“Türkiye federasyon derse Tatar görüşür”

“Türkiye federasyon derse Tatar görüşür”

Siyaset Bilimci Doç. Dr. Şevki Kıralp, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın “iki devletli çözüm yapacağım” diyerek seçime girdiğini belirterek, “Türkiye hükümeti Tatar’a ‘federasyon görüşeceğiz’ derse Tatar federasyonu görüşür” diye konuştu

Editor: Süperadmin
21 Ekim 2020 - 11:59

Siyaset Bilimci Doç. Dr. Şevki Kıralp, seçim sonuçlarına göre ilk turda federalist adayların oylarının toplamda %51’e ulaştığını, Akıncı’nın ikinci turdaki oylarının %48’i aşmış durumda olduğunu dolayısıyla bu toplumda “federasyon öldü” diyen net bir çoğunluk bulunmadığını söyledi.

 

“Türkiye hükümeti Sn. Tatar’a “federasyon görüşeceğiz” derse Sn. Tatar federasyonu görüşecektir” diyen Kıralp, “Rauf Denktaş seçimlerde “federasyon görüşmem” dediği zaman Turgut Özal’ın çağrısı üzerine masaya dönmüş, Yorgos Vasiliu ile federasyon görüşmüştü.  Eroğlu da “Talat’ın verdiği tavizleri geri alacağım” demiş, ancak müzakerelere Talat’ın bıraktığı yerden devam etmişti” şeklinde konuştu.

 

Doç. Dr. Şevki Kıralp, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini modern siyaset ile post-modern siyaset arasında bir yarış olarak değerlendirmenin mümkün olduğunu ifade ederek, bazı seçmen kesimlerine dönük çeşitli yardımlar yapıldığını ve bu yardımların arasında “sosyal yardım adı altında seçime günler kala yapılan ödemeler ve araçlara doldurulup faturasını UBP’nin ödediği yakıt alımlarının” bulunduğunu söyledi.

 

Deniz ABİDİN

Siyaset Bilimci Doç. Dr. Şevki Kıralp, geçtiğimiz Pazar günü ikinci turu gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerini modern siyaset ile post-modern siyaset arasında bir yarış olarak değerlendirmenin mümkün olduğunu ifade etti. Kıralp, modern siyasetin insanlığın yaşamına Fransız Devrimi’yle giren değerler bütününü temsil ettiğine değinirken, bu değerlerin laikliğe, bilime ve insanlığın sorunlarına bütünlüklü çözümler arayan yaklaşımlara dayandığını belirtti. Kıralp sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsanlığı Fransız Devrimi’nden bugüne taşıyan ilerici ilkeler modern siyaset tarafından temsil edilmektedir. Modern siyaset anlayışında insanlığın sorunlarına bütünlüklü çözümler bulmak esastır” Post-modern siyasetinse laikliğe ve bilime daha az önem verdiğini anımsatan Kıralp, “post-modern siyaset insanlığın sorunlarına bütünlüklü çözümler bulmak yerine günü kurtarıp “yarını boş vermeye” dayanan bir yaklaşımdır. Post-modern siyaset, insanlığı belirsizliğin beklediğine inandığı için uzun vadeli, bütünlüklü siyasal hedefleri reddeder ve dar kapsamlı küçük kazanımların peşinden gider” ifadelerini kullandı. 

 

“Modern siyasetin adayı Akıncı, post-modern siyasetin adayı Tatar”

Seçimlerin ikinci turunda modern siyaseti Mustafa Akıncı’nın temsil ettiğini savunan Kıralp, post-modern siyasetiyse Ersin Tatar’ın temsil ettiğini kaydetti. İki liderin pandemi sürecindeki performanslarından örnek veren Kıralp sözlerini şöyle sürdürdü: “Sn. Akıncı sadece seçim döneminde değil, tüm siyasal yaşamında laiklik konusunda oldukça hassasken Sn. Tatar gerçekleştirdiği dergâh ziyaretinde de ortaya koyduğu üzere bu hassasiyeti taşımamaktadır. Sn. Akıncı pandemi karşısında siyasete bilim otoritelerinin yön vermesi gerektiğini savunurken Sn. Tatar pek çok kez bilim otoritelerinin tavsiye ve uyarılarını hiçe sayan siyasi kararlar üretmiştir. Bunun yanında Sn. Tatar seçim döneminde post-modern siyasetin “günü kurtarma” ilkesine uygun bir taktiğe de başvurmuş, Ankara’nın kendisi lehine sergilediği bazı tavırlar karşısında halinden oldukça memnun bir görüntü çizmiştir. Bunun uzun vadede kendi siyasal kariyerine ya da toplumumuzun çıkarlarına bir katkısı olacak mı, göreceğiz.”      

Mustafa Akıncı’nın seçim sürecinde Kıbrıs Sorununu federal çözüm temelinde çözmek için uğraşmaya devam edeceğini ortaya koyduğunun altını çizen Kıralp, şu değerlendirmede bulundu: “Sn. Tatar ‘federasyon bitmiştir’ dedi ancak federal çözüm arayışının yerine ne koyacağını inandırıcı bir biçimde anlatmadı. Bir açıdan, Sn. Akıncı toplum yararına bütünlüklü bir federal çözüm planlarken Sn. Tatar dolaylı olarak “yarını kim nereden bilecek, biz bugünü halledelim” anlamına gelen bir muğlaklık sergiledi. Seçmene bugünü “Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak” vasıtasıyla kurtaracağını anlatmaya çalıştı”

 

“Toplum Akıncı’yı saygıyla hatırlayacaktır”

Mustafa Akıncı’nın görev süresindeki performansını değerlendiren Kıralp şu tespitlerde bulundu: “İnsanlığın demokrasi tarihi bizlere göstermiştir ki, göreve gelmeden önce ortaya koydukları programa sadık kalan, karşılaştıkları zorluklar ve engeller karşısında vizyonlarından ödün vermeyen liderler görev sürelerinden sonra toplumları tarafından saygıyla anılırlar. Bu liderler kendileriyle benzer çizgide yürüyenler için ilham kaynağı ve örnek olurlar”

“Sn. Akıncı 2015’te “dört boyutlu siyaset” vizyonuyla seçime girmişti. Görev süresi boyunca Kıbrıs sorununu çözüme bağlamak için çok uğraştı, ciddi ilerlemeler kaydetti. Türkiye ile eşitler ilişkisi konusunda kararlı davrandı. İç siyasette bağımsız ve tarafsız bir yol izledi, demokrasiden ve özgürlüklerden yana oldu. Kendisinin 1970’li yıllara dayanan siyasal yaşamı zaten toplumda saygı duyulan bir yaşamdı. Cumhurbaşkanlığı görevindeki performansının da saygıyla hatırlanacağı kanaatindeyim.”

 

“Sol siyaset sınıf mücadelesini ihmal etmemeli”

Kıralp, son günlerde bazı seçmen kesimlerine dönük çeşitli yardımlar yapıldığını ve bu yardımların arasında “sosyal yardım adı altında seçime günler kala yapılan ödemeler ve araçlara doldurulup faturasını UBP’nin ödediği yakıt alımlarının” bulunduğunu söyledi.   Bunun yanında ülkemizde pek çok insanın büyük bir seçmen kesimine para karşılığında oy verdirildiğini konuştuğuna değinen Kıralp, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Bunlar sadece sağın fırsatçılığının değil, aynı zamanda solun sınıf mücadelesini ihmal etmesinin birer sonucudur. Sn. Akıncı bu seçimi 2015’te göreve gelirken desteğini aldığı herhangi bir kesimi hayal kırıklığına uğrattığı için kaybetmemiştir çünkü böyle bir hayal kırıklığı söz konusu değildir. Hatta Sn. Akıncı’nın ilk turdaki oylarının 2015’e kıyasla arttığı ortadadır. Fakat genel anlamda Sol siyaset bu seçim sonucundan bir ders çıkarabilir”.

 

“Sol siyaset sefalete ve sosyal adaletsizliğe karşı mücadele etmelidir”

Kıralp, görüşlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Sağ siyaset, eşitsizlikten yana ve fırsatçı bir doğaya sahiptir. Çünkü kapitalisttir. Karl Marx ve Friedrich Engels, Sol siyasete muazzam katkıları olan çalışmalarında “sınıf mücadelesine” ve “sınıf bilincine” vurgu yapmışlar, sağ siyasete karşı mücadele edilirken emekçilerin ve yoksulların haklarını savunmanın önemini anlatmışlardı. Oldukça üzülerek söylüyorum ki, ülkemizde faaliyet gösteren merkez-sol partiler, sol sivil toplum örgütleri ve sol sendikalar; işsizlerin, asgari ücretle çalıştırılan devasa emek gücünün ve yoksulların yaşam mücadelesinin neredeyse hiçbir yerinde yok. Sağ görüşten bu insanların hakları için mücadele etmesi zaten beklenemez ama Sol’un bu insanların hak ve çıkarları için gereken mücadeleyi vermemesi, bu insanlarla bütünleşmemesi seçim dönemlerinde neye sebep oluyor? Sağın bu insanların oylarına yönelik çeşitli fırsatçılıklar yapmasına sebep oluyor.”

 

“Türkiye federasyon görüş derse Tatar görüşür”

Yeni Bakış ile paylaştığı görüşlerini Kıbrıs Sorunu hakkındaki değerlendirmesiyle sonlandıran Kıralp, Mustafa Akıncı’nın görev süresi boyunca Türkiye hükümetlerinin aldığı kararlarla hemfikir olmadığı durumlarda bu kararlara uymamayı seçtiğini belirtti.  Akıncı’nın Crans Montana sonrasında federal tezin terk edilmesini kabul etmediğine değinen Kıralp, değerlendirmesini şu ifadelerle sona erdirdi: “Sn. Tatar bu seçime girerken hem “iki devletli çözüm yapacağım” dedi, hem de “Akıncı Türkiye ile uyumsuzdur, ben uyumlu olacağım” dedi. Seçim sonuçlarına bakarsak ilk turda federalist adayların oyları toplamda %51’e ulaşmaktaydı ve Sn. Akıncı’nın ikinci turdaki oyları %48’i aşmış durumdaydı. Dolayısıyla bu toplumda “federasyon öldü” diyen net bir çoğunluk bulunmuyor. Ayrıca, ben şuna inanıyorum ki, Türkiye hükümeti Sn. Tatar’a “federasyon görüşeceğiz” derse Sn. Tatar federasyonu görüşecektir. Çünkü rahmetli Denktaş seçimlerde “federasyon görüşmem” dediği zaman rahmetli Turgut Özal’ın çağrısı üzerine masaya dönmüş, Sn. Yorgos Vasiliu ile federasyon görüşmüştü. Sn. Eroğlu da “Talat’ın verdiği tavizleri geri alacağım” demiş ancak müzakerelere Sn. Talat’ın bıraktığı yerden devam etmişti”. 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Bir gecede üç kaza yaptı
Bir gecede üç kaza yaptı
 “Cahilce konuşuyorlar”
“Cahilce konuşuyorlar”