Eğitimde Uluslararası Markalaşma
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

Eğitimde Uluslararası Markalaşma

22 Ağustos 2022 - 10:00

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı bir açıklamam yaparak “Eğitimde uluslararası ölçekte bir eğitim markası olma yolunda emin adımlarla ilerlemekteyiz” dedi. Yaptığı açıklama ile ülkeye öğrenci adı altında gelen kişilerin sayılarını esas alarak pazarlama stratejilerinin de doğru olduğuna dikkat çekti. Oysa, eğitimde markalaşmanın esas amacı, öğrenci sayısını artırmak değil, nitelikli, kendini geliştirmiş, sektöre ve toplumun geneline katkı sağlayabilecek bireyler yetiştirmek ana hedef olmalıdır. Ayrıca, bu öğrencilere mezuniyet sonrası, mezun oldukları dallarda iş imkanı sağlamak ve onları doğru yerde ve zamanda branşlarına uygun olarak çalıştırmak, bu alanda önünü açmak da eğitimde markalaşmanın bir başka amacı olmalıdır kanısındayım. Fakat gelin görün ki, Cumhurbaşkanımız ülkeye gelen öğrenci sayısını esas alarak böylesi talihsiz bir açıklama yapmıştır. Talihsiz diyorum, çünkü maalesef ülkemizde eğitim tam manası ile ticarete dönmüş durumdadır. Bununla kalmayıp, öğrenci kimliği adında ülkeye giriş yapıp, üniversiteye devam etmeyerek çeşitli iş dallarında kaçak olarak çalışmaktadırlar. Ülkede üniversitelerin denetimi olmadığı gibi, iş yerlerini denetim de maalesef yetersiz kalmaktadır. Bugün ülkemize 3. Ülke vatandaşlarından öğrenci olarak gelip de altlarında son model araçlarla volta atan sorumsuz gençler vardır. Bu derenin suyu nereden gelir veya öğrenci nasıl olur da hiç okula gitmeden devamsızlıktan dolayı okuldan atılmaz, sorgulayan yok, denetleyen yok, ceza veren yok. Önemli olan ne öğrenci sayısı, ne de eğitimdir. Asıl önemli olan yabancı uyruklu öğrencilerin üniversiteye ne kadar para bırakacağıdır. Gerisi zaten teferruattan başka bir ley değildir. Eğer eğitimde marka olabilse idik, ilk iş bir Ada ülkesi olarak turizme ara eleman yetiştirir ve ülkedeki bütün otellere bu öğrencilerimizi yerleştirirdik. Oysa her turizm sezonu binlerce işçi yurt dışında getirtilip kalifiye olmaksızın otellerde çalıştırılmaktadır. Ülkemizde işsizlik almış başını giderken, ne eğitimi, ne markalaşması. Tut ki eğitimde bir marka olmuşsun, iş imkanı sağlayabiliyor musun? Yaptığı eğitimin hakkını, hak ettiği maaşla ve hak ettiği statü ile ödeyebiliyor musun? Bu soruların cevabını hepimiz de çok çok iyi bilmekteyiz. Bu yüzden Cumhurbaşkanı yine fazla gaza gelip, benzine var gücüyle asılmış olmalı ki, ağzından bu sözler dökülüverdi. Biz ne eğitimde, ne başak bir sektörde bırakın marka olmayı, vasat bir düzeyde bile olamıyoruz. Tanınmamış bir ülkenin, işsizlikte tavan yapmış bir ülkenin, parası her geçen gün değer kaybeden bir ülkenin, yolu, elektriği, suyu olmayan bir ülkenin, havayolu bulunmayan bir ülkenin, asıl nüfusu belli olmayan bir ülkenin, siyasetinde ve ekonomisinde bir türlü istikrar yakalayamamış bir ülkenin hiçbir konuda marka yakalaması ya da marka olabilme şansı yoktur. Yapılan açıklama tamamen hayal ürünü ve şişirilmiş altı boş cümleden öteye gidemez. Evet, güzel üniversitelerimiz var, buralardan mezun olmuş pırıl pırıl gençlerimiz var. Ancak, ne aldıkları eğitimi bu ülkede hizmete çevirme şansı yakalayabilmişler, ne de onlara böylesi bir fırsat tanınabilmiştir. KKTC her sektörde marka değil, sınıfta kalmış, çarpık yapıda bir düzenden ibaret fakir bir ülkedir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar