbirlikçi Sucuoğlu hükümetinin  icraatlarında hayatımızın daha da pahalılaşacağı toplumun yüzüne bir şamar gibi indi, inmeye devam ediyor, yenisi  de eskilerin devamını sürdürmeye karalı görülüyor  .

Zamları konuşmayan, şikayet etmeyen tek bir insan yok. Kurtarıcımızın bize hediye ettiği yalnızca yemek yerken de akıllarda zam, gezerken de otururken de af edersiniz zam zam zam…

Kafaların içinde hep aynı hesaplar yapılıyor, insanca yaşamak için her şey erteleniyor.

Ailesini geçindirmek için insan zorunlu ihtiyaçlara öncelik veriyor, her geçen gün endişeler artıyor ve sanki kafaların içinde hep şöyle bir hesap var, acaba kazancımla bu ayı atlatabilecek miyim endişesi çileye dönüşüyor..

Her sohbette laf dönüyor dolaşıyor zamlara geliyor. Hiç konusu açılmadan, dostlarla, keyifle bir meyhanede yenen yemeğin sonunda gelen hesap, lafı da keyifli anları da zehirliyor. Yenen kazığın ardından "Neyse" deniyor, neticede efkarlanan vatandaş ayda yılda bir meyhaneye gidip efkar dağıtıyor .

Peki, yarın evde fasulye, pilav yapılır yenir diye düşünüyor ama artık onu yapacak gücü de kalmadı. Bu arada, pirinç yüzde 100, kuru fasulye yüzde 100 zamlandı…Ya soğan, yağ, salça… Zamdan nasibi almayan mı var? Bugün evde pişen yemeğin maliyeti, geçen sene yenen yemek fiyatının üç katına çıkmış.

Yine de kötünün iyisi, en ucuzu evde yemek. Az yağ, az fasulye, çok ekmek… Ekmek bile zamlandı ama insan aç yaşayamaz… Ha bu arada evde oturmanın maliyeti de arttı.

Hanımı alıp bir akrabaları "Gezeyim" desen, benzine, gelen zamlarla onu da imkansız hale getirdiler, akaryakıtın geçen yıl ortalama satış fiyatının daha şimdiden üç katına ulaşmış durumda. Malum, bitmez denilen memleket trafiği bile yoktu, yollar boşaldı.

Kafalar karışık: Bu acımasız hayat şartlarında bir yakınını ziyarete dahi bu şartlarında gidemez olduysak vay halimize. En iyisi evde oturalım, zaten nereye gitsek para harcayacağız, ne hallere düşürüldük, evde kalalım da para harcamayalım durumuna düşürüldük.

Hanım ev işlerini bitirince televizyonu açıp dizilerini seyreder,  ben hafta sonu evden çalışıyorum bilgisayar başındayım. Kahvaltı alışkanlığım yok, öğle yemeği desen o da yok, bir tek akşam yemeği… Evde pişen yemek de az maliyetli değil. Akşama ne pişirsek?

Evde olunca da devamlı bir şeyler içmek istiyor insan. Aslında dışarıda soğuk bir hava,  mangalı yakıp kebap yemek güzel olurdu ama… Et ve tavuk eti de alınamayacak kadar zamlandı.

Kuruyemiş mi yesek. Yok yok, o daha da çok pahalı. En iyisi sıcak bir çay sonra da birer kahve yapalım. (Kahve ve süt fiyatlarına gelen a normal zamlar hatırlanır.) En iyisi biz yine çay ile idare edelim.

Dedim ya hava da soğumuş. E haliyle ev de soğumuş. Klimayı biraz daha açsak mı? O da pahalı ve yüzde 30-40 zamlandı. Geçen ayki faturaya yüzde 30 eklenince… (Kafalarda hesaplamalar yapılır.) Ya bu ay gelecek fatura ne olur diye sakın düşünmeyin.

Elektrikli ısıtıcıyı açsak elektrik faturası iyice kabaracak, zaten televizyon açık, evde her şey elektrikle çalışıyor. En iyisi ceket giyelim, bir de şu battaniyeyi bacaklarımıza örttük mü tamam. Ohh biraz ısındık.

Her evde üç aşağı beş yukarı bütçeye göre değişse de kafalarda yapılan muhasebe buna benzer değil mi? Yaşamak için, tüketilen ürünler, farklılaşsa da alım gücünde ciddi bir düşüş her evde var.

Dahası da var. Faturalar var mesela, kira var, eğitim, sağlık giderleri var sakın hasta olmayın, ilaç fiyatları aldı başını gitti malum… Geçim derdi bir an olsun akıllardan çıkmıyor.