MAKAMLAR
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

MAKAMLAR

14 Haziran 2021 - 12:59

Makamla büyümeye çalışması insanın küçüklüğünün itirafıdır. (Ali Suad)

KKTC öyle bir dönemden geçmektedir ki, bu durum yazmakla bitmez, anlatmakla yola gelmez. Her gün yeni bir habere uyanıyoruz, her gün yeni bir yolsuzluğa tanık oluyoruz, her gün yeni atamalarla hayretler içerisinde kalıyoruz. Yani artık her gün bir öncekinden daha hareketli geçiyor. Sosyal medyada yer alan haberleri, yeni olayları takip etmekte hız kesmiyoruz. Bunca yıl hemen hemen hepimizin bildikleri artık birilerince haykırarak söylenmekte, yazılmakta ve delillerle ortaya dökülmektedir. Elbette bunların bir çok sebebi var. Ancak asıl sebeplerden bir tanesi de makam koltuklarının kimler tarafından doldurulup, nasıl işlere imza atıldığıdır. İşte tam da bugünlerde James Bond filmlerini aratmayacak olaylar gündemden düşmüyor. Bürokrasinin perde gerisindeki gizli güçler, saman altından su yürütmeler birer birer çorap söküğü gibi gelmekte. Devlet bünyesinde yıllardan beri süregelen tecrübe-deneyim, yüksek lisans, bilgi-kültür gibi değerler artık hiç aranmıyor. Atamaların birçoğu menfaat uğruna birilerini koltuk sahibi yapmaktır. Hal böyle olunca da her yerde işler tıkanmakta, usulsüzlükler almış başını gitmekte, koltuk sahibi olanlar da kendilerini nimetten sanıp dişinin kestiğine bilenmekte, pençelerini göstermekte. Olmuyor beyler sizlerin bu tutumları. Saygı bu şekilde kazanılmıyor. Bir kere bilmeniz gereken en öncelikli konu, bizde hiçbir mevkinin ömrü çok uzun sürmüyor. Yani daha koltuklarınıza ısınmadan bir sonraki hükümet oluşumlarında müşavir ordusuna takviye olacağınızın bilincine varmanız gerektiğidir. Yıllardır birileri gelir, birileri gider. Ardınızda ne bıraktıklarınız önemli. Bugün geldiğimiz noktada alenen belli oluyor ki, gidenler hep ardında bırakılanları halı altına süpürüp gitti. Ya da temizlediklerini sandılar ama izler onları ele verdi. Toz, duman, kötü kokular yıllar sonra etrafa saçılmaya başladı. İşin özünde artık canı yananlar, itilenler, kakılanlar ve ezilenler artık susmayı değil, konuşmayı, basına bir dizi gerçekleri sızdırmayı görev edindi. Yılların suskunluk birikimi bir şekilde açığa çıkıyor. Yani bırakın artık tuttuğunuz makamlarda büyük insan olmaya çalışmayı, bırakın artık üstünüze vazife olmayan işlerle uğraşmayı, bırakın artık “eserim-keserim” afra tafralarını, doğru yolda yürüyüp işinize bakın. Bu ülkede güzel bir icraatla anılın ve ardınızda temiz bir mazi bırakın. Büyüklük kompleksleri aciz insanların ruh halidir. İkbaldan size bir makam çıkmışsa keyfini değil, gereğini yapınız. Efendim şimdi bunu okuyanlar yıllardır ayni söylemler yazılıp çizilmekte diyecek. Biz yine yazalım ve defalarca da yineliyelim, birilerinin kulağına belki küpe olur. Zira göreve gelene kadar sıradan bir insan iken, koltuğa oturunca değişim, başkalaşım yaşayanlar çoğunlukta. Hani derler ya “her saltanatın bir sonu vardır”, son zamanlarda bu kadar kargaşanın içinde her taşın altından bir “makam” çıkıyor. Aman dikkat diyelim. Siz doğru yolda yürüyün de, varsın yükünüz ağır olsun. Ha yürüyemezseniz de bilin ki, üç günlük dünyada bugün müdür, müsteşar, bakan iken yarın hükümsüzsünüz. Bu devlette ve dahi hükümetlerde hiçbir şey sır kalmıyor. Zira “Sır” iki kişi arasında kalandır. Devlet de ve hükümet de iki kişiden oluşmuyor. Saygılar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar