Ekonomik İşbirliği Protokolüne Atfen


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti olarak maalesef iflas bayrağını çekmiş durumdayız. Ama yönettiğini zanneden kişiler halen daha dünyaya açılmaktan, uzaya çıkmaktan, turizmde patlama olacağını söylemekten, gençlerin önünü açıp onlara iş imkanı sağlamaktan, digital para kullanımına geçileceğinden bahsetmektedirler. Her biriniz ayrı ayrı hayal satıyorsunuz efendiler. Bu söylediklerinize kendiniz bile inanmıyorsunuz. Protokole imza koyan Faiz efendinin ise günlerdir sesi sedası çıkmıyor. Sesini kestiler mi, kendi mi insan içine çıkacak cesaret bulamıyor, bilinmez. Ekonomimiz dibe vurmuş durumda, devletin kasasında para yok. Her ay borçlanma yoluna gidilerek memurlar ödenmekte. Yakında borçlanacak kurum da bulunamayacak. Bu durumda ivedi olarak iktisap etmenin yolları aranmalı iken, önünüze sunulan protokolü kuzu kuzu imzalayıp, halkın kazançlarını kırpmayı çare gördünüz. Ne diyordu protokolün bir maddesi, “kamu olsun, özel sektör olsun emeklilikte alınan 13. Maaş için hem özel hem kamu çalışanının sigorta primini, hem de emeklilik iştirak payı oranını artırıp, net maaşlarını düşürecekler”. Zaten kırpa kırpa tüketiyorsunuz, yararımıza ne varsa tüm haklarımızı bir bir elimizden alıyorsunuz. Diğer taraftan da sürekli olarak temel gıda maddelerine yapılan zamlar, akaryakıta yapılan zamlar ve daha birçok ürünlerdeki fiyat artışları ile biz vatandaşlarınızı her geçen gün dibe doğru çekmektesiniz. Peki ama devletin kasası boş ise, ekonomi dibe vurmuş ise vatandaşın suçu ne? Esas suçlu sizlersiniz. Koltuklarınıza yerleşirken kürsüde ettiğiniz yemin ile, devletin daimiliğini, vatandaşın refahını korumakla mükellef olduğunuzu söylemiyor muydunuz? Bu gün bu ülkede giderek fakirleşen bir halk var, yüce devlet dediğiniz ülkenin ise kasasında kuruş yoktur. Bu da demek oluyor ki, son zamanlarda hükümet edenler hiçbir konuda başarılı olamayıp, devleti daha da aşağıya çekmişlerdir. Efendiler, acil önlem almanız gerektiği zaman neden hep vatandaşı kurbanlık koyun ediyorsunuz? Hani sizler elinizi taşın altına koyuyordunuz ya, bu kez gerçekten koyun. Hani sizler ateşten gömlek giyiyordunuz ya, bu kez gerçekten giymiş olun. İlk önce maaşlarınızı sıradan bir vatandaş maaşına indirin. Ardından RHA’nı satışa çıkarıp elde edilen geliri devletin kasasına koyun. Daha sonra izaz-ikram fonlarını ve yurt dışı gezilerini iptal ediniz. Zaten Ankara’nın talimatı var, “sorunlarınızı buradaki elçilik vasıtası ile çözün” diyor. Bunun dışındaki yurt dışı ziyaretleri gereksiz ve masrafdır. Gelelim yurt dışı temsilciliklerine, 29 adet temsilcilik, bizim gibi tanınmayan ve ekonomisi can çekişen bir ülke için fuzuli masraftan başka bir şey değildir. 3-5 tane gerekli olan ülke var ki, elbette onlar görev ifa etsin. Diğerleri hangi maksat için açılmıştır, hepimiz çok iyi biliyoruz. Kapatın gitsin, buralara yapılan masraf devletin kasasında kalsın. Gereksiz dernek, kurum ve kuruluşlara yapılan yardımları da artık bir elden geçirin. O kadar gereksiz “adı var kendisi ortalarda yok” dernek, kurum ve kuruluşlar var ki… Ve atamaları eski müşavir ordularından yapın, geçici personel alımını durdurun. Yani efendiler menfaatlerinizi bir kenara bırakıp, önce hepiniz kendinizden kırpın. Son olarak halen bütçe açığı var ise, bu halk sizden çok daha iyi elini taşın altına koymayı bilir.