KAYIP ŞEHRİN KAYIP RUHLARI OLDUK
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

KAYIP ŞEHRİN KAYIP RUHLARI OLDUK

01 Kasım 2022 - 10:11

Bazen alır başımı gider, kaybolurum Surlariçinde. Nostalji yaşamak için gittiğim sokaklar bana yabancı. İnsanlar derseniz bir o kadar daha yabancı. Hele arastaya yürüdüğüm zaman koyu renkliler arasında bir garip hissediyorum kendimi. Az ötede sınır kapısına varıyorum. Burada kendimi Lübnan sokaklarında gibi hissediyorum. Restoranlar ve çalan müzik kendi kültürümden çok uzak, arap kültürünü yansıtıyor. Karşıya geçtiğim zaman ise yabancılık çekmiyorum, öyle bir his yok içimde. Sıradan bir turist gibi adeta Avrupa’yı gezip dönüyorum. Ve yine arap müzikleri ve arap restoranlarından çıkan baharat kokuları arasından geçerek doğruca Büyük Han’a dalıyorum. Orada kahvemi yudumlarken kendi kültürüm ve tarihim bana eşlik ediyor. Sonra kısa bir gezi de Bandabuliya’ya yapıyorum. Burası da halen Kıbrıs insanının özellikleri ve tanıdık simalar ile birçok yerli ürünün satıldığı bir Pazar olma özelliğini yitirmemiş. Seleler, sepetler, oyalar, yemeniler, dükkanların önüne sıra sıra dizilmiş müşteri bekliyor. El emeği göz nuru ürünler ağırlıkta. Buradan çıkınca dalıyorum ara sokaklara arabayı park ettiğim yere doğru. Birçok evin sokak kapısı açık. Kapı önlerine dizilmiş çeşit numarada ayakkabı ve terlik. İçeriye şöyle bir göz ucuyla bakıyorum, koltuk falan yok. Yer minderleri salonu dolduruyor. Aklıma geliyor bu sokakların 74 öncesi tarihi. Küçük olmama rağmen iyi hatırlıyorum. Çünkü bu sokaklar çocukluğumun geçtiği sokaklar. Gündüzün mahalle aralarında beş taş ve plaka oynadığımız, akşamları ise saklambaç oynadığımız sokakları nasıl unuturum. Şimdi buralarda hiç tanımadığım insanlar, dillerini bilmediğim yabancılar hüküm sürüyor. Surlar içinden çıkıp, Budak pastanesinde duruyorum. Oturup tatlı bir şeyler yiyorum, üzerine de mis gibi tüten çilek kokulu dondurma ilave alıyorum. Keyfim yerine geliyor ama yine de düşünmekten geri kalamıyorum. Bizler 74 olaylarında çok sıkı ve zor günler geçirmiş olabiliriz. Birçoğumuzun ailesinde şehit vardır. Yine birçoğumuz evini - barkını, malını-mülkünü kaybetmiştir. Ama o yıllarda insanlığımızı, onurumuzu, gururumuzu, birlik ve beraberliğimizi hiç kaybetmemiştik. Aksine, savaşın etkisiyle birbirimize daha da kenetlenmiştik. O yıllarda saygı duyduğumuz devlet büyüklerimiz vardı. Hatta, görüşleri farklı olan siyasilerimize bile saygı duyardık. Bugün içinde bulunduğumuz duruma baktığım zaman, siyasi istikrarsızlık ve ekonomik kriz bizleri 74 yıllarında yaşanan tüm acılara ve olumsuzluklara rağmen yıldırmamışken, şimdilerde birçoğumuzun ruh hali çok kötü durumdadır. İnsanlarımız algı yoksunu, bananeci, bencil, egoist ve duygu yoksunu insanlar olup çıkmış. Savaşta kaybetmediğimiz bütün duygularımızı, ülkedeki siyasilerin aymazlığı, yaratılan ekonomik kriz ve geçim derdi her birimizi başka başka ruh hallerine sokmuş ve benliğimizi, özümüzü yitirmişiz. Adeta kayıp şehrin kayıp ruhları olup çıkmışız. Kalmışsa içimizde doğru düzgün insanlar, onlar da zaten hep eskiye özlemle yaşamaktadır. Kayıp şehir diyorum. Çünkü artık Lefkoşa’nın Surlariçi Kıbırıslılara ait değil. Bandabuliya, Arasta, Büyük Han ve Kumarcılar Hanı da olmasa hiçbir Kıbrıslı artık buralara gitmeyecek. Sırf buranın tarihini solumak ve eskiye özlem olduğundan dolayı halen daha uğrak yerimiz olmaktadır. Dedim ya birçoğumuz artık kayıp şehrin kayıp insanlarıyız. Beni sorarsanız, halen bu sokaklara uğrar, tarihini solur, havasını alır ve geçmişi özlemle anarım.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar