Pandemi para kazandırır!

Pandemi para kazandırır!

Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa İlkan, pandemi döneminde anayasaya göre devlet tarafından ücretsiz olarak verilmesi gereken sağlık ve eğitim hizmetlerinin verilemeyerek anayasal suç işlendiğini söyledi

Editor: Süperadmin
27 Eylül 2020 - 11:57

İlkan: “Devletler toplumları için vardır. Toplumlar da bireylerden oluştuğu için bu kavramı “Devletler Toplum Bireyleri İçin Vardır” sonucuna varabiliriz. En temel insan hakkı olan eğitim ve sağlığın devletler tarafından bireylere ücretsiz sunulması anayasa tarafından belirlenmiştir.” Dedi.

İlkan: “Özel okulların açılmasını anayasa yasaklamaz ama vatandaşlarının 6-15 yaş aralığında ücretsiz ve gereği gibi eğitim almalarını emreder. Devlet bunu gerektiği gibi yerine getiremediği veya getirmediği için özel okulların önü açılmıştır.” Dedi.

İlkan: “Devlet sağlık kurumları eğer yetmiyorsa bu hizmetlerin özel sağlık kuruluşlarından alınmasının karşılığı olan mali kısımları sorumlu devlet anlayışı ile devlet tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu durum eğitimde de geçerlidir.” Dedi.

Esengül Aykaç

Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa İlkan, pandemi döneminde anayasaya göre devlet tarafından ücretsiz olarak yerine getirilmesi gereken sağlık ve eğitimle ilgili konuların yetersizlikler nedeniyle yerine getirilemediğini, bu nedenle de özel sektörün önünün açılarak vatandaşların mağdur edildiğini söyledi.

 

“Sağlık ve eğitim anayasaya göre bireylere ücretsiz olarak sunulmalıdır”

Devletler toplumları için vardır. Toplumlar da bireylerden oluştuğu için bu kavramı “Devletler Toplum Bireyleri İçin Vardır” sonucuna varabiliriz. En temel insan hakkı olan eğitim ve sağlığın devletler tarafından bireylere ücretsiz sunulması anayasa tarafından belirlenmiştir. Devletin tüm mekanizmalarını yöneten ve anayasaların emrettiklerini hayata geçirip uygulayan da devletin kurum ve kuruluşları aracılığı ile hükümetlerdir.  Bu yaklaşımı teorik olarak “Hükümetler Toplum Bireyleri İçin Vardır” sonucuna vardırabiliriz. Anlaşmazlıklarda ise devletin mahkemeleri sorunları çözmede görevlidirler. Yani mekanizma bu şekilde kurulmuştur. Devlet kurumlarının çarkları yavaş veya hiç çalışmazsa bu defa hizmetler aksar ve şikayetler başlar. İşte bu noktada hükümet edenler denetlemekle yükümlü olup işlerin gereği gibi yapılmasını sağlamalıdırlar. Peki pratikte bu böyle mi çalışıyor? Anayasanın hükümlerine göre Devlet vatandaşlarının sağlık sorununu çözmelidir. Yani Devlete ait sağlık kurumları vatandaşın sorunlarını çözecek seviyede olmalıdır. Peki bu gerçek hayatta böyle mi? Böyle olsa idi özel hastaneler açılabilir miydi? Devlet sağlık alanında yeterli sağlık hizmetini veremediği için özel hastaneler devrededir. Özel hastaneleri kısıtlayıcı bir hüküm olmamasına rağmen kesin olarak Devletin sağlık servislerinin vatandaşın sağlık sorunlarını ücretsiz çözmesi ve gerektiği gibi çözmesi maddeleri vardır.

 

“Durum eğitimde de ayni”

Bu durum eğitim için de geçerlidir. Devlet tüm vatandaşlarına anayasa gereği zorunlu eğitim yaşı olan 6-15 yaşına kadar ücretsiz ve gereği gibi eğitim olanağı sunup denetlemek zorundadır. Bu görevini hükümetler aracılığı ile yapması gerekmektedir. Peki pratikte uygulanan bu mudur? Özel okulların açılmasını anayasa yasaklamaz ama vatandaşlarının 6-15 yaş aralığında ücretsiz ve gereği gibi eğitim almalarını emreder. Devlet bunu gerektiği gibi yerine getiremediği veya getirmediği için özel okulların önü açılmıştır.

 

“Eğitim ve sağlık hizmetleri durma noktasına geldi”

Yedi aydır yaşamakta olduğumuz küresel salgın nedeni ile hem eğitim hem de sağlık hizmetleri durma noktasındadır. Bu konuda küresel salgının çok yaygınlaşması haklı bir gerekçe olarak karşımızda durmaktadır.

Hükümetin bu süreçlerde tüm topluma yaygın olarak küresel salgın test taraması yapmadığı ve bunun yerine rastgele veya vatandaşların başvurusu ile yapılan testler ile tarama yapmaktadır. Günlük 1500-2500 test aralığında yapılan bu testlerin sonuçları da günlük olarak halkımıza duyurulmaktadır. Sağlık servislerinin olanaklarının yetersizliği sonucu Devlet vatandaşına, istenen miktar ve sürede test yapamadığından bu testleri yapması için özel sağlık kuruluşlarına da yetki verdi. Burada da anayasanın emrini yeterli olarak sağlayamadığı için özel sağlık kuruluşları da devreye girdi. Bu uygulamada da anayasal bir sıkıntı yok sadece Devlet anayasanın emrini yerine getirememektedir.  Sıkıntı hem sağlık hem de eğitim hizmetlerinin ücretlendirilmesindedir. Devlet sağlık kurumları eğer yetmiyorsa bu hizmetlerin özel sağlık kuruluşlarından alınmasının karşılığı olan mali kısımları sorumlu devlet anlayışı ile devlet tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu durum eğitimde de geçerlidir.

Sağlık hizmeti alan vatandaşlar arasında çalışanlar, devlet emeklileri, sosyal sigorta emeklileri, hatta öğrenciler, turistler vs dahi dahil edilebilir. Çünkü ülkemize bir sebeple gelmiş olan insanların da sağlık sorunları çözülmelidir.

 

“Sürekli değişen kararlar sisteme olan güveni sarstı”

Küresel salgın başladığı günlerde Devlet sağlık kurumları her PCR testi için 300 TL para almakta idi. Bu daha sonra özel sağlık kuruluşlarının da yetkilendirilmesi ile 200 TL ye düşürüldü. Devlet, testlerin hizmet karşılığı olan miktarları telep ederken, emekli, çalışan, ziyaretçi ayırımı yapmadı. Testlerin yapılmasına başlandığı günden bugüne kadar aynen küresel salgınla ilgili diğer konularda sürekli değişen kararlarında olduğu gibi burada da sürekli değişen kararlar ile vatandaşların ve de sağlık çalışanlarının bile takip edemediği uygulamalar yaşandı. Güney’e geçerken önce herkes her üç günde bir test yapacak dendi, sonra Güneyde çalışanlar, öğrenci olanlar ve sağlık amaçlı seyahat edenler bir kez yapılacak dendi. Sonra Güneyde çalışanlar, öğrenci olanlar ve sağlık nedeni ile ziyaret edenler ücretsiz olacak dendi. Yani diğer konularda olduğu gibi burada da bir karar karmaşası, halka anlatamama sıkıntısı, ücretlendirmelerde yaşanan sürekli değişen kararlar da sisteme olan güveni sarstı.

 

“Devlet PCR testlerinden ne kadar gelir elde etti?”

Tüm bunlardan ayrı olarak Devlet kendi sosyal sigorta emeklileri ve sosyal sigortalı olarak çalışanlarından ayırım gözetmeksizin bu testler için para talep etti ve bunu da tahsil etti. İlaç alırken, gözlük alırken ve diğer sağlık hizmetlerini alırken sigortalılardan ücret talep edilmez veya sadece belirli bir oranı talep edilirken, PCR testleri için tam ücret talep edilmesi gerçekçi olmamıştır.

PCR testi da sağlıkla ilgili bir işlem olduğundan ücretlendirmesinde emekliler, sosyal sigortalı olarak çalışan ve emeklilerinden belirli oranda sağlık hizmeti karşılığı ücret talebi yapılmalıdır. Mart ayından bugüne kadar yapılan kaç tane test yapıldı ve ne kadar “gelir” elde edildi sorusunu bir araştırma ödevi olarak sizlere bırakıyorum. 

 

Küresel salgın devlete gelir elde etme olanağı sunmamalıdır”

Devlet bizim sağlığımızı gereken standartlarda koruma ve bizlere sağlık hizmeti sunma zorunluluğundadır. Sistem veya sağlık tesisleri yetersiz ise özel sağlık kuruluşlarından hizmet satın alımı yöntemi ile yine vatandaşlarına ücretsiz sağlık hizmeti sunmalıdır. Bunun karşılığını özel sağlık kuruluşlarına da ödemelidir. Ayni şekilde 6-15 yaş arası tüm vatandaşlarına ücretsiz ve gereği gibi eğitim hizmeti de sağlamak zorundadır.

Eğitim kurumları yetmez ise o zaman özel eğitim kurumlarından eğitimi hizmet satın alır gibi alarak vatandaşına sunmalıdır. Devlet olmanın gereği bu. Devletler ve sistemin uygulayıcısı durumunda olan hükümetler vatandaşları için vardır. Devlet adına konuşan hükümetlerin sağlık ve eğitim ile ilgili yetersizlikten dolayı şikayet etme hakkı yoktur. Herhangi bir gerekçe de hükümetleri haklı göstermez. Çözüm mutlaka vardır.

 

“Sigortalılardan PCR test ücreti alınmamalı”

PCR testlerinde sosyal sigortalılardan ve sosyal sigorta emeklilerinden ücret alımı durdurulmalı veya çok küçük bir oran talep edilmelidir.  Bu sosyal sigortalıların hakkıdır ve PCR testleri de bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır.

Günümüz teknolojisi ve tıp dünyasının bilimsel çalışmaları mutlaka ve mutlaka COVID 19 denen küresel salgını önleyecek tedbirleri ve tedavi yöntemlerini çok kısa bir sürede bulacaktır. Bu inanç ile moralimizi yüksek tutalım. Bu salgın tıpkı bir seferberlik durumu yaratan doğal afet ve başka tehlikeler gibidir. Burada sağlık dışındaki kayıpların telafisi mümkündür ama sağlığımızı veya hayatımızı kaybedersek bunun telafisi mümkün değildir. Biraz daha sabır göstererek ve panik olmadan bu sıkıntılı dönemi mutlaka atlatacağız. İster ekonomik ister zaman kayıplarımız olsun bunların telafisi mümkündür. Telafi ederken ve salgın süresince etkin denetim ve yaptırımlar çok önemlidir. Küresel salgın, doğru olmayan başka ve haksız uygulamalara fırsat vermemelidir.

 

Her şeyden önce sağlık diyorum. Hemfikir miyiz?

ÖNERİ: KKTC nüfusun 300 000 (üç yüz bin). Günlük yapılan test sayısı 2500’e kadar   çıkabilmektedir. Daha fazla özel sağlık kuruluşu yetkilendirerek bu sayıyı günlük 10 000 (on bin) rakamına çıkarırsak tam bir ayda tüm vatandaşlarımızı ücretsiz testten geçirmiş olacağız. Bu durumda olasılıklar yerine gerçek rakam ile konuşursak elimizdeki tam veri ile bu hastalığı 30 günde kontrol alına alabiliriz. Daha sonra da veya paralelinde gümrüklerde etkin denetim ile yeni vakaların ülkemize gelmesini önlersek sorun çözülebilir. Gümrüklerde yapılan test sonucu pozitif çıkan ve KKTC vatandaşı olmayan insanları geldikleri ülkelere geri gönderebilir hatta mali sıkıntılarını giderip geldikleri ülkelerde tedavi olmalarına yardımcı olup tedavilerinden sonra ülkemize gelişlerini sağlayabiliriz. Bu ayırımcılık değil çünkü bu küçük ülkenin az olanakları daha fazla zorlanamaz. Günlük test kapasitemizi ne kadar artırırsak tüm toplum bireylerini daha kısa sürede testten geçirebiliriz Olasılıklar ile uğraşacağımıza tüm vatandaşlarımızın sağlık karnesini çıkarıp gerçek rakamlar ve gerçek isimlerle, mücadelede daha başarılı olabiliriz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
“Gürültü Kirliliği, İnsan ve Çevre Sağlığı Açısından Önemli Bir Tehlike”
“Gürültü Kirliliği, İnsan ve Çevre Sağlığı Açısından...
Bir Grup Kadının Kurduğu KÖDER, Kadın Öykülerini Belgesele Taşıyacak
Bir Grup Kadının Kurduğu KÖDER, Kadın Öykülerini Belgesele...