“Ya federal çözüm, ya çözümsüzlük”

“Ya federal çözüm, ya çözümsüzlük”

Siyaset Bilimi öğretim üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, 25 Kasım’da Berlin’de gerçekleştirilen zirvenin amacının referans şartlarının, yani bundan sonraki görüşmelerin içeriğinin, programının ve yönteminin belirlenmesinde ilerleme kaydetmek olduğunu belirterek, bu amaca ulaşıldığını söylemenin mümkün olduğunu kaydetti

Editor: Yeni Bakış Editör 2
02 Aralık 2019 - 08:00

Siyaset Bilimi öğretim üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, 25 Kasım’da Berlin’de gerçekleştirilen zirvede, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafı ve garantör ülkeler İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın katılacakları beşli zirvenin yapılmasını sağlayacak ortamın oluştuğunu ifade ederek, tarafların 11 Şubat 2014 Eroğlu-Anastasiadis ortak açıklamasına, Crans Montana’da oluşan 30 Haziran 2017 tarihli Guterres çerçevesine ve 1991 tarihli, 716 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararına bağlılıklarını teyit ettiklerine vurgu yaptı

Şevki Kıralp, Berlin Zirvesi sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen açıklamanın önümüzdeki süreci ya da federal çözümü reddeden bir içeriğe sahip olmadığını söyleyerek, KKTC hükümetinin ise Berlin Zirvesi’ne karşı olumsuz tavrını koruduğunu belirtti. Kıralp, BM Genel Sekreteri’nin “bu kez farklı bir süreç yaşanacaktır” demesine rağmen bizim hükümet “bu süreç hiç bir yere gitmez”  ve “federasyon harici modeller de konuşulmalıdır” şeklindeki yaklaşımını sürdüren açıklamalarda bulunduğunu, hem hükümette hem de “iki devletli çözüm yapalım” diyen çevrelerde ortak bir eğilim gözlemlemekte olduğunu söyledi

Kıralp, “Sanki iki devletli çözüm çok yakınmış ve bunu engelleyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ymış gibi davranıyorlar. Teknik olarak, başka bir çözüm modelinin kapısının açılabilmesi için Kıbrıs Rum tarafının buna onay vermesi lazım. Güney’de yapılan bir araştırma Kıbrıs Rum toplumunun %75’inin iki devletli bir çözümü kabul etmeyeceğini bize gösteriyor” dedi

Kıralp, “İstekleri Türk tarafı ile iki ayrı devlet çözümü arayışına girmek değildir. Yıllarca da bu böyle olmuştur. Hem biz daha Taşınmaz Mal Komisyonu’nun bile belini doğrultamamışken iki ayrı devlet mücadelesine nasıl gireceğimizi sormamız lazım. ‘İki devletli çözüm olacak ama bunu Akıncı engelliyor’ şeklindeki propagandayı sağlıklı da bulmuyorum, gerçekçi de bulmuyorum. Dolayısıyla, Kıbrıs Sorunu’nda bence iki ihtimal vardır: Ya federal çözüm, ya çözümsüzlük” şeklinde konuştu

 

 

Deniz ABİDİN 

 

Siyaset Bilimi öğretim üyesi Doç. Dr. Şevki Kıralp, 25 Kasım’da Berlin’de gerçekleştirilen zirvenin amacının referans şartlarının, yani bundan sonraki görüşmelerin içeriğinin, programının ve yönteminin belirlenmesinde ilerleme kaydetmek olduğunu belirterek, zirve sonrasında BM Genel Sekreteri’nin yaptığı açıklama doğrultusunda bu amaca ulaşıldığını söylemenin mümkün olduğunu söyledi.  Guterres’in altını çizdiği üzere, Berlin Zirvesi’nde Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafı ve garantör ülkeler İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın katılacakları beşli zirvenin yapılmasını sağlayacak ortamın  oluştuğunu ifade eden Kıralp, tarafların 11 Şubat 2014 Eroğlu-Anastasiadis ortak açıklamasına, Crans Montana’da oluşan 30 Haziran 2017 tarihli Guterres çerçevesine ve 1991 tarihli, 716 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararına bağlılıklarını teyit ettiklerine vurgu yaptı. 

“Guterres’in ağırlığını koyacağı anlaşılıyor”
Kıralp, 716 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararında neyin öngörüldüğü kısaca hatırlanacak olunursa bu karar dönemin BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar’ın hazırladığı rapordaki “iki toplum tüm federal organlarda karar alınmasına etkin katılım gösterecektir” ilkesini onaylamakta olduğunu söyledi. Kıralp, Kıbrıs Türk tarafının siyasal eşitliğe dair taleplerinin, özellikle federal kurullarda karar alınırken her iki toplumdan en az bir olumlu oy talebinin meşruiyetini kanıtlayan bir nitelikte olduğunu belirterek, Berlin zirvesi sonrasındaki açıklamalardan, ilerleyen süreçte yol haritasının hazırlanmasında BM Genel Sekreteri Guterres’in de ağırlığını koyacağının anlaşılmakta olunduğunu kaydetti. 

“Türkçe’nin AB’nin resmi dilleri arasına girmesi süreci olumlu etkiler”
“Bütün bunlar Crans Montana zirvesinde kilitlenen görüşme sürecinin yavaş yavaş tekrar canlanmakta olduğunu göstermektedir” diyen Kıralp, Avrupa Parlamentosu üyesi Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek’in Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis’ten Türkçe’nin Avrupa Birliği’nin resmi dilleri arasına girmesi konusunu Avrupa Konseyi’ne taşımasını talep ettiğini belirtti. Kıralp, Kıbrıs Rum tarafının bu hususa ağırlık verecek adımlar atmasının Kıbrıs Türk toplumunda güven yaratacağını ve çözüm sürecine olumlu katkı yapabileceğini düşünmekte olduğunu söyleyerek, “Anastasiadis bu konuyu ciddiye almalıdır. Son günlerde, Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminde dengeleri değiştirebilecek bir gelişme yaşandı ve Türkiye ile Libya, ikili bir anlaşma yaparak deniz yetki alanlarını belirleme konusunda uzlaşıya vardılar. Yunanistan’ın bu anlaşma karşısında itirazları var ve Atina’nın “Türkiye, Girit’in güneyinde deniz yetki alanı iddiasında bulunamaz” şeklinde açıklamaları oldu. Ancak, Türkiye bu hamlesiyle hem Yunanistan’ın deniz yetki alanı tezlerine bir anti-tez üretmiş hem de Libya ile yakınlaşarak bölgedeki yalnızlığını sona erdirme yönünde ciddi bir adım atmış oldu. Türkiye-Libya yakınlaşması önemlidir çünkü Libya hem Akdeniz’in doğusunda oldukça uzun bir kıyıya sahiptir hem de denizlerdeki iddialarda Türkiye için uygun bir müttefik adayıdır” diye konuştu. 

“KKTC hükümeti Berlin Zirvesi’ne karşı olumsuz tavrını koruyor”
Şevki Kıralp, Berlin Zirvesi sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen açıklamanın önümüzdeki süreci ya da federal çözümü reddeden bir içeriğe sahip olmadığını söyleyerek, KKTC hükümetinin Berlin Zirvesi’ne karşı olumsuz tavrını koruduğunu belirtti. Kıralp, BM Genel Sekreteri’nin “bu kez farklı bir süreç yaşanacaktır” demesine rağmen bizim hükümet “bu süreç hiç bir yere gitmez” ve “federasyon harici modeller de konuşulmalıdır” şeklindeki yaklaşımını sürdüren açıklamalarda bulunduğunu, hem hükümette hem de “iki devletli çözüm yapalım” diyen çevrelerde ortak bir eğilim gözlemlemekte olduğunu söyledi. 

“Kıbrıs Rum tarafını kim nasıl razı edecek?”
Kıralp, şöyle devam etti, “Sanki iki devletli çözüm çok yakınmış ve bunu engelleyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ymış gibi davranıyorlar. Teknik olarak, başka bir çözüm modelinin kapısının açılabilmesi için Kıbrıs Rum tarafının buna onay vermesi lazım. Güney’de yapılan bir araştırma Kıbrıs Rum toplumunun %75’inin iki devletli bir çözümü kabul etmeyeceğini bize gösteriyor. BM Güvenlik Konseyi’nin, yani ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere’nin tavrı da federal çözümden yana. Kıbrıs Rum tarafı “tamamdır bu iş bitmiştir, buyurun bağımsız devlet olun” demedikçe iki ayrı devlet çözümünün gerçekleşmesi mümkün değil. Kıbrıs Rum tarafını bizim BM ve AB üyesi bir devlet olmamızı kabul etmeye kim nasıl razı edecek? Kıbrıs Rum tarafının denizlerdeki gerilimden korkarak ya da son zamanlarda bizde “federal tezi bırakalım” diyen bazı çevrelerin gündeme getirdiği “daha fazla toprak ve daha fazla mülkiyet iadesi karşılığında iki devletli çözüm” teklifini cazip bularak iki devletli bir çözümü kabul edeceğini kim garanti ediyor?”

“Ya federal çözüm ya çözümsüzlük”
Doç. Dr. Şevki Kıralp, siyasal durumu bize benzeyen coğrafyalarla ilgili akademik literatür nasıl ki Azerbaycan Karabağ’ın, Moldova Transdinyester’in bağımsız devlet olarak tanınmaması için siyaset üretmektedir, Kıbrıs Rum tarafının da aynen o şekilde bizim bağımsız devlet olarak tanınmamamız için siyaset üretmekte olduğunu göstermekte olduğunu söyledi. Kıralp, “Azerbaycan’ın Karabağ’a, Moldova’nın Transdinyester’e, Kıbrıs Rum tarafının da bize göre en büyük avantajları tanınmayan devletlere karşı BM üyesi devletleri yönetiyor olmalarıdır” diyerek, bunun kolayına terk edilebilecek bir avantaj olmadığını kaydetti. Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan’ın geleneksel siyasetinin, çözüm arayışları tıkandığı zaman Türk tarafını uluslararası hukuk mekanizmalarında zora sokmaya çalışmak olduğunu belirten Kıralp, “İstekleri Türk tarafı ile iki ayrı devlet çözümü arayışına girmek değildir. Yıllarca böyle olmuştur. Hem biz daha Taşınmaz Mal Komisyonu’nun bile belini doğrultamamışken iki ayrı devlet mücadelesine nasıl gireceğimizi sormamız lazım. “İki devletli çözüm olacak ama bunu Akıncı engelliyor” şeklindeki propagandayı sağlıklı da bulmuyorum, gerçekçi de bulmuyorum. Dolayısıyla, Kıbrıs Sorunu’nda bence iki ihtimal vardır: Ya federal çözüm, ya çözümsüzlük” dedi. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
“Unutkanlığımızın  kurbanıyız!”
“Unutkanlığımızın kurbanıyız!”
Yollar su altında kaldı
Yollar su altında kaldı