Türkiye’deki “Başkanlık sistemi” tartışmaları ve bizim...
Ali Tekman

Ali Tekman

.

Türkiye’deki “Başkanlık sistemi” tartışmaları ve bizim pozisyonumuz...

29 Ocak 2017 - 09:00

Türkiye’deki “Başkanlık sistemi” tartışmalarını ilgiyle izliyorum...

İlgiyle izliyorum ama Türkiye halkının seçimiyle ilgili taraf olmuyorum...

Bazı kanaatlerim oluştu elbette...

Ancak “evet deseler daha iyi”;

Ya da “hayır demeleri hayırlarına olacak” şeklinde yorumlardan da ısrarla kaçınıyorum...

...

Yazarlık hayatımda;

Türkiye’nin iç politik argümanlarıyla, bu eksendeki tartışmaların içinde mümkün mertebe olmamaya gayret göstermiş birisiyim...

Türkiye seçimlerinde de genel hatlarıyla bir veya en fazla iki yazıyla görüşlerimi belirtmiş, ayrıntılı tartışmalar içine hiç girmemişimdir...

Kim hükümet, kim muhalefet olursa olsun...

Sebebi çok net ve anlaşılırdır:

1.       Türkiye’nin sorunlarını o coğrafyada yaşayan Türk halkı en iyi şekilde bilebilir ve ister referandum, isterse genel veya yerel seçimler olsun, sandıktaki kararını şekillendiren de Türkiye’nin koşullarıdır. Dışarıdan fazla ahkâm kesmek bize düşmez...

2.       Türkiye ile Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişkiler, çok özel ilişkilerdir ve oradaki siyasi saflaşma veya rekabetin içine dalmak, belirli bir cenahın yanında mevzilenmek, bana göre doğru olmadığı gibi, orada kim iktidarda olursa olsun, onu değiştirmek veya o noktada kalmasını sağlamak da bizim üzerimize vazife değildir, her iktidar sahibiyle iyi ilişkileri sürdürmek ise, esas olmalıdır.

3.       Kıbrıslı Türk halkının Kıbrıs’ta tutunabilmesinin yegâne dayanağı şu anda Türkiye’nin stratejik gücüdür ve eğer Kıbrıs’ta kalıcı bir barış ile siyasi eşitliğe dayalı çözüm için gayret içinde olacaksak, Ankara’daki iktidar hangi siyasi kanat veya yelpazede olursa olsun, bizim için Kıbrıs’ta çözüme ne kadar angaje olduğu öncelikle önem arzetmektedir. Bu konuda görüş beyan etmemiz çok doğal olacağı gibi, Türkiye’deki siyaset erbabının kendi halkını ilgilendiren meseleleri bizim çok da ilgimiz dahilinde bir husus değildir...

4.       Türkiye’deki Başkanlık sistemiyle ilgili referandum da, dolayısıyla bizim Kıbrıs’tan taraf olmamızı veya tarafmış gibi gereksiz tartışma ve cepheleşmeler içinde yer almamızı gerektiren bir durum arzetmemektedir...

Oysa son zamanlarda özellikle sosyal medyada, bizim Kıbrıs’tan da Türkiye’deki referandum tartışmalarının içine adeta balıklama dalan ve sert üslûp kullanan kişilere sıkça rastlamaktayım...

Nasıl ki biz;

Gerek seçimlerimize, gerekse siyasi yaşamımıza dıştan karışılmasını uygun görmüyor ve dahi eleştiriyorsak;

Aynı hususa bizim de dikkat etmemizde fayda olduğunu düşünüyorum...

Buna rağmen;

“Hayır ben, Türkiye’nin iç siyasi yapısıyla ilgili yorum yapma hakkını kendimde buluyorum” diyenler varsa;

Elbette kendi bilecekleri iştir ama enerjimizi kendi ülkemizin siyasi sorunlarını çözme yolunda seferber etmek çok daha mantıklı olmaz mı?

Öyle ya... Yarın bizim önümüze de;

Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili bir referandum ve “evet-hayır” tartışmaları gelebilecektir...

O zaman bizim referandumumuz bizi;

Türkiye’nin hele de kendi yönetim sistemiyle ilgili referandumu da onları çok daha fazla ilgilendirmeli...

Doğrusu da bence bu...

...

Yine de... Başta da belirttiğim gibi Türkiye’deki yoğun “Başkanlık sistemi” tartışmaları içinden, bir gazeteci-yazar olarak kendimce önemli tespitler çıkarıp, bazı kanaatler elde etmiş bulunuyorum...

Bana göre Türkiye’de referanduma sunulacak olan “Başkanlık sistemi”;

Batı veya Doğu dünyasındaki deneyimlerden oldukça farklı...

Daha Latin Amerika tipi...

Ve dahi, üslûp olarak bir ölçüde de “Peronist”...

“Peronist” esintiler taşıyan yönetim biçimleri halâ hatırısayılır desteğe sahip olduğu gibi;

Bunu başarılı bulmayanlar da var...

Göreceğiz...

Türkiye halkı için “iyi” olana ise;

Yine Türkiye halkı karar verecektir...

Bize ise bu noktada Türkiye halkının vereceği karara saygı duymak düşer en fazla...

Son Yazılar