Mülteci mezarı, Akdeniz!

Mülteci mezarı, Akdeniz!

Akdeniz’de her geçen gün artan mülteci ölümleri, gerekli tedbir ve önlemlerin alınmadığını gözler önüne seriyor. Canlarını çantalarında taşıyan bu insanlar, insan kaçakçıları tarafından 3 bin dolar civarı para karşılığıyla Akdeniz’in ortasına çaresizce bırakılıyor. Avukat Ayşe Öztabay ve Mülteci Programı Proje Koordinatörü Hilmi Tekoğlu, mültecilerin ülkelerine gönderilmesinin çözüm olmadığına vurgu yaptı

Editor: Süperadmin
20 Kasım 2020 - 11:55 - Güncelleme: 20 Kasım 2020 - 21:43

Avukat Ayşe Öztabay, adaya giriş yapan ve Akdeniz’de ölen mültecilerin sayısının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde detaylı bir şekilde mevcut olduğunu fakat kaybolduktan sonra bir daha bulunamayan birçok mültecinin de mevcut olduğunu aktardı.  Mülteci konusuyla ilgili Kuzey Kıbrıs olarak çok ciddi çalışmaların yapılmadığını belirten Öztabay, olaya tek taraflı bakmanın insanlık suçu olduğunu da vurguladı.

 

Mülteci Programı Proje Koordinatörü Hilmi Tekoğlu, Kıbrıs’ın kuzey kesiminde derneğe kayıtlı olarak ikamet eden mültecilerin olduğunu, ihtiyaç analizi, mevcut yerel sosyal yardım programlarının haritalandırılması, bunlara erişimin sağlanması, istihdam, hukuk danışmanlığı, özellikle cinsiyete dayalı şiddet, çocuk hakları ile ilgili olarak kapasite geliştirme ve güçlendirme için bir eğitimin düzenlendiğini ifade etti.

 

Rabia ÇAKMAK

Akdeniz’de her geçen gün artan mülteci ölümleri, gerekli tedbir ve önlemlerin alınmadığını gözler önüne seriyor. Canlarını çantalarında taşıyan bu insanlar, insan kaçakçıları tarafından 3 bin dolar civarı para karşılığıyla idareten yapılmış şişme botlara bindirilerek, Akdeniz’in ortasına çaresizce bırakılıyor. Hedefleri Avrupa olan mülteciler, kötü hava koşulları ya da açlık sebebi ile Kuzey Kıbrıs’a sığınırken, kimi zaman yönünü kaybederek denizde sürüklenmeleri sonucu can veriyorlar.

“Canlarını çantalarında taşıyorlar”

Başta Suriyeliler olmak üzere Afrika, Libya, Pakistan, Özbek, Afgan, Uygur Türkü gibi birçok milletten vatandaşın aralarında olduğu göçmen gruplar insan kaçakçılarına inanarak, resmi olmayan yollardan ve çok tehlikeli bir şekilde Akdeniz’e açılıyor. Bot ve teknelerde ölüme sürüklenen mültecilerden, tespit edilene göre 7 senede 15 bin 839 kişi Akdeniz’de boğularak hayatını kaybetti.

Sadece bu yıl verilere yansıyan 804 mülteci Akdeniz’de boğularak can verdi. Daha iyi  bir hayat için çıktıkları yolda can veren mültecilere devlet elinden geleni yapmasına rağmen insan kaçakçıları tarafından ölüme terk edilmelerinin önüne geçilemiyor.

Çıktıkları yolda kötü hava koşullarına maruz kalmayıp Kıbrıs’ı geçerek Ege denizine ulaşan mülteciler, Yunan deniz kıta sahanına girmesinin hemen ardından, Yunan deniz subayları tarafından botun etrafı sarılarak ateş edilmesi sonucu yaşam mücadelesi veriyorlar.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin anlaşması üzerine adaya sığınan mülteciler Türkiye’ye ya da Güney Kıbrıs’a teslim edildikten sonra zorlu bir sürece giriyorlar.

Son yapılan habere göre, Kuzey Kıbrıs’a Akyar Sınır Kapısına izinsiz giren iki mülteci gene aynı yollarla Akyar Sınır Kapısından deport edildiler. Yaşanan bu olay, mültecilerin kaderlerine terk edildiğini gözler önüne serdi.

Avukat Öztabay:

Ciddi çalışmalar yürütülmüyor

Konuyla ilgili Yeni Bakış’a konuşan Avukat Ayşe Öztabay, adaya giriş yapan ve Akdeniz’de ölen mültecilerin sayısının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde detaylı bir şekilde mevcut olduğunu fakat kaybolduktan sonra bir daha bulunamayan birçok mültecinin de mevcut olduğunu aktardı.  Mülteci konusuyla ilgili Kuzey Kıbrıs olarak çok ciddi çalışmaların yapılmadığını belirten Öztabay, olaya tek taraflı bakmanın insanlık suçu olduğunu da vurguladı.

“Mültecilere halkımız yardım ediyor”

Avukat Ayşe Öztabay, adaya sığınan birçok mültecinin ülkelerine ya da Türkiye’ye gönderilene kadar nasıl bir ortamda yaşadıklarını bilmediklerinin altını çizerken, içinde çocukların da olduğu bu grupların, polis tarafından yakalandıktan sonra gözetim altında tutuldukları süre boyunca, çocukların mental ve fiziksel sağlığı için ciddi bir çalışma olmasının gerektiğini ifade etti.

Öztabay, “Mağusa açıklarında karaya ulaşan mültecilere gene halk yardım eli uzattı, gerek kıyafet gerek gıda yardımı yaparak bir nebze de olsa o korkuyu üzerlerinden atmayı sağladılar fakat halkımız her ne kadar yardım sever olursa olsun, köklü bir çözüm gelmediği sürece ne ölüm sayısı azalır ne de kaybolan mülteci sayısı” dedi.

“Yüreğimiz dağlandı”

Kıyıya ulaşan mültecileri gördükçe yüreklerin dağlandığını belirten Öztabay, koca bir denizin ortasında soğukla mücadele etmenin insan haklarına aykırı olduğunu ve bu insanların Yunan kıta sahanlığı içerisinde daha kötü işkenceye maruz kalarak öldüğünü belirtti. Öztabay, “Ülkeler bu tip olaylarla karşılaştığında insan haklarına yaraşır şekilde politikalarıyla bu konuya ilgi göstermesi lazım ve koruması lazım, avukat olarak olaya yasal açıdan bakabiliyoruz fakat mülteciler konusunda yeri geliyor yasal süreçte yetersiz kalabiliyoruz” dedi.

“Mültecileri ülkelerine göndermek çözüm değil”

Güney Kıbrıs’ın Kuzey Kıbrıs’a kıyasla daha iyi bir politika izlediğini belirten Öztabay, toplama kamplarında belli koşullar altında tutulduğunu ve birçoğunun ülkelerine geri gönderildiğini belirtti. Öztabay, mültecilerin ülkelerine geri gönderilmesinin, çaresiz insanları daha büyük bir çaresizliğin içine atmaktan başka bir yol olmadığını ve bunun için devlet büyüklerinin siyasi programlarının içinde bunları da düşünmeleri gerektiğine vurgu yaptı.

Mülteci Programı Proje Koordinatörü Tekoğlu:

Adaya giren mülteciler tutuklanıyor

Konuyla alakalı görüşünü aldığımız Mülteci Programı Proje Koordinatörü Hilmi Tekoğlu, Kıbrıs’ın kuzey kesimine deniz, kara veya hava kapılarından düzenli girişin zor olduğunu ve bu koşullarda, savaş ve zulümden kaçıp deniz yoluyla düzensiz yollardan ülkemize girmeye çalışan mültecilerin tutuklanarak hapsedildiğini açıkladı.

Tekoğlu, “Hapis cezalarının sona ermesinden sonra da mülteciler geldikleri ülkelere geri gönderilmektedirler” diyerek, ardından Kıbrıs'ın kuzey kesimindeki yerel yetkililerin AB hukukuna bağlı olmadığını ve sığınma ile ilgili herhangi bir mevzuatı kabul etmediklerini ifade etti.  Tek taraflı olarak çeşitli uluslararası insan hakları sözleşmelerini kabul etmiş olmalarına rağmen uygulanması konusuna yönelik siyasi iradenin eksik olduğunu açıklayan Tekoğlu, “geri göndermeme ilkesi sistematik olarak ihlal edilmektedir ve sığınmacılar düzensiz giriş ve bulunuşları cezalandırılmaktadırlar” dedi.

Tekoğlu, “BMMYK'nin finansal olarak desteklediği Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme projesi altında Kıbrıs’ın kuzey kesimindeki giriş noktalarına veya alıkonma yerlerine erişim ve hapishanenin izlenmesi, derneğimiz tarafından yürütülmektedir” diyerek,  bununla birlikte gelenler ile görüşmelerin  taraflarınca yapılmakta olduğunu söyledi. Tekoğlu, “Bu bağlamda hem Kıbrıs’ta alıkondukları süreçte temel insan haklarına erişimlerini sağlamak ve aynı zamanda geldikleri menşee ülkelere geri gönderilmelerini durdurmak için çalışmalar yapmaktayız” dedi.

 

“Mülteciler için çalışmalar yapıyoruz” 

“Ülkelerine gönderilmeyen sığınmacı var mı varsa burada nasıl yaşıyorlar?” sorusuna yönelik ise Tekoğlu, Kıbrıs’ın kuzey kesiminde derneğe kayıtlı olarak ikamet eden mültecilerin olduğunu  ve Mülteciler için dernek olarak ihtiyaç analizi, mevcut yerel sosyal yardım programlarının haritalandırılması ve bunlara erişimin sağlanması, istihdam ve hukuk danışmanlığı, özellikle cinsiyete dayalı şiddet ve çocuk hakları ile ilgili olarak kapasite geliştirme ve güçlendirme için bir eğitimin düzenlendiğini ifade etti. Tekoğlu, mülteci çocuklara özgü faaliyetlerin planlanması ve uygulanması için ilgili çocukların okullara kayıt ve ilerlemesinin çalışmalar arasında olduğunu kaydetti. Derneklerin yardımının sadece bir noktaya kadar yeterli olduğunu aktaran Tekoğlu, devletin daha detaylı işler yürütmesi gerektiğini ve mülteciler için barınacak daha iyi koşulların sağlanması gerektiğine vurgu yaptı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
“İki ayrı devlet zemini yok”
“İki ayrı devlet zemini yok”
“2021’de ekonomi yüzde 25 küçülebilir”
“2021’de ekonomi yüzde 25 küçülebilir”