Onlem sart!

Editor: Yeni Bakış Editör 3
26 Ağustos 2019 - 13:22

Kuzey Kıbrıs Çevre Platformu Temsilcisi Dt.Teksen Köroğlu, Batı Nil Virüsü’nün özellikle göçmen kuşlardan bulaştığı bilinmekle beraber, hastalığın dünya üzerinde en çok görülen dönemin sonbahar aylarında olduğunu belirterek, “Felaket senoryaları çizdiğimizin düşünülmesini istemesek de, önümüzdeki eylül, ekim ve kasım ayları içerisinde adada çok daha fazla Batı Nil Virüsü vakaları ile karşılaşacabileceğimizi düşünmekteyim. Sonradan yaşayacağımız çok daha büyük kayıplar ile karşılaşmaktansa acil olarak, Sağlık Bakanlığı’nın önlem alması gerekmektedir” dedi

Bakanlığın ve belediyelerin ana hedefinin sivrisineklerin üredikleri alanlarda yapacağı fiziksel ve biyolojik ilaçlama çalışmaları ile sivrisineklerin uçmalarına izin vermemesi yönünde olduğuna işaret ederek, sivrisineklerin ürediği her türlü su birikintisinin tespit edilip, insan eliyle oluşmuş, doğal olmayan suların ortadan kaldırılarak, temiz ya da pis su barındıran yerlerin kapaklarının hiç boşluk kalmayacak şekilde tamir edilmesi gerektiğini vurguladı

Hastalığın sadece Mağusa bölgesinde görülmesi diğer bölgelerin risk altında olmadığı anlamını taşımadığına dikkat çeken Köroğlu, Güney Kıbrıs’ta da halk sağlığını ilgilendiren önemli konularda iş birliğine davet edilerek, ada çapında seferberlik başlatılması gerektiğini belirtti

Kuzey Kıbrıs Çevre Platformu Temsilcisi Dt. Teksen Köroğlu, son dönemde Kıbrıs adası genelinde görülen Batı Nil Virüsü hastalığına dair vakaların ve kayıpların olduğunu, uzmanlardan alınan bilgiye göre, Batı Nil Virüsü hastalığının, sivrisineklerin bu virüsü taşıyan kuşların kanlarını emdikten sonra, insanın da kanını emmesi yoluyla insana ve hayvana bulaştığını belirtti. 

“Sonbahar aylarında hastalık artış gösterebilir”

Batı Nil Virüsünün Culex cinsi sivrisineklerle bulaştığını, kanında virüs bulunan 150 kişiden birinde hastalık belirtilerinin olduğuna dikkat çekerek, ağır hastalığın, on bin hasta da bir görüldüğünü, sivrisineklerin etkenini kuşlardan alarak, insanlara, atlara ve diğer hayvanlara bulaştırdığını kaydetti. Özellikle göçmen kuşlardan bulaştığı bilinmekle beraber, hastalığın dünya üzerinde en çok görülen zamanın sonbahar aylarında olduğunu belirten Köroğlu, “Felaket senaryoları çizdiğimizin düşünülmesini istemesek de, önümüzdeki eylül, ekim ve kasım ayları içerisinde adada çok daha fazla Batı Nil Virüsü vakaları ile karşılaşacabileceğimizi düşünmekteyim. Sonradan yaşayacağımız çok daha büyük kayıplar ile karşılaşmaktansa acil olarak, Sağlık Bakanlığı’nın önlem alması gerekmektedir. Bu önlemlerin artık sadece "İlaçlama yapıyoruz. İlaç da verdik" kısmından ziyade çok daha geniş çaplı bilimsel çalışmalar ve konunun uzmanlarından destek alarak çözülmesi gerekmektedir.” dedi.

“Sağlık Bakanlığı’nın ve belediyelerin ana hedefi sivrisineklerin üremesini önlemek olmalı”

