TATAR'I BOŞUNA ELEŞTİRİP ONA KIZMAYINIZ. GERÇEKLERLE YÜZLEŞİNİZ


Dünyanın hiçbir yerinde Hıristiyan Dayanışma Oyunları veya Musevi Dayanışma Oyunları yok. Bunun sebebi nedir? Çok basit. Laik ulus devletlerinde dini inanışlar bir devletin resmi ideolojisi olamaz da ondan. İslam Dayanışma Oyunları adıyla yapılan oyunlar ortaçağ artığı bir zihniyetin göstergesidir. Bilindiği gibi Ortaçağ’daki feodal yapının temelinde Hristiyan inanış vardı. Ruhban sınıfı da kralların egemenliği için uğraşan ve bunun karşılığını alan bir sınıftı.

KKTC’de ne  yazık ki bu temelde eleştirilere hiç rastlamadım. “Niçin davet edilmedik?” ,” Niçin Cumhurbaşkanı gitti?” diye  hem eleştiri hem de alay konusu yapıldı.

Niçin davet edilmediğimiz bal gibi ortadadır. Türkiye de dahil olmak üzere KKTC diye dünya devletlerinin tanıdığı bir devlet yok. O bakımdan davet edilmesi imkansız.

Bakmayın siz TC’nin KKTC’yi tanıdığını söylemesi. Bu gerçek değil.   Çağımızın deyişiyle tamamen sanal bir durum.  Sanal gerçeklik  gözlüğü ile  oyunun içine girermiş hissi veren bu gözlükler  çıkarıldığında gerçek dünyaya geri dönmüş olursunuz. Bizim bağımsız ve egemen KKTC işte ancak bu gözlükle görülebilir.

Ersin Tatar bu oyunları izlemek üzere Konya’ya davet edildi. Kendi partisi de dahil olmak üzere her taraftan eleştiri başladı. O’nu savunmak isteyenler ise davet edilmemeyi gerekli girişimlerin zamanında yapılmamasına bağladı. Kimse inanmadı. Kendisi bile.

Eleştiri yapanların unuttukları bir şey var. Cumhurbaşkanı olması için Tatar’a görev veren, seçilmesi için her türlü müdahaleyi yapan Erdoğan rejimi değil miydi. Tatar,  hayalini bile kurmadığı bu makama geldiğine kendisi bile inanamamıştı. Unuttunuz mu?

Şimdi de niçin gitti? Niçin Kıbrıs Türk gençliğinin haklarını savunmadı?  Protesto ederek katılmamalıydı diyenlere aldırmayınız. Tatar’ın yerinde kim olsa koşa koşa giderdi.  Gitmeyecek olan varsa o koltukta bir dakika oturamaz.

Mehmet Ali Talat Cumhurbaşkanı olduğu zaman ne demişti. Bilirsiniz. Mustafa Akıncı görev süresinin sonunda Erdoğan rejimi ile ters düşünce başına neler geldiğini, nasıl tehdit edildiğini kendi açıklamalarından ve yapılanları izleyerek öğrenmedik mi?

Geçmişte Türkiye’nin belirlediği adayın karşısında aday olanların elçilikte veya başka mekanlarda adaylıktan çekilmeleri için tehdit edildiği unutulmasın. Bu kişilerden bazıları dik durup geri atmazken bazıları korkup adaylıktan çekilmedi mi?

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Siz Ersin Tatar’ın bu davet karşısında dik durup Kıbrıslı sporcuların haklarını savunacağını:  “Madem benim sporcularım davetli değil ben de gelmiyorum” diyeceğini mi düşünüyorsunuz?

Boşuna Tatar’ı eleştirmeyin ve ona kızmayın. Gerçekler acı sanal değildir.