GENÇLER VE GELECEK


Giderek yozlaşan, birbirine yabancılaşan, eski değerlerimizi bir bir tükettiğimiz, kültürümüzü yabancı kültürler karşısında yitirme noktasına geldiğimiz, tarihimizin anılarda bile yaşatılmasına hor bakan bir zamanda yaşıyorken, bu zaman diliminde yetişmekte olan bir kuşak vardır. Adına ister Z kuşağı deyiniz, ister uzay çağı çocukları deyiniz. Gerçekte, bu dönemde yetişen neslin tamamen teknoloji bağımlısı olduğu su götürmez bir gerçek. Günün, çoğunlukla büyük bir bölümünü ekran karşısında tabletlerle, veya son model cep telefonları ile geçirmekteler. Evet, zaman uzay çağı, teknoloji çağı, ancak bağımlılık çağı olmamalıdır. Çocuklara okul eğitiminde Kıbrısın tarihi anlatılmalı, kültürü anlatılmalı ve bu kültür canlı olarak yaşatılmalıdır. Bunlar, küçük yaşlardan o küçücük beyinlerine işlemez ise, bu çocuklar kendi öz geçmişlerini nasıl bilebilecekler. Veya, kendi tarihlerini bilmeden, nasıl bu Ada yarısında bu topraklara sahip çıkacaklar, bilemiyorum. Vatan sevgisi, doğduğunuz topraklarda milli mücadeleyi, tarihini, kültürünü, örf ve ananelerini bilmekten geçmektedir. Ne acıdır ki, son yıllarda yetişen nesillere bütün bu değerler sadece ilgili olan aileler tarafından, çocuklarına bilgi dağarcığında bulunması açısından anlatılmaktadır. Biraz daha önde giden nesile bakacak olursak bütün bu saydığım değerleri ucundan yakalamış olsalar da, gelecekten bir beklentileri veya umutları yok gibi görünmektedir. Çünkü, ülkede var olan siyasi istirarsızlık, ülke ekonomisindeki istikrarsızlık, artık bir bir bu gençlerin işsizlik ve parasızlıktan ülkeyi terketmelerine sebep olmaktadır. Nitekim, son zamanlarda güneye çalışmaya giden gençlerimizin sayısından bunu anlamak hiç de zor bir şey değil, istatistikler ortadadır. Ancak, bütün bunlara rağmen kürsü konuşmalarında gençlere güzel bir gelecek bırakmaktan, gençlere iş imkanı yaratmaktan ve üretime teşvikten bahsedilmektedir. Buraya yazmış bulunayım, ileride bu ülkede Kıbrıslı Türklerin çocuklarını mum ile arayacaksınız. Artık son yıllarda yetişen kuşaklar, ne bu ülkede yaşamaktan, ne bu ülkede eğitim almaktan, ne de bu ülkede iş bulmaktan dolayı istekli değillerdir. Sizlerin uygulamış olduğu politikalar yüzünden, kendi topraklarında giderek yabancılaşan, yok olan bir toplum olduk. Bir gün gelecek korkarım ki tarih bizim adımızdan bile söz etmeyecek. Taşıma nufüs ile gerçek yerli halkın üzerinde bir nüfus yarattınız. Üretimi baltalayarak üreten toplumu tükettiniz. Üniversiteleri açarak sayıca çoğaltınız ve bunların sayesinde ülkeye birçok yabancı uyruklu vatandaş aldınız. Bunların kaydını tutamadığınız gibi, kaçak köçek çalışmalarına da göz yumdunuz. Denetim mekanizmanızdaki aksaklıklar yüzünden ülkeye kaçak yollardan girişler arttı. Yine yönetimdeki zafiyetleriniz yüzünden ülke uyuşturucu batağına döndü. Gençlerin göz göre göre bu batağa bulaşmalarına sebebiyet verdiniz. Adanın bir fuhuş yuvası olmasına, bu sektörde patronlar yaratmaya çanak tuttunuz. Kumarın ve mafyanın bir numaralı ülkesi haline geldik. Yine bu durum da, sizin zafiyetleriniz ve menfaatleriniz yüzünden vuku buldu. Şimdi ben size sorarım, hangi genç burada yaşamak ister? Hangi iş alanlarında iş bulabilirler ki? Hangi para ile yuva kurup aile olabilirler ki? Hangi sokak, hangi mahalle, hangi köy, hangi şehir, bizden birini, geçmişimizi, tarihimizi, kültürümüzü ve insanımızı barındırabildi ki?