Sağlık Bakanlığı’na bağlı, Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi’nin yıllardır, her köyde görevlendirmiş olduğu ilaçlama personellerini acilen, tekrar eski görevlerine geri toplaması ve belediyeler ile koordinasyon içerisinde, ilaçlama faaliyetlerine devam etmesi gerektiğini belirten Köroğlu, özellikle belediye sınırları dışarısındaki ya da sınırları içindeki gölet alanlarda biyolojik sivrisinek programının aksamadan devam etmesinin, Sağlık Bakanlığı’nın önceliklerinden birisi olması gerektiğine vurgu yaptı. Köroğlu, hastalığın sivrisineklerin kan emmesi sırasında insana bulaşmasından dolayı, belediyelerin ve bakanlığın ana hedefinin sivrisineklerin üredikleri alanlarda yapacağı fiziksel ve biyolojik ilaçlama çalışmaları ile sivrisineklerin uçmalarına izin vermemesi yönünde olduğuna işaret etti. Sivrisineğin kan emeceği uçkun aşamasına geçemezse hastalığı da bulaştıramayacağına dikkat çeken Köroğlu, sivrisinek üremesi olması için, sivrisineklerin ürediği her türlü su birikintisinin tespit edilip, bahçelerde kap kacaklarda bekleyen sular, saksı altı suları, eski otomobil lastikleri gibi insan eliyle oluşmuş, doğal olmayan suların ortadan kaldırılarak, su depoları, rögarlar gibi temiz ya da pis su barındıran yerlerin kapaklarının hiç boşluk kalmayacak şekilde tamir edilmesi gerektiğini kaydetti. Halkın da özellikle bu konuda yardım etmesi için bilinçlenmesi gerektiğini vurgulayan Köroğlu, “Lütfen evlerinizin bahçelerinde, işyerlerinizde kontrolsüz su barındırmayınız. Kaplardaki suları dökünüz. Rögar kapaklarını, depoları tamir ettiriniz. Görmüş olduğunuz, müdahale edemediğiniz kontrolsüz su kaynaklarını belediyelere bildiriniz. Belediye ekiplerinin  doğal ya da yapay ortadan kaldırılamayan su birikintilerinin tamamında biyolojk larvasitlerle sivrisinekleri uçkun aşamasına geçmeden kontrol altına alması elzemdir.” şeklinde konuştu. Kontrolsüz kalan su birikintilerinin de gözardı edilmemesi gereken en riskli alanlar olduğuna işaret eden Köroğlu, Sağlık Bakanlığı’nın bu alanlarda da mücadele yürütebilmek için belediyelere destek vermesi gerektiğini dile getirdi. 

“Halk sağlığını ilgilendiren önemli konularda adada iş birliği yapılmalı”

Hastalığın sadece Mağusa bölgesinde görülmesi diğer bölgelerin risk altında olmadığı anlamını taşımadığına dikkat çeken Köroğlu, Güney Kıbrıs’ta da her geçen gün artan Batı Nil Virüsü vakalarını üzülerek takip ettiğini ifade etti. Güney Kıbrıs’ta da halk sağlığını ilgilendiren böylesine ve benzeri önemli konularda iş birliğine davet edilerek, ada çapında seferberlik başlatılması gerektiğine işaret eden Köroğlu, kamu spotları ile halkın sürekli bir şekilde bilgilendirilmesinin altını çizdi. Adada ciddi bir şekilde 2017 yılından beri her platformda, adadaki sivrisinek türlerinin sürekli olarak taranması, sivrisinek türlerinin tespit edilmesi, haritalandırılması gibi bilimsel ve teknik çalışmaların yürütülmesinin, sadece Batı Nil Virüsü için değil, yine çok büyük tehlike yaratabilecek olan sıtma, zika, dank humması gibi birçok hastalığın erken teşhis ve mücadelesinde hayati önem taşıdığını açıkladıklarını kaydeden Köroğlu, sivrisineklerin sınır tanımadığını ifade etti. 

“Hastalara destek tedavi yöntemleri uygulanıyor”

Batı Nil Virüsü hastalığının insandan insana bulaşmadığını dile getiren Köroğlu, bağışıklık sistemi sorunu olan bireylerde, nezle, grip gibi hastalığı ağır geçirme riski bulunduğunu belirtti. Ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve vücut ağrısı gibi şikayetlere yol açtığı için elde edilen bulguların griple karıştırılabildiğine vurgu yapan Köroğlu, Batı Nil Ateşi için henüz geliştirilmiş bir aşı ya da ilaçlı tedavi yöntemi bulunmadığına dikkat çekti. Köroğlu, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek ve belirtilerin etkisini azaltmak için farklı tedavi yöntemlerinin uygulandığını ifade ederek, virüsün kuluçka süresinin 2-14 gün arasında olduğunu, kişide 2 ila 14 gün öncesinde sivrisinek temasının meydana geldiği durumda ve sivrisinek ısırığından 2 gün sonra halsizlik gibi belirtilerin başlaması halinde dikkat edilerek, doktor kontrolünün ihmal edilmemesinin önemine vurgu yaptı. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kapalı sektörlerle ilgili açıklama
Kapalı sektörlerle ilgili açıklama
Baybars’tan kesinti açıklaması
Baybars’tan kesinti açıklaması