AVRUPA VE TAŞRA
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

AVRUPA VE TAŞRA

24 Ekim 2022 - 09:22

Fırsat buldukça seyahat etmeyi ve gezmeyi seviyorum. Yolculuklar yeni yerler keşfetmek, yeni insanlarla tanışmak, farklı kültürlerden, farklı dinlerden insanlarla tanışmama olanak sağlıyor. Geçtiğimiz günlerde bir bayan arkadaşımla yine güney komşumuza günübirlik bir yolculuk gerçekleştirdik. Adını sıkça duyduğum ve el işi ile meşhur Lefkara köyüne gittik. Dağın eteklerinde kurulmuş, küçük ve şirin bir köy. Yeşillikler arasında oksijeni bol bir ortam yol boyunca gözlemlediklerim arasındaydı. Çevre temizliği ve asfaltında tek bir çukur dahi olmamasını da belirtmek isterim. Köy meydanında sıra sıra dizilmiş dükkanlarda yöresel Lefkara işi ürünler ve gümüş el yapımı takılar satılmaktaydı. Dükkan sahipleri son derece misafirperver ve güler yüzlüydü. Rastgele girmiş olduğumuz bir gümüş takı dükkanında, dükkan sahibi ile kısa bir sohbet ettik. Adam bizim kuzeyden geçtiğimizi ve Kıbrıslı Türk olduğumuzu konuşmalarımızdan çıkarmıştı. Bize soğuk ev yapımı limonata ikram ederek beğendiğimiz bir şey olursa üzerindeki fiyatın yarısına bize satış yapacağını söyledi. 74 öncesi Karaağaçta kaldığını ve yollar açıldıktan sonra gidip evini gördüğünü buruk ve hüzünlü bir tavırla anlattı. Sözlerinin sonunda ise 74 öncesindeki gibi bir arada yaşamayı çok arzu ettiğini söyledi. Güncel siyasetten konuşurken, bizim tarafımızdaki siyasi oluşumun ve amaçlanan hedefin ne olduğunu çok iyi bildiğini, yaptığımız geniş kapsamlı söyleşide ifade etti. Dükkandan küçük birer hatıra alarak kendimizi hafif çiseleyen yağmurun altında Lefkara sokaklarına bıraktık. Binalar, eski dokusu bozulmaksızın yenilenmiş, her yer ter temizdi. Belediyenin tuvaletleri ise son derece hijyen ve ücretsizdi. Buradaki gençlerin köyü terk etmeyip, köyde geleneksel Lefkara işini öğrenmeleri ve köyde kalmaları için devletin gençlere teşvik edici geniş imkanlar sunduğunu öğrendik. Köyün daracık yollarında gezinirken araçların yayalara son derece saygılı olduğu da gözümüzden kaçmadı. Bol bol fotoğraf çekerek buradan ayrılıp Larnaka’ya gittik. Yolda kaybolma endişesi yaşamadık. Çünkü, yüz metre ara ile yol kenarına konulan levhalar sizi gideceğiniz yön hakkında fazlası ile bilgilendirmektedir. Ayrıca, trafik polisleri de sürekli olarak yollarda vardiya dolaşmaktadır. Larnaka’da halen bu mevsimde her yer turist kaynıyordu. Deniz kenarına kurulmuş şezlonglar kaldırılmamıştı. Gökyüzünde geçen uçakların sayısını saymakta zorlandım. Neredeyse her on dakikada bir uçak havalanıp, uçak iniyor. Burada da birkaç dükkan gezip, akşam yemeğimizi yiyoruz. İnsanların huzuru ve mutluluğu yüzlerinden okunuyor. Kimse kimseye yan gözle bakmıyor. Eğer yolunuzu şaşırmışsanız, sizi doğru yola çıkarmak için defalarca yol tarifi yapıyorlar. Ya da kendi aracı ile size önderlik ediyor. Bir an ister istemez düşünüyorum. Bizim tarafta birisi beni durdurup, yol tarifi istese, cevap vermeye korkacağım. Çünkü son zamanlarda bizde güvenlik sıfır diyebilirim. Dönüş yolunda bir ara durup, portatif ocağımızda kahve pişiriyoruz. Az ötede lokma satan adam bize merakla bakıyor. Yanına yürüyüp “türk kahvesi pişiriyoruz, içerseniz size de yapalım” diyorum. Adam teşekkür edip tekrar müşterilerine lokma kavurmaya devam ediyor. Biz kahvelerimizi yudumlarken yanımıza yaklaşıp elinde bir kase lokmayı bize uzatıyor ve “kahveden sonra güzel gider” diyor. Teşekkür edip alıyoruz. İnsanlığın olduğu, medeniyetin yaşandığı, çevre temizliğinin ve cirlop gibi asfaltının bulunduğu güneyi bu yüzden “Avrupa” olarak nitelendiriyor, bizim tarafı da “Taşra”ya benzetiyorum. Yazımdan çıkaracağınız ders, sizin pencerenizin ve bakış açınızın ne kadar geniş ve büyük oluşu ile alakalıdır. Vesselam.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar