“TÜRKİYE GÜNLÜK HAYATI İLHAK EDİYOR”

“TÜRKİYE GÜNLÜK HAYATI İLHAK EDİYOR”

Yeni Bakış web TV’nin dün konuğu olan Kıbrıs Cumhuriyeti Avrupa Parlamentosu üyesi Niyazi Kızılyürek, Türkiye’nin Kıbrıs’ın Kuzeyinde bir ilhak oluşturmasının Türkiye’nin batı ile bütün ilişkilerini koparması anlamına geleceğini belirterek, aynı zamanda NATO’dan çıkarılmasının da gündeme gelebileceğine işaret etti

Editor: YeniBakış Editör
06 Mayıs 2021 - 09:30
Reklam

Kızılyürek, bu nedenle ilhak olmayacağını, asıl tehlikenin gündelik hayat içerisinde her gün icra edilen “ilhak” olduğunu söyledi.

 Türkiye’nin toplumu kimin yönetmesine karar vermesi ya da Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına müdahale etmesi ile birlikte gündelik hayatı ilhak ettiğini belirten Kızılyürek, böylesi bir ortam içerisinde Türkiye’nin ‘ilhak yaptım’ söylemeni beklemediğini kaydetti

 

Esengül AYKAÇ

Kıbrıs Cumhuriyeti Avrupa Parlamentosu üyesi Niyazi Kızılyürek, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 2004 yılında Avrupa Birliği’ne dahil olduğunu söyledi. Çözüm olamadığı için Avrupa Birliği müktesebatının Kıbrıs’ın Kuzey’inde askıya alındığını ifade eden Niyazi Kızılyürek, bu durumun istisnai bir durum olduğunu ifade ederek Avrupa Birliği üyesine üye olan bir devletin belli bir toprak parçasında Avrupa Birliği müktesebatının uygulanmadığına dikkat çekti.

Yeni Bakış web TV’nin dün konuğu olan Kızılyürek, Kıbrıslı Türklerin istisnai pozisyonun içerisine itildiğini belirterek, Avrupa Birliği’nin ‘Madem AB müktesebatı uygulanmıyor’ diyerek birtakım kararlar aldığını söyledi. Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Türk tarafına birtakım politikalar ürettiğini belirten Kızılyürek, 2004 yılında alınan bu kararların hala geçerli olduğunu ifade etti. Avrupa Birliği Konseyi kararlarında olan kısımları anlatan Kızılyürek, ‘Kıbrıslı Türklerin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmak gerekir. Buna açıp baktığımız zaman karşımıza 2 tane kalem çıkıyor. 1. Mali yardım. Avrupa Birliği bu yardımları senede bir yapmaya devam ediyor. 30-35 Milyonluk bir Avrupa Birliği katkısı vardır. 2’incisi ise Yeşil Hat Tüzüğü uygulanıyor. Yeşil Hat Tüzüğü ile Kıbrıslı Türklere Avrupa Birliği pazarına açılma imkanı sağlıyor. Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında ürünlerimiz Güney’e geçiyor daha sonra da Avrupa’ya gidebiliyor. 3’üncüsü ise Erasmus programında olmadığı için Kıbrıslı Türkler bu defa Kıbrıslı Türklere burs verilerek katkılar yapılıyor. Avrupa Birliği’nin bu katkılarının hepsinde bir siyasi hedefi var” şeklinde konuştu.

“Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yöneten Kıbrıslı Rum Bakanlardır”

Kızılyürek, Avrupa Birliği’nin katkı yaparak ülkenin yeniden birleşmesi için katkı sağlamak, Kıbrıslı Türkleri Avrupa Birliği’ne yakınlaştırmak ve Kıbrıs’ta olan iki toplumu da bir birine yakınlaştırmayı hedeflediklerini söyledi. Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği yurttaşı olduğundan söz eden Kızılyürek, Kıbrıs sorunu çözülmediği için Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üye olması ile birlikte Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de yöneten Kıbrıslı Rum Bakanlar olduğunu kaydetti. Avrupa Birliği’nin istisnai durumu yaratarak Kıbrıslı Türklere bir takım yardımlar yaptığını yineledi. Kıbrıslı Türklerin bütün haklarından yararlanamadığına dikkat çeken Kızılyürek, en son gelinen noktada hellim konusunda değindi. Hellimin artık Avrupa pazarında satabileceğini anlatan Kızılyürek, uzun vadede bunun sonuçlarının görüleceğini söyledi.

“Avrupa Birliği Türkiye ile olan ilişkilerini yeni bir zemine oturtmaya çalıyor”

Kıbrıslı Türkler olarak haklı taleplerimizin komisyona duyurulması gerektiğinden söz eden Kızılyürek, Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerini değerlendirdi. Kızılyürek, “İnsan hakları açısından Türkiye’nin karnesi çok da iyi değil. Avrupa Birliği Türkiye ile olan ilişkilerini yeni bir zemine oturmaya çalıyor. Bu durum tam iyelik değil ama Türkiye’ye özel bir statü bağışıklığı şeklinde seyir ediyor. Avrupa Birliği’nden Türkiye’nin yönelik talepleri Haziran ayında gündeme gelecektir. Avrupa Birliği Haziran ayında Türkiye ile masaya oturacaktır. Türkiye’nin taleplerine bakacak olursak 1’incisi gümrük biriminin genişletilmesi ve 2’incisi ise mülteciler konusunda mali destek talebi var. 3’üncüsü serbest dolaşım talebi var. Avrupa Birliği bu taleplerin ne kadarını karşılayacak bilemiyoruz” şeklinde konuştu.

“Her devletin Türkiye ile bir çıkarı vardır”

Avrupa Birliği’nin Türkiye üzerinde olan etkisinin eskisi kadar olmadığından söz eden Kızılyürek, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini sıcak bir şekilde gündemde tutmadığı için ister istemez Türkiye’yi yönlendirici hamleler yapmakta zayıf kaldığına işaret etti. Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Sorununda Türkiye’nin üzerinde baskı uygulamadığını söyleyen Kızılyürek, Avrupa Birliği’nin devletler konfederasyonu olduğunu anlatarak “Her devletin Türkiye ile bir çıkarları vardır. Dolayısı ile ortak bir dış politika geliştirme noktasında Avrupa Birliği içerisinde de ciddi zaaflar vardır. Almanya ve Fransa’nın yaklaşımları benzer yaklaşımlar değildir” dedi.

“Kıbrıs Sorununda Avrupa Birliği’nin eskiden sahip olduğu etkiye sahip değildir”

Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerinde gelinen noktayı anlatan Kızılyürek, Türkiye’nin artık özel statüye kayan bir ülke olduğunu belirterek Kıbrıs Sorununda Avrupa Birliği’nin eskiden sahip olduğu etkiye sahip olmadığının altını çizdi. 2004 yılında Annan Planı zamanında Avrupa Birliği’nin Türkiye’den olumlu tavır sergilemesini beklerken Türkiye’nin olumlu tavır sergilediğini anımsatan Kızılyürek, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile müzakere tarihi istediğini söyledi. Kızılyürek, olaylara Kıbrıs Sorunu açısından bakıldığı zaman gelinen noktada Avrupa Birliği’nin etkisinin sınırlı gördüğünü kaydetti.

“Türkiye zaman zaman Kıbrıs Sorununu koz olarak kullanıyor”

Türkiye’nin zaman zaman Kıbrıs Sorununu koz olarak kullandığını söyleyen Kızılyürek, 1996 yılında Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye aday ülke statüsü tanımadığı zaman 1997 yılında Türkiye’nin iki devletli konfederasyon tezini gündeme getirdiğini anlattı. Gelinen noktada benzer politikalar olduğundan söz eden Kızılyürek, yeniden iki devletli konfederasyonunun gündeme geldiğini ifade ederek bu politikanın yeni bir politika olduğu yönünde yapılan söylemlere karşın bu politikanın daha önceden denendiğini kaydetti. Gelinen noktada Türkiye’nin Kıbrıs soruna koz olarak bakarken diğer yandan ise koz olmanın ötesinde bir bakış açısının olduğunu ifade eden Kızılyürek,  Kıbrıs konusunun ilk defa Türkiye iç politikasında gündem olduğuna dikkat çekti. Ak Parti ve Milliyetçi Türk Partisi hükümetinin Kıbrıs üzerinden sürekli hamaset üretme eğilimi içerisinde olduklarının görüldüğünü anlatan Kızılyürek,  topluma dönük söylemleri ve TRT’ye çektirilen Bir Zamanlar Kıbrıs dizisi ile Türkiye kamuoyu ile sürekli Kıbrıs mesajlarının verildiğini söyledi. Ak Parti ve Milliyetçi Türk Partisi ortaklığında Kıbrıs konusunun Türkiye iç politikasında malzeme olarak kullanıldığını belirten Kızılyürek,  bu malzemenin 2023 seçimlerine kadar mı devam edecek? Ya da sonrasında ne olacağına dair soru işaretlerinin olduğunu kaydetti.

