CENNET VE CEHENNEM
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

CENNET VE CEHENNEM

30 Haziran 2021 - 10:34

İnsan yaşadığı yeri ya Cennet yapar, ya da Cehenneme çevirir. Bizim pandemi ile birlikte ülkede yaşadıklarımızın çok da Cennet’e benzetilecek bir tarafı yok. Ülke yangın yerine dönmüş. Ekonomik kriz mi istersin, işsizlik mi istersin, pahalılık mı istersin, çocuk istismarı mı istersin, uyuşturucu mu istersin, taciz mi istersin, vatandaşlık mı istersin, fuhuş mu istersin, yolsuzluk mu istersin, rüşvet mi istersin, haksızlık mı istersin, dolandırıcılık mı istersin, yeşili göz göre göre katletmek mi istersin, hayvanlara işkence mi istersin, dindarlık mı istersin…. Ne ararsan var işte. Peki, güzel olan bir şey var mı? Gökyüzü halen mavi. Bir de denizlerimiz mavi. Ama biz en sonunda atıklarla onu da kirletmeyi başardık. Peki ya bizler temiz kalabildik mi bu ortamda, ya da ne kadar temiz kalmayı başarabildik? Burada Edip Cansever’in dizeleri aklıma geliyor: “İnsan gerçekten yaşadığı yere benzer” diyordu bir şiirinde, ne kadar da doğru söylemiş. Birçoğumuz karakter olarak süratle değişime uğrayan insanlar olduk. Yaşadığımız çevreye, etrafımızda dönen dolaplara o kadar çabuk adapte olmaya başladık ki özümüzü yitirdik. Yardımlaşmayı, dayanışmayı, haset etmeden yaşamayı, saygıyı, sevgiyi, takdir etmeyi, üretmeyi, sanatı ve sanatçı kimliğine değer vermeyi unuttuk. Bir “Ben egosu” almış başını da gidiyor içimizde. Bunu en fazla da bizi “idare edenlerde” görüyoruz. Onlar her şeyin en doğrusunu bilen, her şeyin en mükemmelini yapan kişiler kendilerince. Oysa içinde yaşadığımız durum gayet net ve anlaşılır bir biçimde ortada. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti şuan “Cennetten bir Ada” olmaktan çıkmış, tabiri yerindeyse “Cehennem ateşinde kavruluyor”. 15 aydan bu yana Corona denilen salgın ülkemizde devam ederken en baştan bilim insanlarının ve dahi doktorlarımızın savunduğu konu, “halkın %70’i aşılandığı zaman insanların rahat bir nefes alacak” olması idi. Bizde bununla ilgili hiçbir zaman bir aşı planı olmadı. Bu konuda ortaya çıkan manzara: İnsanlar kuyruklar halinde güneşin altında aşı olmayı bekliyor. O beklenilen aşılar geldiği halde halen daha doğru düzgün bir sistem ve plan oturtulamadığı manzaradan da anlaşılacağı üzere apaçık ortada. Ve en baştan emekli doktorlarımızdan Sayın Bülent Dizdarlı bu konuda yardımcı olmak için gönüllü olduğunu sosyal medya hesabından duyurmuştu. Ancak bizim idarecilerimiz her şeyi çok iyi bilir ve yapar ya o "Ben egosu” yüzünden bilir kişilerden yapılan yardım çağrılarını duymazdan geldiler. Oysa “bir elin nesi var iki elin sesi var” demiş atalarımız. Bir kaç gün önce Sayın Dizdarlı’nın sosyal medya hesabında bir dayanışma organizasyonu gördüm. Girne’de halkın süratle aşılanması için bir dayanışma başlatılmış ve güzel bir organize ile bu organizenin başında doktorumuz da gönüllü olarak emeğini ortay koymuş. Demek ki halen daha yaşadığı yeri “Cennet” yapabilecek, dayanışma, paylaşma, yardımlaşma, ekmeği ve emeği bölüşme ruhunda insanlarımız kalmış içimizde. Ben bir vatandaş olarak sergilemiş oldukları bu tablodan gurur duydum ve buradan onlara teşekkür etmek istedim. Gerçekten bir kez daha anladım ki dünyayı iyilik, güzellik ve sevgi kurtaracak. Dilerim içimizde her geçen gün bu örnekler çoğalsın. Evet yazımın başında da belirttiğim gibi her şey biz insanoğlunun elinde. Yaşadığımız yeri “Cennet” yapmak da “Cehenneme” çevirmek de bizlerin elinde. Bizim ülkenin durumundan dolayı bugün yaşadıklarımızda halk olarak payımız büyük. Seçtiklerimiz bize Cenneti vaat ederken, Cehennemi yaşatıyorlar. Bu yüzden “her zaman son sözü halk söyler” deyimini hatırlatmakta fayda var. Ya hep birlikte Ada yerlisi olarak bir mücadele ile yaşadığımız yeri Cennet’e çevireceğiz, ya da hep birlikte yaşarken Cehennem ile tanışmış olacağız. Seçimlerimiz bizim kaderimiz olacaktır, bunu unutmamalıyız. Saygılar

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar