Herşeyden biraz
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

Herşeyden biraz

20 Ocak 2021 - 03:30

            Yaş aldıkça mı özlüyor insan eskiyi? Yoksa günümüz çağında eskiye dair ne varsa çok az izleri kaldığı için mi özlüyor eskiyi?  Bilemiyorum, kişiye göre değişen bir tartışma konusu. Ancak ben fırsat buldukça nostalji yaşamak için kendimi Surlariçi’nin daracık sokaklarına atarım.

            Bir zamanlar Yenicami sokaklarından geçerken Atatürk ilkokulunun karşısındaki fırından çıkan taze ekmek ve pide kokusunu duyar gibi oluyorum. Az ötesindeki helvacı halen ayni yerinde ve günün hangi saati geçerseniz geçin o helva kokusunu alıp, acıktığınızı hissedebiliyorsunuz. Lakin ne sokaklar ayni sokak, ne de bölgede yaşayanlar ayni insanlar. Pek tabi ki zaman hızla akıp geçiyor ve hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor. Ancak o daracık sokaklarda ilerlerken “hah belki şimdi bir tanıdık çıkar karşıma” diye düşünmekten de  kendinizi alamıyorsunuz.

            Biraz daha ilerledikçe karşıma tüm heybetiyle Selimiye Camii çıkıyor. Şuan tadilatta. Uzun bir süre daha tadilatta olacağı aşikar. Acımasız yıllara ve zamana yenik düşmüş, yenilenmesi kaçınılmazdı. Uzun uzun seyrediyorum ve düşünüyorum, eski insanlarımız ne çok meraklıydı ibadete ve özellikle de bu koca çınarda namaz kılıp dua etmeye. Eh ne de olmasa birçoğumuzun ataları buradan kaldırılmış göçüp giderken öteki dünyaya. Bahçesinden geçerken içimden bir fatiha okuyorum geçmişlerimizin ruhuna ve yoluma devam ediyorum.

            Belediye Pazarı, eskilerin deyimiyle Bandabuliya, tabiri yerindeyse sinek avlıyor. Bir zamanlar köy insanımız ürettiklerini burada satışa sunmak için sıra sıra dizilirlerdi. Zeytin, hellim, kafes, mülihiya, tarhana, bademli-cevizli sucuk, köfter, gonnara, türlü türlü otlar, yumurta ve belkide benim bile anımsayamadığım daha birçok şey. Koca binanın içinde soğuğu iliklerime kadar hissediyorum, yoksa tanıdık bir sima göremediğim için mi yabancılıktan kendimi ayazda hissediyorum kestiremedim.

            Birkaç tane eskiden kalma manav, gözleri kapıda müşteri bekliyor.  Gelenler belli ama, bizden birileri belki sayıları bir elin parmakları kadar, gerisi hep sonradan gelip yerleşenler. O an kızıyorum kendi insanıma, “burası bizim geçmişimiz, özümüz ve tarihimiz, neden terki diyar eylediniz buraları” diye.

            Sonra dalıyorum arastaya, sağlı sollu dükkanlar, kapı önünde müşteri bekleyen esnaf, mutsuz ve umutsuz. Oysa bir zamanlar iğne atsan yere düşmezdi buralar, kalabalıktan geçilmezdi. Kumaşcılar, perdeciler, düğmeciler, züccaciye, çehizlik  dendimi ilk akla gelen yerdi arasta.

            Düşünceler kafamda öbek öbek, ilerliyorum. Gözlerim eskiden izler ararken, yenilikleri de görmüyor değilim. Küçük küçük cafeler açılmış “asmaaltı sokaklarında”. Gençler cıvıl cıvıl, masalarda koyu bir sohbete dalmışlar. Sıcak bir atmosfer, ama sorsam kaçı bilecek acaba bu bölgenin tarihini, muamma.

            Tarih dedimde  şu bizim yılların emektarı Bereket Fırınında oturup birşeyler yiyip içiyorum. Üzerine de sade bir Türk Kahvesi  söylüyorum.  Büyük Han daha bir geride kalıyor. Orası da buram buram tarih kokuyor. Kumarcılar Hanı tam karşımda ve pek tabi ki “Asmaaltı Kahvehanesi” diğer adıyla “Pehlivan’ın Kahvehanesi” yani dedem “Ahmet Pehlivan’ın kahvehanesi”. Şimdi sizi duyar gibiyim, “neden kahveni oturup orada yudumlamadın?” diyorsunuz.

            Bir başka yazımda burayı özel olarak ele alıp işleyeceğim.

            Kahvemi yudumlarken yeniyi ve eskiyi ayni anda yaşıyorum. Elbette yenilikçi olmak yenilenmek ve zamana ayak uydurmak durumundayız hayatımızın akışında. Ancak kendi kendime düşünmekten  de  geri kalamıyorum.

            Biz ne çok sevmişiz yeniliği ve yenilenmeyi.

            Biz ne çok özenmişiz yabancılaşmaya ve başkalaşmaya.

            Biz ne çok tüketmişiz eskiyi ve unutmuşuz, unutulmasına engel olamamışız tarihimizin.

            Biz ne çok yeniliğin içinde yok oluşu sadece izlemişiz.

            “Eski köye, yeni adet” derler ya işte tam da bu.

            Kahvemin son yudumunuda alıp  tekrar geri dönüyorum.

Ne mutlu bana, yeniliğe ve çağa ayak uydururken, tarihimi ve kültürümü hep yaşıyorum ve elimden geldiğince de yaşatmaya çalışacağım.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar