Herşeyden Biraz
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

Herşeyden Biraz

04 Nisan 2021 - 10:52

Savaşı Bilmeyen Barışı da bilmez. (Japon Atasözü) Gündem “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisiyle oldukça yoğun. Gala için yorum yapmıyorum. Sosyal mesafe, hijyen, maske kuralıyla bir yılı aşkın bir süredir yaşarken, ortada bir çok karar var iken, kuralları koyanların kendi ihlallerini yazıp çizmek gereksiz, her şey gün gibi ortada. Diziye gelince; bana benim tarihimi, benim yaşadıklarımı, gözümün önünde olanları ancak benim ülkemin insanı yazıp çizip oynayabilir. Veya bu savaşta bizzat bu olayları yaşayanlardan sorulup öğrenilerek bir senaryo ortaya konulur ve yine sanatçı bu savaşı bizzat yaşayanları dinleyerek o duyguyu hissedip oyunu ile izleyiciye aktarabilir. Yine de sanata ve santçıya olan saygımdan, ortaya bir emek sarf edildiğinden dolayı çok fazla eleştiri yapma taraftarı değilim. Ancak bizim idarecilerin, kendi ülkemizde yetişen Sanatçının ve Sanatın değerini kaale almadıklarını bir kez daha net olarak görmüş oldum. Biz Kıbrıs Türk Toplumu okuma-yazma oranı yüksek, aydın fikirli, ileri görüşlü, çalışkan, üreten bir toplumuz. Sonradan bazı becerilerimiz siyasi menfaatlerden dolayı baltalanmışsa da geçmiş tarihler bu toplumun ne kadar üretken olduğunun aynasıdır. Evet biz 74’te bir savaş yaşadık, acılar içtik, silah sesleri günlerce susmadı, burnumuzdan barut kokusu uzun yıllar hiç gitmedi, köylerimizi terk etmek zorunda kaldık, mal-mülk, can kayıplarımız çok oldu. Bu yüzden savaşın gerçek yüzünü yaşayarak öğrendiğimiz için “Barıştan” yana bir toplum olduk. Çocuklarımıza nefreti değil sevgiyi, savaşı değil barışı, düşmanlık değil dostluğu aşılayarak büyüttük. Çünkü “dünyayı, sevgi ve barış kurtaracak” diye inananlardanız. Ha tüm bunları nesilden nesile aktarırken de acılarımız ve kayıplarımızı her zaman yeri geldikçe anlattık. Unutmadık, unutmayacağız o yılları, lakin savaşı bildiğimiz için, barış yanlısı olmayı tercih ettik. Ve dahası Kıbrıs Adasının tarihinin 1974 ve sonrası değil, çok öncelere dayandığını da Atalarımızdan dinleyerek, okul yıllarımızda tarih derslerinde okuyarak eğitim alıp öğrendik. Var oluş mücadelemiz 74’ten çok öncelerine uzunca bir geçmişe dayanır. Atalarımız bu bir avuç toprak parçası için yokluk içinde direnerek mücadele edip zor yıllardan geçerek 74 Barış Harekatına zemin hazırlamıştır. Bu uğurda mücadele edenlerin o yıllarını görmezden gelmek ve Ada’nın tarihini sadece 74 sonrasına mal etmek çok yanlış bir tutum olur. Şimdi bazılarınız bu satırları okurken “Barış” yanlısı olduğumuz için bizi rumcu diye niteleyebilir. Barış istemek rum ile birlikte olmak değildir. Savaş görüp geçirmiş bir toplum olarak acısını bildiğimizden “Barış” yanlısıyız. Çünkü “Savaşı Bilmeyen Barışı da Bilemez”. O yıllarda her şeyi hatırlayabilecek bir yaştaydım. Türk askeri evimizin arkasına mevzilenmişti ve bir emirle apar-topar evi terketmemiz 300 metre ilerideki bir evin bodrum katına gitmemiz söylenmişti. O can havliyle evden ayrılırken annem beni ve kardeşimi sıkı sıkıya tutarak anılan yere doğru koşarken kurşunlar havada uçuşuyor önümüzden bir ıslık sesi misali geçiyordu. Babamdan günlerce haber alamamıştık. Nicelerimiz daha ne zorluklar yaşamıştı. Bu savaşın ruhsal ve psikolojik tramvasını vicdanı, ruhu, empati yeteneği olan eminim çok iyi kavrayabilir. Evet belki biz bir avuç toplumuz, evet belki sizlerin sayesinde kurtulduk, lakin sizlere bu yolu açan “Kahraman Mücahitlerimizin ve Mücahidelerimizin” adını biz yüreğimize altın harflerle kazıdık. Tarih ne çarptırılarak, ne de şiddet içerikli sahnelerle düşmanlık aşılanarak canlandırılır. Tarih nasıl var olur ve yaşatılır biliyor musunuz? Tarih, nesilden nesile var oluş mücadelemizi ve çocuklarımıza bunları öğrenme merakı aşılayarak yaşatılır. Dinimiz, dilimiz ve ırkımızla doğup büyüdüğümüz bu topraklar üzerinde yüzyıllardır süregelen yaşam kavgamızı anlatarak yaşatılır. Bizim tarih bilgisine ihtiyacımız yok. Bizim top tüfeğe ihtiyacımız yok. Bizim çocuklarımıza şiddet aşılama eyilimimiz yok. Bizim tarihimiz, bizler tarafından yaşanan, yazılan ve anılanlardır. Bu gerçeği hiçbir şey değiştiremez. Ve hiçbir toplum bir başka toplumun tarihini ne yazabilir, ne silebilir. Çünkü yaşanmış gerçekler vardır. Ve son olarak bir kez daha yinelemek isterim ki; Bizim Barış’tan kastımız, kendi topraklarımız üzerinde, Sosyal Devlet anlayışı içerisinde, toplumsal kimlik bunalımı yaşamadan, kendi ayaklarımız üzerinde adalet, hak, hukuk ilkeleriyle yaşamımızı idame ettirmektir. Bu böyle biline. Saygılar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar