Seçimin önemi arttı

Seçimin önemi arttı

BM Genel Sekreteri Guterres’in, KKTC'deki seçimlerin ardından garantörler ve tarafların katılımıyla siyasi süreci yeniden başlatmayı planladığını açıklamasını Yeni Bakış’a değerlendiren uzmanlar, müzakerelerin tekrardan başlayıp başlamamasının seçim sonucuna bağlı olduğunu belirtti

Editor: Süperadmin
18 Eylül 2020 - 11:59 - Güncelleme: 19 Eylül 2020 - 01:14

Prof. Dr. Yücel Vural, seçimlerden sonra bir müzakere sürecinin başlatılmasının  BM’nin  programında olduğunu söyleyerek, Türkiye’nin yapmış olduğu açıklamalar sayesinde Ekim ayında yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçiminin  öneminin yüz kat daha fazla arttığını kaydetti.

Kasım 2019’da Berlin’de iki liderin vardığı uzlaşmalara karşı gelen bir liderin seçilmesi ile müzakere sürecinin kesinlikle başlayamayacağını vurgulayan Vural,  “geçmiş mutabakatların ret edildiği koşulda müzakereler başlayamaz. Çünkü taraflar böyle bir süreci yeniden başlatacak  ortak iradeye sahip değildir” diye konuştu.

Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Türkiye’nin üzerindeki baskının oldukça fazla olduğunu ve seçimden hemen sonra bir masa toplanacak diye bir ifadeye rastlamadığını belirterek, müzakerelerin tekrardan başlaması için seçim sonuçlarına bakılması gerektiğini, Rum tarafının  tutumundan vazgeçmesi gerektiğini kaydetti.

“Kışa doğru pandeminin artacağı ön görülüyor” diyen Işıksal, bununla birlikte telekonferans ya da diğer yöntemlerle sağlıklı bir müzakerenin yürütüleceğinden emin olmadığını, en sağlıklı müzakerenin yüz yüze olacağını söyledi.

 

Esengül AYKAÇ

Prof. Dr. Yücel Vural, seçimlerden sonra bir müzakere sürecinin başlatılmasının  BM’nin  programında olduğunu söyleyerek, aynı zamanda da Kasım 2019’da yapılan Berlin Zirvesi’nde Anastasiadis, Akıncı ve Guterres’in katıldığı gayrı resmi Berlin Zirvesi’nde ima edildiğini kaydetti. Kuzey Kıbrıs’taki seçimlerden sonra bu sürecin hangi çerçevede devam edeceğine dair kararlar alındığını belirten Yücel Vural, “Hangi zeminde görüşüleceğine dair referans şartlarının eksik kalan yönleri tamamlanacak ve kapsamlı çözüme ulaşmak için strateşik bir anlaşmaya ulaşılmasını da içerecek şekilde aşamalandırılmış bir süreç üzerinde Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum lider uzlaşmıştır” dedi.

“Berlin’de bırakılan noktadan devam edebilir”

Seçimlerden sonra başlayacak olan sürecin bir takım aşamalardan oluşacağına dair de iki lider arasında bir uzlaşma olduğunu anlatan Vural, BM’nin  girişim yapmak üzere seçimlerin tamamlamasını beklediğini belirterek, iki liderin Anastasiadis ve Akıncı’nın seçimlerden sonra sürecin devam etmesi yönünde bir iradeye sahip olduklarını vurguladı.  Vural, ‘Berlin’de bırakılan noktanın bir zemin oluşturduğunu yani müzakerelerin ortak bir zemininin var olduğunu ve kapsamlı çözüm çabasının seçimlerden sonra devem edeceğinin açıklanmış olduğunu’ söyledi.

“Yeni bir müzakere sürecinin başlaması için bir mutabakat yoktur denildi”

TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun açıklamasından sonra Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan da bir açıklamanın geldiğini ve bu iki açıklama arasında çelişki olduğunu ifade eden Vural, Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, “ada’da iki taraf arasında çözüm için ortak bir zemin ve vizyon bulunmamaktadır” dediğini söyledi.  Vural, Çavuşoğlu’nun ise açıklamasında ‘KKTC’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından gayrı-resmi olarak bir araya gelinmesi gerektiği’nden bahsettiğini’ belirtti. Vural, ‘Çavuşoğlu’nun da Berlin zirvesi sonuçlarını görmezden geldiğini, bunun tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini’ söyledi.

“Seçimin önemi yüz kat daha fazla arttı”

Vural, TC Dışişleri bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ‘egemen eşitlik’ten bahsedildiğini, bunun BM parametreleriyle çatışma anlamına geldiğini’ belirterek ve ‘Türkiye tarafından yapılan bu açıklamada geçmiş mutabakatlar da ortadan kaldırılmak istendiğini’ vurguladı. ‘Bu şartlarda yani geçmiş mutabakatların ret edildiği koşulda elbette müzakereler başlayamaz” dedi. Türkiye’nin bu açıklamayı yaparak Kuzey Kıbrıs’taki seçimin önemini artırdığını söyleyen Vural, Türkiye’nin yapmış olduğu açıklamalar sayesinde seçimlerin öneminin yüz kat daha fazla arttığını kaydetti. Berlin Mutabakatına, Berlin’de iki liderin vardığı uzlaşmalara karşı gelen bir liderin seçilmesi ile müzakere sürecinin kesinlikle başlamayacağını vurgulayan Vural, o mutabakata bağlı olan bir lider seçilirse müzakereler mutlaka başlayacaktır. Vural ‘Şu anda görüldüğü kadarıyla sadece sayın Akıncı’nın Berlin’de elde edilen mutabakata bağlılık duyduğunu’ vurgulamıştır.

“Akıncı’nın dışında birisi seçilirse  müzakere sürecinin başlaması mümkün değil”

Vural, “Akıncı’nın dışında birisinin seçilmesi durumunda mevcut koşullarda çok açık ve net söylemek gerekiyor ki müzakere sürecinin başlaması mümkün değildir. Neden mümkün değil? Sayın Akıncı’nın dışındaki adaylar daha ziyade Türkiye ile çatışmadan, Türkiye ile çelişkiye düşmeden bir süreç ön görüyorlar, Türkiye ise müzakere zeminini yani üzerinde uzlaşılmış tüm ortak parametrelerin terk edilmesini savunuyor” diye konuştu. 

Prof. Dr. Hüseyin Işıksal:

Rum tarafı kendi tutumundan vazgeçmezse müzakereler devam etmez

Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun yapmış olduğu açıklamaya göre, Kıbrıs Müzakerelerinin tam olarak başlayacağını söylemediğini belirterek,  “Kıbrıs Müzakereleri 1968’den beri bir sonuca varamadı” dedi. Crans Montana ve Montpeleran’ın da bir sonuç getiremediğini söyleyen Hüseyin Işıksal, sürecin ciddi bir tıkanıklığa gittiğini belirtti. Işıksal, “Bundan sonraki müzakerelere devam edelim mi etmeyelim mi? Eğer bu müzakerelere devam edeceksek hangi parametrelerden devam edeceğiz?” diye sorarak, “Eğer Rum tarafı hala kendi tutumundan vazgeçmezse ve Kıbrıslı Türkler için olmazsa olmaz olan Türkiye’nin etkinliği ve fiili güvenliği iki toplumlu iki federasyonu sulandırılmaması ve Kıbrıs Türklerinin  kendi bölgelerinde sarih çoğunluğa sahip olmaları gibi kısaca üç temel prensipte değerlendirilir.  Eğer ki Rumlar bunları görmezlikten gelmeye devam ederse bu şekilde artık bu müzakerelerin devam etmeyeceği ve bir nokta konulması gerektiğinden bahsediliyor” dedi.

“Seçimden sonra masa toplanacak diye bir ifade görmedim”

Uzlaşmazlığın BM tarafından kabul edilip alternatif modellerin tartışılması gerektiği konusunu da yorumlayan  Işıksal, Türkiye’nin üzerinde baskılar oldukça fazla ve seçimden hemen sonra bir masa toplanacak diye bir ifadeyi görmediğini vurguladı.

“Seçimden sonra apar topar masaya oturulmaz”

Müzakerelerin tekrardan başlaması için seçim sonuçlarına bakılması gerektiğini ifade eden Işıksal, seçim sonrasında apar topar hızlı bir müzakerenin olmayacağına işaret etti. Yeni gelecek Cumhurbaşkanı’nın öncelikle ekibini kurması gerektiğini söyleyen Işıksal, bunun içinde biraz süreye ihtiyaç olduğunu ve pandeminin görüşmelere ne kadar elvereceğine de bakılması gerektiğini kaydetti.

“En sağlıklı müzakere yüz yüze olandır”

“Kışa doğru pandeminin artacağı ön görülüyor” diyen Işıksal, bununla birlikte telekonferans ya da diğer yöntemlerle sağlıklı bir müzakerenin yürütüleceğinden emin olmadığını belirtti. En sağlıklı müzakerenin yüz yüze olacağını düşünen Işıksal, yeni seçilecek olan Cumhurbaşkanı ekibini hızlı kurar ve pandeminin de izin vermesi dahilinde en azından tamam mı devam mı konusunda bir görüşmenin olabileceğini söyledi.

“Akıncı’nın çok fazla verdiği ödünler var”

Kritik dönem için neyin önde gideceğinin belli olacağını düşünen Işıksal, Rum tarafının kendi bölgelerinde hiçbir şekilde ödün vermediğini kaydetti. Rum tarafının beklediği temel stratejiyi değerlendiren Işıksal, Rum tarafının Türk tarafının ödün vermesi gerektiğini düşünmesi olduğunu ifade etti. Rum tarafının hiçbir adım atmayıp hiçbir ödün vermeyip Türk tarafından ödün beklediklerini kaydeden Işıksal, Mustafa Akıncı’nın çok fazla verdiği ciddi ödünleri olduğundan bahsetti.

“Son derece affedilemez bir hatadır”

Hüseyin Işıksal sözlerine şöyle devam etti, “Hiç verilmemesi gereken haritanın kaydı ele geçirildi. Her ne kadar Akıncı bunu çektim dese de bu yaptığı hatadan iki yıl sonra geri dönse de bu kayıt altına alındı. Bu son derece büyük ve affedilemez bir hatadır. Bu hatadan sonra Rumların Kıbrıs Türk Tarafından beklediği son taviz de Türkiye’nin güvenlik tavizidir. Çünkü onun dışında Rum tarafı her istediğini aldı ama masaya hiçbir şey koymadı. Oysa bu noktada Türk tarafının az da olsa ödün vereceği tek şey topraktır ama toprağın karşılığında da çok ciddi kazanımlar elde etmesi gerekmektedir. Böyle bir kazanım yokken Tür tarafının topraktan ödün vermesi ve haritaya dökmesi çok büyük bir diplomasi bir hataydı. Rum tarafının hiçbir şekilde ödün vereceğini ya da geri adım atacağını düşünmüyorum. Burada soldan bir aday seçilirse belki Rum tarafının yine iştahı kabarabilir.  Sağdan bir adaydan seçilirse Rumların artık beklediği ödünü kesinlikle alamayacağını düşünüyorum” dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
“Resmi gazetede yayımlanmaması hukuka aykırı”
“Resmi gazetede yayımlanmaması hukuka aykırı”
Türkiye Cumhuriyeti’nin 97. Kuruluş Yıl Dönümü Kutlanıyor
Türkiye Cumhuriyeti’nin 97. Kuruluş Yıl Dönümü Kutlanıyor