DÜNYANIN EN ZOR İŞİ "TANIKLIK" 0LSA GEREK …!!!


İnsan ne kadar daha fazla şeyden utanırsa o kadar şeref ve onur sahibi olur. (Bernard Shaw).

Onurlu bir yaşam sürmek, saygın ve herkese örnek olacak şekilde yaşamak çok önemlidir. Maalesef herkes şerefiyle yaşayamıyor. İnsan bir kere onurunu kaybederse onu geri bulması çok zor olur. Onurunu kaybetmiş kişilere onur ile ilgili sözler söylemek elekle dereden su taşımaya benzer.  Ağlamakla başlayan hayatımızın onurlu bir şekilde son bulması sanırım herkesin isteği olsa gerek. Bazılarında onursuzluk diz boyu, yüzsüzlük ise tavan yapmış durumda.

Son iki haftadan bu yana sanırım az da olsa kalan erdemli ve onurlu Kıbrıslıların tanık olduğu olaylar dudak uçuklatacak boyutta.

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle gerçekleşen müdahaleler ve buna paralel atanan kayyum cumhur başkanı Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bundan sonra yapacağı müdahalelerin boyutunu da belirlemiştir. Kaldı ki her şeye rağmen yapılan bu müdahale kıvrak ve de çok kolay bir şekilde aşılabilirdi. Sayın Mustafa Akıncı seçimden sonra çıkıp yeni kayyum cumhurbaşkanına başarılar dilemeseydi eğer. Onun yerine müdahaleyi uluslar arası boyuta taşıyıp BM den de güvenlik talebinde bulunulsa inanın bu gün çözüm ve federasyondan başka bir şey konuşmamış olacaktık. Ama ne bilelim ki sayın Akıncı da bunlar.

Kayyum atamasıyla birlikte artık müdahaleler aleni bir şekilde yapılmaya başlandı. Biliyorsunuz bunun en güzel örneği de Ulusal Birlik Partisi kurultayı olmuştur.

Bunun yanında arada mafya hesaplaşmaları da müdahalenin tatı tuzu olmuştur. Yani adamlar diyor ki mafya da bizden olacak. Bu kadar basit.

Meda zori başkan olan sayın Sucuoğlu seçime delegelerinden almış olduğu büyük destekle girdi. Girdi girmesine de isminin üzerine çizgi çekildiğini nerden bilsin Sayın Sucuoğlu.

Pandemi ve ekonomik çöküşe rağmen yine de Sayın Sucuoğlu seçimleri yüzde 40 oyla kazanmıştır. Üstelik 23 milletvekiliyle. Ama yine Ankara’ya yaranamamıştır. Hükümeti kurmasına rağmen partinin milletvekillerine yapılan müdahale ile basit bir değişiklikle devam edecek hükümet, kayyum cumhurbaşkanına yapılan müdahale ile kabul edilmemiş ve istifa etmek zorunda kalmıştır.

Herkes sayın Sucuoğlu’nun müdahalelerle ilgili açıklama yapmasını beklerken yeni bir hükümet kurmak için tekrardan görev almıştır. Bu ne şiş bu ne kebap. Derken Sayın Sucuoğlu bu sever müdahaleyi koalisyon ortaklarından yedi. Evet o da Ankara’nın bir yeni müdahalesiyle gerçekleşti. 

Böyle bir noktada artık müdahale ayan beyan yapılmakta ve buradaki siyasal kültür ve literatür yok sayılıyordu. Fakat burada dikkat etmemiz gereken en önemli nokta müdahalenin her noktasında müdahale edilenin kayıtsızlığı ve buna biat etmesidir. Sanırım bundan daha büyük bir onursuzluk ve omurgasızlık olamaz.

Ve bu omurgasızlığın türettiği de kurultayda delegelerin son sırada çıkardığı bir vekilin hükümeti kurma görevini kayyumdan almasıdır.

Buna benin entelektüel geleneğim maalesef kelime bulamadı.

Ama görünen şu kazan kaynamaya başlamıştır. Ve bu işin sonunda  da aslında herkesin beklediği şey olmayacak.  Bölünmeymiş, parçalanmaymış … Her zaman olduğu gibi saklanarak yapılan, kişisel ve zümre çıkarları için daha da aleni yapılacak.

Fakat biat edenin de biat ettirenin de unuttuğu bir gerçek var. Çatı çökmüştür… hatta zemin de çökmüştür… ve de hiç kimsenin bununla ilgili bir çözü yoktur.

O yüzden bu ülkeyi yönetmeye kim aday olursa olsun. (hangi yolla olursa olsun) bilecek ki kepazenin da kepazesi olacaktır.

Bu da bizim en büyük TANIKLIĞIMIZ olacaktır. O yüzden yine Bernard Shaw’ın sözleri ile yazımıza nokta koyalım.

İnsan ne kadar daha fazla şeyden utanırsa o kadar şeref ve onur sahibi olur. (Bernard Shaw).