Her Yerimiz Yamalı Bohça
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

Her Yerimiz Yamalı Bohça

04 Şubat 2022 - 12:07

 Sınırüstü Yaşlı Bakım Evi ile KKTC olarak çalkalandık ve haber gündeme bomba gibi düştü. Tam bir insanlık dramı, haberin içeriğini ve çekilen videoları izlerken içim sızladı. Elbette, aileler birinci derecede suçlu iken, burada Devletin ayıbı ve konu ile alakalı istismarı da söz konusudur. Üst Düzey Bürokratlarımız, hümet edenlerimiz, “KKTC’ni Sosyal Devlet statüsünde” tanımlanmaktadır. Yani, ekonomik ve toplumsal yönden, yurttaşlarının tümüyle ilgilenen, onların yaşam düzeyi, sosyal güvenliği vb. konularında gereken önlemi alan, vatandaşlarına daha iyi hizmet sunandır. Sosyal Devlet statüsüne sahip bir ülkede, insanlar açlık mücadelesi vermez, zenginler ise zenginliğine servet katmaz. Yapılan tanımlar ile bir karşılaştırma yaptığımız zaman aslında KKTC’nin hiçbir şekilde bu tanıma uymadığını net bir şekilde görebiliyoruz. Sınırüstü Yaşlı Bakım Evi de bu durumun en canlı örneklerinden bir tanesidir. 24 Temmuz 2004 yılında kurulan bakımevi, 12 yıldan bu yanadır hizmet vermektedir. Bu süreçte 9 tane bakan, Sağlık Bakanı olarak görev almıştır. Burada söz konusu, Devlet buranın çalışmasına onay verdikten sonra, kaç kez burayı denetlemiştir? Binanın durumuna baktığımız zaman ve yaşlıların sitemlerini dinlediğimizde, aslında burasının yıllardan beridir hiçbir şekilde kontrol edilmediğini ve ortada bir ihmalin söz konusu olduğunu görebiliyoruz.

Olaya bir diğer açıdan bakacak olursak, bu yaşlıları buraya veren ailelerin görev ve sorumluluklarını uzun yıllardır yerine getirmediklerini anlıyoruz. Çünkü, tablo ortada. Bir insan anne-babasını veya bir yakınını buraya verdiği zaman hiç mi ziyaret etmez? Hiç mi arada sırada bir ihtiyacı var mı diye uğramaz? Biz ne ara bu kadar vicdansız insanlar olduk. Ne ara bu kadar hayırsız bireyler olduk. Nasıl bu kadar bencilleştik? Toplum bilimcilerin KKTC’de ciddi anlamda bir çalışma başlatarak; toplumu, sosyal davranışı, insanların oluşturduğu grup ve toplumsal kurumu çeşitli sosyal, dinsel, politik ve iş organizasyon gibi konuları inceleyerek, birtakım çalışmalar başlatması elzemdir diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Maalesef, her konuda olduğu gibi bu konuda da KKTC olarak, Sosyal Devlet olarak, sınıfta kaldık. Hoş aslında, bırakın Sosyal Devlet olmayı, normal bir Devlet statüsü özelliklerini bile taşımaktan aciziz.

Bugün halen daha elektrik kesintilerine uğrayıp, mum ışığına mecbur bırakılıyorsak, bugün halen daha on dakikalık yağmur yağdığı zaman yollarımız göl yatağına dönüyorsa, kanalizasyon logarlarından yağmur suları su yüzüne fışkırıyorsa, toplu taşımacılıkta gelişememişsek, eğitimde tek modelimiz Anavatan ise, turizm beldesi olarak ülkenin tarihini ve kültürünü satacak pazar bulmakta sıkıntı yaşıyorsak ve bunu becerememişsek, kumar adası olarak anılıyorsak, kendimize ait bir hava yolumuz yoksa, her ay iç borçlanma yapıyorsak, devletin giderleri gelirlerinin çok ama çok üzerindeyse, ekonomik açıdan büyük bir çöküntü içerisinde isek, ülkede sermaye patronlarının cepleri para dolarken, halk giderek fakirleşmekte ve alım gücü gün ve gün tükenmekte ise, üretim bitmiş, birçok sektör kapıya kilit vurmuşsa kimse bana “Sosyal Devletiz” demesin. Bizim her tarafımız yamalı bohça misali, ötesi yok.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar