KÜLLİYE DE KÜLLİYE
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

KÜLLİYE DE KÜLLİYE

30 Eylül 2022 - 09:30

Külliye kelimesi Arapçadan gelme, daha çok arap kültürünü ihtiva eden bir kelimedir. Açıklamasına bakacak olursak, cami ile birlikte hamam, medrese, mektep, imaret, türbe, kütüphane, aşevi, darüşşifa, çarşı, tekke, zaviye binalarından oluşan yapılar topluluğudur. Tarihe baktığımız zaman ilk kez külliye yapılan dönem Selçuklular döneminde olmuştur. Daha sonra bu yapıtlar Osmanlı döneminde sayıca çoğalmıştır. Yani anlayacağınız Selçuklular döneminde başlayan ve Osmanlı döneminde de bu gelenek devam eden bir yapısal bütünlük olmuştur. İşin özü, bu yapısal kurumun merkezi camidir. Diğer her şey camiyi çevreler. Kıbrıs Türk toplumunun tarihine bakıldığı zaman ise, ibadet yeri olarak sadece cami benimsenmiş ve ibadet etmek asla zorunlu kılınmamıştır. Dahası bizler ibadet etmeyi, kendi vicdanımız ve Allah arasında olan dini vecibe olarak kabul etmekteyiz. Bizim örf ve ananelerimizde külliye diye bir şey yoktur ve gereksizdir. Kaldı ki, ülkedeki ekonomik kriz her geçen gün daha da tırmanmaktadır. Böylesi bir yapıya harcanacak miktar ise, Kıbrıs’ın Kuzeyinde ülke faydasına ve toplumun yaralarına harcanacak olsa çok daha makbul olur düşüncesindeyim. Eminim ki toplumun dörtte üçü de benim fikrimdedir. Siz ülkeyi idare ettiğini sananlar bu külliyenin ülkeye ne katacağını söyleye bilir misiniz? Hayır. Ben size söyleyeyim, ülkede din zorunluluğunu dayatma yolu ile halka aşılamaya çalışılmaktadır. Kıbrıs Türk toplumunun geleneklerini yok etmek için baskıcı bir düzenle ülkeyi ileriye değil her geçen gün geriye doğru götürmektir. Din kisvesi altında yeni bir yapı oluşturmak ve Kıbrıs Türkünü yok etme gayreti amaçlamaktadır. Sarayın duvarları yıkılmışsa tamir edin efendiler. Her yeni gelen cumhurbaşkanı burayı elden geçirmiştir. Ne bahsedildiği kadar kötü bir durumdadır, ne de misafir ağırlayamayacak kadar küçük bir yapıdadır. Zamanında baba Denktaş bu sizin beğenmediğiniz sarayda yani cumhurbaşkanlığı ikametgahında birçok elçi ve diplomata ev sahipliği yapmıştır. Keza ondan sonrakiler de öyle yapmıştır. Şimdi ne oldu da yeni saraya ihtiyaç duyuldu? Yoksa bizi çok tanıyan, ya da çok saygı duyan elçiler diplomatlar mı var da sarayımız ağırlayamayacak durumdadır? Ülkede elektrik yok, yol yok, ekonomi yok, eğitim-öğretim giderek pahalandıkça çocuklara üniforma alacak para yok, temel gıda maddelere artık sayılı evlere girer olmuş, her sektörde gerileme var iken, böylesi bir durumda külliye diye geri zihniyetleri barındıracak bir yapıya onca para harcanması abesle iştigalden başka bir şey değildir. Gösteriştir, halkı aç yatırken kendisine saray yaptırmak zuldür. Aslında, sizler gerçek anlamda dininden çok uzak, vicdan ve merhamet sahibi insanlar değilsiniz. Sizler bir girdabın içerisinde sürüklenen, gösterişi bol, şatafatı tavan yapmış, egoları had safhada, özünü ve benliğini kaybetmiş zavallılarsınız. Bilmez misiniz, dinimizde harama el uzatmak günahtır. Bu yapı da daha şimdiden haram kadar hükmetmiştir. Çünkü toplum olarak ibadete değil, kültürümüzü yaşatmaya, kendi topraklarımızda özgürce demokratik bir şekilde yaşamaya, hak ve hukuk ile adaletin tecelli ettiği bir yapıda yaşamaya hakkımız vardır. Külliye bizim ne ülke, ne de toplum olarak sorunlarımızı çözmez. Aksine, ülkede daha da kaosa sebebiyet verecektir. Vesselam.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar