YA ŞİMDİ YA HİÇ BİR ZAMAN


Her sabah haber dinlemeyi çok uzun bir zamandan beridir adet edinmiştim. Ülkede olup bitenleri, siyasi gelişmeleri, toplumun ruh halini, çözümlenmeyen sorunlara çare bulunup bulunmayacağına dair bilgili sahibi olmak adına. Ancak, son zamanlarda haber izleyemez, okuyamaz duruma geldim. Çünkü ekonomik çöküntü, siyasilerin yalan beyanları, insanların alım gücü düştükçe çaresizlikleri, artan hırsızlıklar, çocuk istismarları, kadına şiddet, uyuşturucu kullanımının ilk okullara kadar inmiş olması, iş kazaları, gün geçmiyor ki ölümle sonuçlanan trafik kazaları ve daha nice olumsuz haberler bütün enerjimi almaya başladı. Hatta bir ara köşe yazısı yazmayı bile bırakmayı düşündüm. Yaptığım röportajlarda insanların bu ülke geleceğine dair umudunun yok olmaya yüz tuttuğunu gördükçe, birlik ve beraberlik kavramını yitirdiğimizi derinden hissettikçe içimden hiçbir şey yapmadan gün geçirmek geliyordu. Ama akacak kan damarda durur mu hiç? Elbette durmaz, kötü olayların ruh halimi ele geçirmesine ve beni yıkmasına asla müsade edecek bir karakter yapısında değilim. Güzelim cennet Ada’nın nasıl bir sistemin ve düzeninin içerisinde her geçen gün yok oluşuna imza atan devlet büyüklerinin ne kadar taş kalpli olduklarını ve devletin itibarını ne kadar yerle bir ettiklerini gördükçe tarihimizde bir zaman yolculuğu yapıyorum. 74 öncesi , 58’li, 60’lı, 61’li, 63 olayları yaşanan yıllar ve o yıllarda toplumun tüm imkansızlıklara ve yokluğa rağmen nasıl bir birlik ve beraberlik içerisinde ne mücadeleler verdiğini anımsıyorum. Atalarımız bu topraklarda bağımsız ve egemen bir devlet olabilmek için ne badirelerden geçmişler. Nice tehlikelerle nice zorluklarla bir yaşam kavgası, bir toprak bütünlüğü adına nelere göğüs germişler. Şu sıralar içerisinden geçtiğimiz bu dönem, bizler için tam manası ile bir dönüm noktasıdır. Dönüm noktası diyorum, çünkü yok oluyoruz, bölündükçe bölünüyoruz ve buna bir dur demenin zamanı geldi de geçiyor. Artık son durak. Ya yavru olarak kalıp, deniz aşırı siyasilerin emir kulları oluruz, ya yeni bir tarih ve gelecek yazmak için hep birlikte özgürlük ve bağımsızlık adına bir mücadele başlatırız. Bizlerin tarihi bizlerin kaderi bizlerin elinde olduğu inancını benimseyerek artık bir yol haritası çizmek durumundayız. Bir yarımız Avrupa olurken, Avrupa standartlarında Avrupai yaşarken, öbür yanımız neden bir geri kalmış ülke durumunda ve baskılarla yaşayarak her geçen gün yok olmaya doğru gidelim? Bu ülkenin kaderi siyasetçilerin iki dudağı arasında olmamalıdır. Toplumlar kendi kaderlerini kendileri yazar. Ve tam da şimdi yeni bir tarih yazmanın zamanı geldi. Baskılar, protokoller, siyaset adamlarının beceriksizliği bizleri yok etmek, devletin itibarını yerle bir etmek, bizleri kendi vatanımızda kimliksiz ve topraksız bırakmak kaderimiz ve geleceğimiz olmamalıdır. İnsan toprağı için, ekmeği için, onuru için mücadele etmeyecekse ne için yaşar. Umutlarımızı solduranlara, yarınlarımızı çalanlara, emeğimizin kıymetini bilmeyenlere, haklarımızı kırpanlara inat, gelin ele ele omuz omuza verip bu var oluş kavgasını, vatanımızın bütünlüğünü ve gelecek güzel günlerin imzasını atmak için birlikte mücadele edelim. Biliyorum ruhlarımız incinmiş, umutlarımız tükenmiş, inançlarımız yok olmuş durumdadır. Ama düştüysek kalkmasını bilmeli, yara bere içinde yola devam etmeli, mücadeleyi yarıda bırakmamalıyız. Yılmak kaybetmektir. Kazanmak için bir mücadele şarttır. Ve en büyük kazançlar zorlu bir mücadelenin ardından gelir. Ya şimdi, ya hiçbir zaman.