DİYET ÖDEMEK
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

DİYET ÖDEMEK

09 Mayıs 2022 - 09:45

“Diyet Ödemek” bir deyimdir. Anlamı, yapılan kötülüklerin, davranışların bedelini ödemektir. Bazen de tarjik olarak yapılan iyiliklerin bedelinin ödenmesidir. Şüphesiz, Kıbrıs Türk toplumunun şu an ödediği diyet ise sandığa gidip oy vererek seçtiklerinin başa geçerek, halka yaşattıkları ile kurunun yanında yaşın da yanması ve halkın bu diyeti döne döne ödemesidir. Evet, içinden geçtiğimiz şu günlerde toplum olarak hep birlikte bir diyet ödüyoruz. Ardı arkası kesilmeyen zamlar, hükümet krizi ile memlekette yer alan başı bozuk bir düzen ve son olarak da bayram günü aldığımız elektrik faturalarında yer alan bir madde “yakıt değişim ücreti” ile diyet ödemeye devam ediyoruz ve edeceğiz de. Değişmeyen zihniyetler, değişmeyen siyasi düşünceler ve değişmek için adım atmayan toplum olarak, bu topraklarda daha çok bedeller ödenecektir. Aslında bedel ödediğimiz zamanlara bakacak olursak, bu konu 74 yılları sonrasına dayanmaktadır. Şöyle ki, 74 yılında yapılan Barış Hareketi ile sonrasından günümüze Ada’ya gelip yerleşen bir çok kesimde “biz gelmeseydik Rumlar sizi katledecekti” zihniyeti günümüze kadar gelmektedir. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, 1960 Anayasasına göre Anavatan Türkiye, Kıbrıs konusunda Garantör Devletti ve bunu yapmakla mükellefti. Bu yüzden minnettarız, Anavatan her konuda her zaman yanımızda bulunup destek oldu. Ancak, bilinmesi gerekiyor ki, o yıllardan sonra birçok TC vatandaşı Kıbrıs’a gelip yerleşerek mal-mülk sahibi, iş sahibi ve yeni bir kimlik sahibi oldular. Geçen yıllar içerisinde her alanda birinci sınıf vatandaş muamelesi görürken bizler, bu topraklarda doğup büyüyenler kendi vatanımızda itibarsızlaştırılarak ikinci sınıf vatandaş durumuna düşürüldük. Elbette, bu konuda aranacak suçlu var ise, o da gelmiş geçmiş tüm hükümetler, gelmiş geçmiş tüm siyasilerdir. Zira siyasi görüş fukaralığı, geleceği görememe ve düşünememe özürlüsü olarak hareket etmişlerdir. Dahası “besleme” yakıştırılması ile halen daha yeri geldikçe hakarete maruz kalmaktayız. Ancak bilinmesi gereken Kıbrıslı Türklerin 1974 öncesine ait de bir tarihi var. 1958 yılından 1974 yılına kadar Ada’da cereyan eden olaylarda Atalarımız bu toprakları canla başla korumuştur. Oysa, bunlar hiçbir zaman konuşulmamış, göz ardı edilmiş ve hep 74 Harekatı ve kurtarıldığımız dillendirilmiştir. Şimdi bir kez daha “kim ne kazandı, kim ne kaybetti”, “kimler neyin diyetini ödedi, kimler diyet ödemeden ne kazançlar sağladı” diye etraflıca düşünülüp, olaylara tüm çıplaklığıyla bakılırsa, aslında Kıbrıs Türkü o günlerden bu günlere gelene dek ve bundan sonrası için de hep bir “diyet ödemek” zorunda bırakılmıştır. Bir söz vardır, “ipler kimin eline geçerse güç ondadır” diye. Maalesef ki, bizim siyaset adamlarımız bu ipleri çok öncesinden kaptırmış ve emir kulu olmuşlardır. Bunun ceremesini de halk çekmektedir. Bu halkın ödediği “diyet borcu” bir gün elbet bitecektir. Çünkü hiç bir şey sonsuza kadar sürmez. Her saltanatın bir sonu vardır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar