“TARIM ALANLARINI KAYBETTİK”

“TARIM ALANLARINI KAYBETTİK”

Yeşil Barış Hareketi Aktivisti Doğan Sahir, ülkeyi yönetenlerin toprağı üretim alanı olarak değil, rant olarak gördüğünü belirtti

Editor: Süperadmin
16 Eylül 2022 - 09:22
Reklam

Yeşil Barış Hareketi Aktivisti Doğan Sahir, çevre yönetiminin ülkemizde bir bakanlık adı altında küçücük bir daire olduğunu belirterek, diğer ülkelerin çevre yönetimini tarım, sanayi ve turizm bakanlığının da üzerinde özerk bir bilim haline getirip koyduğuna dikkat çekti

Sahir, bizde Çevre Dairesi’nin bütçesinin sadece kırtasiye bütçesi olduğunu belirterek, böyle bir güçsüz yapı ile çevreyi yönetmenin mümkün olmadığını söyledi. Sahir, çevre olaylarında önlem almanın önemli olduğunu, siyasilerin kişisel çıkarları ya da rant sağlamak adına olmaması gerektiğine vurgu yaptı

Sahir, ülkedeki eski eserlerin dinamitlendiğini, hatta Kantara’ya çıkan bir noktada tamamen kaçak bir taş ocağı işletildiğini söyledi. Sahir, kayıt dışı taş ocaklarının çok olduğunu, demokratik yapının ülkeye verdiği en büyük travmalardan birinin bu olduğunu belirterek, “şirket yurt dışından geldi. Kırıp dökerim beni ilgilendirmez diyor. Sözde yol yapacak diye malzeme ürettiği halde hala kazmaya devam ediliyor. Çünkü kaçak olarak o bölgedeki işletmelere malzeme taşıyorlar” diye konuştu

Doğan Sahir, Toprak Değerlendirme Yasası ile ilgili en son 2000 yılında hazırlanan taslaklar olduğunu, ancak dosyanın kaybedildiğini belirterek, “bazı haritalar var, taslak, yasa ortada yok. Yeniden yapılabilirdi, ancak bilerek yapılmadı. Çünkü tarım alanlarının önemli bir kısmını kaybettik” dedi

 

Yeni Bakış

Hüseyin Vedat Ağlamaz ile Farkındamıyız programının konuğu Yeşil Barış Hareketi Aktivisti Doğan Sahir, çevre gündemini değerlendirdi. Sahir, çevrede bir sahipsizliğin söz konusu olduğunu söyleyerek, “bu ülkede dünyalı olamıyoruz” dedi. Sahir, “sadece burnumuzun dibinde ne var onu düşünüyoruz” diyerek, yöneticilerin ise sandalye kavgasından başka bir şey yapmadıklarını söyledi. Sahir, insanoğlunun yarattığı bir krizin dünyada yaşanmakta olduğuna dikkat çekerek, bunun iklim krizi olduğunu belirtti. Sahir, dünyada beş kez yeni dengelerin oluştuğunu, dengeler bozulup kurulurken doğal olayların etkili olduğunu söyledi.

 

“Orman arazisi içine çöp dökmek yasaya aykırı”

Sahir, çevreye bir izmariti ya da bir camı atarken bunun tehdit olabileceğini yüzlerce kez anons edenlerin olduğunu, ancak yangın sebeplerinin başında izmarit geldiğini söyledi. Doğan Sahir, araç yangınlarının yüzde 92-95 insan kaynaklı çıktığını belirterek, doğal olabilecek yangınların bizde pek görülebilecek türde olmadığını kaydetti. Sahir, orman arazisi içine çöp dökülmenin yasaya aykırı olduğunu belirterek, geçtiğimiz günlerde çıkan bir yangının bundan kaynaklı olduğunu, çöp aracının yukarıya kalkarken elektrik telinikopardığını8n raporlara geçtiğini söyledi. Sahir, çöp aracı dışında ikinci ihmalin ise elektrik teli olduğunu söyleyerek, çok zorunlu ise de yapıldı neden bir önlem alınmadığını sordu. Sahir, ülkenin yangın söndürmek için yeterli izleme noktalarına sahip olmadığını ifade etti.

 

“Yağışlardan kaynaklı ölümler yaşadık ve hala ihbar olarak algılamadık”

Sahir, ülkede küresel ısınmanın tedbirinin alınmadığına vurgu yaparak, hala başka gezegende yaşarmış gibi davranılmakta olunduğunu söyledi. Sahir, çıkacak olan neticelere bakıldığında bunlardan birinin anormal yağışlar olduğunu belirterek, şöyle devam etti, “7 günde yağacak olan yağış on dakikada yağabiliyor. Biz bu ülkede bu yağışlardan kaynaklı ölümler yaşadık ve hala ihbar olarak algılamadık. Ceviz büyüklüğünde dolular yağıyor bütün tarım alanlarını mahvediyor. Biz bunları hala dikkate almıyoruz. Bir diğer etki ise sürekli olarak sıcaklık hissetmemiz. Ekim ayında toprağın sulanması lazım ki ekin yapılabilsin. Ancak o yağış yok.”

 

“Buzulların erimesi suyun 65 derece yükseleceği demektir”

Sahir, sık sık toz fırtınasının görülmekte olduğunu belirterek, eskiden bunun yılda bir kez görüldüğünü, bunun daha da artacağını kaydetti. Doğan Sahir, bunun artması demek çeşitli hastalıkların taşınması yanı sıra solunum yolu rahatsızlıkların artması anlamına geleceğini söyledi. Sahir, buzulların erimesinin suyun 65 derece yükseleceğini gösterdiğini ifade ederek, suyun yükselmesinin bizim için denizin Aslanköy’e kadar dayanması demek olacağını kaydetti.

Sahir, tarım alanları yok olmuş, üçe ayrılmış bir ada halini alacağımızı belirterek, üretimin yapılamayacağını ve göçü getireceğini söyledi.

 

 

“Çevre Dairenin bütçesi sadece kırtasiye bütçesi”

Doğan Sahir, çevre yönetiminin ülkemizde bir bakanlık adı altında küçücük bir daire olduğunu belirterek, diğer ülkelerin çevre yönetimini artık tarım, sanayi ve turizm bakanlığının da üzerinde özerk bir bilim haline getirip koyduğuna dikkat çekti. Sahir, bizde ise çevre dairenin bütçesinin sadece kırtasiye bütçesi olduğunu belirterek, böyle bir güçsüz yapı ile çevreyi yönetmenin mümkün olmadığını söyledi. Sahir, çevre olaylarının anında müdahale gerektirdiğini, çözümün bizdeki gibi bakana ileteyim, bakanlar kurulundan karar çıksın da halledelim gibi bir zamana yayılma olasılığının olmadığını kaydetti. Sahir, çevre bakanının her türlü etkiye tepki verebilecek ya da ülkedeki mevzuatları çevre gözüyle süzebilecek bir makam olmak zorunda olduğunu söyledi. Sahir, çevre olaylarında önlem almanın önemli olduğunu, siyasilerin kişisel çıkarları ya da rant sağlamak adına olmaması gerektiğine vurgu yaptı.

 

“Kaçak olarak bölgedeki işletmelere malzeme taşıyorlar”

Sahir, ülkedeki eski eserlerin dinamitlendiğini, hatta Kantara’ya çıkan bir noktada tamamen kaçak bir taş ocağı işletildiğini söyledi. Sahir, kayıt dışı taş ocaklarının çok olduğunu, demokratik yapının ülkeye verdiği en büyük travmalardan birinin bu olduğunu belirterek, “şirket yurt dışından geldi. Kırıp dökerim beni ilgilendirmez diyor. Sözde yol yapacak diye malzeme ürettiği halde hala kazmaya devam ediliyor. Çünkü kaçak olarak o bölgedeki işletmelere malzeme taşıyorlar” diye konuştu.

 

 

“Tarım alanlarının önemli bir kısmını kaybettik”

Doğan Sahir, Toprak Değerlendirme Yasası ile ilgili en son 2000 yılında hazırlanan taslaklar olduğunu ancak dosyanın kaybedildiğini belirterek, “bazı haritalar var taslak yasa ortada yok. Yeniden yapılabilirdi ancak bilerek yapılmadı. Çünkü tarım alanlarının önemli bir kısmını kaybettik. Bu ülkede üretimden tamamen koparsak ne olacak? Türkiye’de tahıl ambarlarında ekmek yapacak buğdayı yok. Dışarıdan alıyor” şeklinde konuştu.

 

“Toprağı üretim alanı olarak görmüyorlar”

Sahir, bir zaman önce bir istatistik rapor çıktığını güneydeki tarım alanlarının yüzde 92’sinin kullanıldığı, kuzeyde ise yüzde 30’unun kullanıldığını belirterek, yüzde 70’inin boş durduğunu söyledi. Sahir, bizim toprağı üretim alanı olarak görmediğimizi belirtti.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Açlık sınırı 9 bin 841 TL
Açlık sınırı 9 bin 841 TL
PROTESTO ETTİ CEZAEVİNE GİRDİ
PROTESTO ETTİ CEZAEVİNE GİRDİ