“İki devletlilik iddiası Kıbrıslı Türklere kazanım sağlamayacaktır”

Avrupa Birliği ile Kıbrıslı Türk toplumu ilişkilerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinden devam etmeyeceğini söyleyen Kızılyürek, böylesi bir oluşumun Avrupa Birliği’nde yok hükmünde olduğunu kaydetti. Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği üyesi olduğunu belirten Kızılyürek, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin asıl unsurlarından birisi olduğunun altını çizdi. Uluslararası bakımdan Kıbrıslı Türklerin statüsünün 1960 yılında ne ise hala daha ayı olduğuna dikkat çeken Kızılyürek, burada iki devletlilik iddiası ile siyaset yapmanın hiçbir şekilde Kıbrıslı Türklere kazandıracağı bir şey olmadığı gibi kaybettireceği birçok şey olduğunu söyledi. Avrupa Birliği’ne KKTC olarak başvurulduğu zaman ne mali yardım alabilirsiniz ne de Avrupa’da okul okunmayacağını anlatan Kızılyürek, bütün fırsatların kullanılmasının nedenin ise Kıbrıs Cumhuriyeti’nin  yurttaşı oldukları için kullanıldığını kaydetti. İki devletli politikaların devem etmesi durumunda kazanımların kaybedilmeyeceği konusunda hiçbir garantinin olmadığına dikkat çeken Kızılyürek, Avrupa Birliği’nin Kıbrıslı Türklere verdiği yardımları bir amaç için verdiğinin altını çizdi.

 

“Avrupa Birliği’nin uygulayacağı ekonomik politikalar ile az gelişmiş bölgelere öncelik verilecek”

İki taraf arasında eşitsiz gelişim içerisinde olduğunun aşikar olduğundan söz eden Kızılyürek, iki toplum arasında eşitsiz bir gelişimin söz konusu olduğunu kaydetti. Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi durumunda adanın Kuzey’inde de Avrupa Birliği müktesebatı uygulamaya girerse iki taraf arasındaki mesafeyi kapatmak için önlem alınacağı konusunu görüşmelerde defalarca konuşulduğunu anlatan Kızılyürek, Avrupa Birliği’nin uygulayacağı ekonomik politikalar ile az gelişmiş bölgelere öncelik vereceğini söyledi. Kızılyürek, federal bir devletin kurulmasından sonra mal kaynakların öncelikle akacağı yerin adanın Kuzey’deki durumu güçlendireceği yönünde defalarca müzakere masalarında konuşularak kayıt altına alındığını anlattı.

“Anastasiadis’in resmi dilin Türkçe olmasını talep etmediği ortaya çıktı”

2006 yılında Anastasiadis’in Avrupa Birliği’ne gönderdiği mektubu anlatan Kızılyürek, mektupta Anatasiadis’in resmi dilin Türkçe olmasını talep etmediğinin ortaya çıktığını belirtti. Türkçe’nin Avrupa dili olabilmesi için 27 üye devletten birinin resmen konseyin gündemine getirmesi gerektiği yönünde bilgi aldığını anlatan Kızılyürek,   Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu meseleyi gerçek anlamda masaya koymadığına dikkat çekti. Resmi dilin Türkçe olması için sürekli gündemde tutmaya çalıştığından söz eden Kızılyürek, Güney Kıbrıs’ın da resmi dilin Türkçe olmasını talep ettiğini kaydetti. Sivil toplumun ve vatandaşların imzası ile ilgili bir kampanya başlattığını söyleyen Kızılyürek, Avrupa Birliği’nde yurttaşların 1 milyonluk imza ile bir konuyu Avrupa Birliği’nin gündemine alınabilmesini sağlayabildiğini ifade etti. İmza kampanyasını devem ettireceklerini söyleyen Kızılyürek, pandemi nedeni ile bu işlerin çok fazla aksadığını kaydetti. Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’nin 2 resmi dilinden birisi olduğu için bu hakkı talep ettiğini anlatan Kızılyürek, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği üyesi olduğunu anlatarak Avrupa Birliği üyesi olan 2 dilden birisinin içeri de diğerinin ise dışarıda olmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

“Son dönemlerde Türkiye, Kuzey Kıbrıs içerisinde kültür savaşı içerisinde”

Kıbrıslı Türklerin elinde olan 2 tane birim olduğunu belirten Kızılyürek, bir tanesinin Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti diğeri ise yaşadıkları Kuzey Kıbrıs coğrafyası olduğunu söyledi. Kıbrıs Cumhuriyeti Devletini 1964 yılından beri Kıbrıs Rum toplumunun yönettiğini anlatan Kızılyürek, Kuzey Kıbrıs coğrafyasını ise Türkiye’nin yönettiğini kaydetti. Toplumun iki açıdan da yoksun bırakıldığından söz eden Kızılyürek, hem devlet noktasında hem de coğrafya açısından bir toplumun düşebileceği en ağır statüsüzlük konumlarından birisi olduğunu vurguladı. Statüsüz bir konuma düşürülen toplumun hayatta kalmasının oldukça zor olduğunu anlatan Kızılyürek, son dönemlerde Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs içerisinde kültür savaşı içerisinde olduğunu söyledi. Kıbrıslı Türklerin varlığını sürdürebilmesinin Avrupa Birliği ile çok daha yakın ilişki içerisinde geçmesi ile mümkün olacağını ifade eden Kızılyürek, Kıbrıslı Türklerin bürün yoksunluğa rağmen Avrupa Birliği yurttaşı olmaya devem ettiklerini söyledi.

“Türkiye her gün tekrarlanan gündelik ilhak yapıyor”

İlhakın Türkiye’nin batı ile bütün ilişkilerini koparması anlamına geleceğini anlatan Kızılyürek, aynı zamanda NATO’dan çıkarılmasının da gündeme gelebileceğine işaret etti. İlhakın Türkiye’nin batı kurumlarından alıp doğuya taşınması anlamına geldiğini söyleyen Kızılyürek, asıl tehlikenin ilhak olmayacağı için bu olmayacağı için asıl tehlikenin gündelik hayat içerisinde defakto hayat içerisinde her gün icra edilen ilhak olduğunu kaydetti. Türkiye’nin her gün burasının ilhak edilmiş gibi davrandığını ifade eden Kızılyürek, toplumu kimin yönetmesine karar vermesi ya da anayasa mahkemesinin kararlarına müdahale etmesi ile birlikte gündelik hayatı ilhak ettiğinin altını çizdi. Türkiye’nin her gün tekrarlanan gündelik ilhak yaptığından bahseden Kızılyürek, böylesi bir ortam içerisinde Türkiye’nin ‘ilhak yaptım’ söylemeni beklemediğini anlattı.

“İki tarafta da toplumsal hareketlilik görüyoruz”

Kıbrıs’ın Kuzey’inde ve Güney’inde yeni bir toplumsal hareketlenmenin söz konusu olduğunu ifade eden Kızılyürek, Kıbrıslılık bilinci etrafında hareketlenmenin görüldüğünü anlatarak “Devlet elitlerine başkaldırma ve bu baş kaldırıyı da Kıbrıs kimliği ile yapma eğilimleri görüyoruz. Benzer bir şekilde Kıbrıs’ın Kuzey’inde ister istemez AK Partisinin sürdürdüğü kültür savaşı karşısında kimliğini korumak isteyenler var. Kıbrıs bilinci oluşan insanlar ile birlikte yeni oluşan sosyal hareketler aynı yere akıyor. Benim açımdan geleceğe dönük en umut verici şey ülkede federal Kıbrıs devletine inanan çok kültürlü demokrasiyi benimseyen, farklılıklar içerisinde birlikte barış içerisinde yaşamayı benimseyen, birbirine Helen ve Türk milliyetçiliği üzerinden ötekileştirmeyen yeni oluşumların ortak bir platformda bir araya gelmesidir” dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
KASTEN YAKTIKLARI İDDİA EDİLİYOR
KASTEN YAKTIKLARI İDDİA EDİLİYOR
İKİSİNİ DE KAPATINIZ!
İKİSİNİ DE KAPATINIZ!