EMPATİ YOKSUNUSUNUZ


Etrafınızdaki insanlara bir bakınız, eğer merdivenleri tek tek tırnaklarını kazıyarak çıkmış iseler, bulundukları noktanın hem kıymetini bilirler, hem de empati yetenekleri çok güçlüdür. Onlarda vicdan ve merhamet duygusu ile birlikte, kul hakkı değerlidir. Bir de zirvede olup da, bu yerlere gelebilmek için hiç emek harcamadan en topta oturan insanlara bakınız. Bu insanlarda, vicdan ve merhamet duygusu bastırılmış, egolar dört nala koşar vaziyettedir ve empati yoksunudurlar. Hatta sorsanız “empati nedir” diye doğru bir açıklama yapabileceklerinden bile şüpheliyim. Gözlemlerimde bu güne kadar yanıldığım çok nadir olmuştur. Geçtiğimiz günlerde asgari ücret komisyonu saptama toplantısında fütursuzca bir kelime sarf edilmiştir. Emekçi kardeşlerimiz “vasıfsız” olarak nitelendirilmiştir. Oysa ki, sermaye patronlarını bulundukları yerlere emek gücü ile taşıyan bu insanlarımız değil midir? Emek hırsızı olmak, empati kuramamak, geldiği yeri unutup bulunduğu yerin avantajlarını güç olarak görüp, güçsüzü ezmek için uğraşan tipik bir işveren modeli. İçindeki zayıflığı bu yolla kapatma örneği de diyebiliriz. Bu konu üzerine daha da fazla bir şey yazmak istemiyorum. Herkesin nereden geldiği, kim olduğu ve davranışları, karakterini ortaya koyuyordur zaten. Gelelim ayni günlerde Taçoy’un boşanmalarla ilgili sayısal verilere dökerek yaptığı açıklamaya. Hasan efendi, bu ülkede önemli olan boşanma rakamları değil, son yıllarda neden bu kadar boşanma davalarının artmış olduğudur. Rakamlar burada bir önem taşımıyor. Asıl önemli olan sorunların köküne inebilmek ve sebepleri araştırıp, çare üretebilmektir. Neden bu toplumda boşanmalar hız kesmiyor, hiç düşündünüz mü? Ya da hiç etraflıca bir araştırma yaptınız mı? Siz zahmet etmeyiniz. Ben size buradan bilgi aktarımı yapayım. Ülkede ciddi anlamda bir ekonomik kriz var. Ülkede dar gelirli vatandaşta geçim derdi var. Ülkede zengin çocuklarında her şeyin tadına vardıkları için farkı ve tehlikeli şeylere yönelme var. Ülkede siyasi istikrarsızlık var. Ülkede işsizlik var. Ülkede vatandaşlar arasında ayırımcılık var. Ülkede torpil almış başını gidiyor. Ülkede gelecek endişesi var. Ülke gençlerinde tarih bilgisi yetersizliği var. Ülke gençlerine ücretsiz sosyal aktivite alanı darlığı var. Ülkede nefes alınabilecek ölçüde yeşil alan yok. Ülkede denize girmek için temiz ve ücretsiz alanlar yok olmaya yüz tutmuştur. Ülkede güllük gülistanlık havası yaratıyorsunuz ya, bu halk artık tüm gerçekleri biliyor ve görüyor. Ülkede Türk lirası kazanıp, döviz ile ev ve araba sahibi olmaya çalışıp insanlar borç batağına saplanıyor. Ülkede kumar ve bet ofisleri her köşe başında tehlike arz ediyor. Ülkede, ne eğitim, ne sağlık sistemi halkına ücretsiz vermesi gereken hizmeti sağlayamıyor. Bu kadar sorunların içinde yoğrulan halk açlık sınırının altında bir rakam ile nasıl aile geçindirsin, nasıl çocuk okutsun, sorarım size, bir fikriniz var mı? Hani bir kere de olsa, bir sefer bir asgari ücret alıp o ay siz ailenizi geçindiriniz. Bırakın bunu yapmayı düşüncesi bile size uymaz. Çünkü empati yoksunusunuz. Bu yüzden dilediğiniz kadar “Boşanmanın Ebeveyinler ve Çocuklar Üzerindeki Etkisi” adlı sempozyumlar düzenleyin bir faydası olmayacaktır. Sorun boşanmaların kökünde yatan sebeplerdedir. Sorun sizlerin empati yoksunu olmanızdır.