KKTC BİR DEVE GİBİ


Bu başlığı okuduğunuzda devenin heybetli oluşu veya susuzluğa dayanıklı oluşu aklınıza gelmiş olabilir. Onları geçiniz. Ben, KKTC’nin neresi doğru anlamında kullandım. Yani deve ile benzerliği eğrilikleri.

Geçmişte şöyle böyle yasalara uyulurdu. Artık Anayasanın bile oy çokluğu ile mi oy birliği ile mi delineceği tartışılır oldu.

Siyasi erk hukuku kendi isteklerine göre şekillendiriyor. Yolsuzlukları görmeme duymama bir politika oldu. Bunun tek sebebi var. Bir el kirli ise onu temizleyeceğim diyen diğer elin de kirlenmesidir.

KIB-TEK her iktidar döneminde  muhalefet tarafından eleştirildi. Yolsuzluk iddiaları yapıldı.  Bu iktidara gelinceye kadar benim bildiğim  suç işleyip yargılanan bir yönetici yok. En sonunda geçmiş Genel Müdür ve şoförü tespit edilen usulsüzlük nedeniyle  mahkeme huzuruna çıkarılmışlardır.

Bu iktidarda KIB-TEK’in enerji bakanlığından alınıp Maliye bakanlığına bağlanmasını iyi okumak gerekir. Maliye Bakanı Sunat Atun UBP içinde AKP tarafından en güvenilir kişidir. Bunun aksini iddia eden var mı?

Protokoldeki mali desteğin AKSA’ya borcun olan ödenmesi için kullanılması da AKSA’nın AKP içindeki etkinliğinden kaynaklanıyor.

Şimdi AKSA ve Sunat Atun KKTC’nin elektrik üretiminde tek yetkili olacaklar. Daha sonra dağıtımı şirketi , iletim şirketi  olarak bölünecek,  özelleştirilecek başka şirketlere peşkeş çekilecek. Bu şirketler de Türkiye’den gelecek. Nasıl olsa bu konuda imzalanan protokolde engeller ortadan kaldırıldı.

KIB-TEK üzerinde en çok tartışılan konular yakıt ihaleleridir. Bu ihalelerin usulüne uygun yapılmadığı veya yakıtın kalitesiz olduğu her zaman iddia edilmiştir. Bular yapılırken birilerinin kerinden menfaat sağladığı akla gelmektedir.

Türkiye’deki Erdoğan başkanlığındaki tek adam rejimi için Suriye’deki, IŞİD elinde olan  petrollerinin  çeşitli yollardan Türkiye’ye getirildiği yabancı basın tarafından iddia edilmiştir. Bunun anlamı petrol ticaretinde Türkiye’deki  bazı şirketlerin de yararlandığı şeklindedir.

KIB-TEK’in bu yolla elde edilen akaryakıttan alıp almadığını bilemem. Sunat Atun’un   bu konuda kendi partili bakanlar da dahil olmak üzere  araştırma yapma isteği Ankara’dan verilmiş bir işaretin sonucudur. Bu şekilde geçmişte Erdoğan rejiminin bilgisi dışında ve AKP’ye yakın olmayan şirketlerden yakıt alınıp alınmadığı, bu konuda yolsuzluk yapılıp yapılmadığı ortaya çıkacaktır.

Halkın vergileri ve katkılarıyla kurulmuş KIB-TEK’in  bu toplumun malı olarak kalması ve geçmişte yapılan usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması en büyük temennimdir. Tabii suçluların da mahkemede yargılanıp cezalandırılmaları  koşuluyla.