Olmak ya da Olmamak
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

Olmak ya da Olmamak

09 Haziran 2021 - 09:09

Tarih 23 Nisan 2003’ü gösterdiğinde 1974 ten beri kapalı olan sınır kapıları Bakanlar Kurulu’nun almış olduğu bir kararla açıldı. Bu açılışın hikayesini nette dolaşırken Sayın Serdar Denktaş’ın gazeteye (bakınız Kıbrıs Postası) yapmış olduğu bir röportajda öğreniyorum. O dönemde UBP kanadından olan vekillerin bu karara karşı çıkmasına rağmen, kendisinin ekonomik açıdan bu kapıların açılmasının devlet politikası haline geldiğini vurgulamış ve ısrarlı duruşu ile kapılar açılmıştı. Aradan yıllar geçti, geliş-gidişlerde hiçbir sorun yaşanmadı. Her iki tarafta bu durumdan son derece memnun. Memnun olmayı bırakın ekonomide gözle görülür bir hareketlenme oldu. Esnafın yüzü güldü, sıcak para akışı arttı. Yıllar sonra salgın sebebiyle Şubat 2020’de kapanan kapılar 4 Haziran 2021’de yeniden açıldı. Aradan geçen süre içerisinde arasta esnafı kepek indirdi, bazıları dükkanını kapatmak zorunda kaldı. O cıvıl cıvıl Arastadan, Surlariçinden eser kalmamıştı. Her yer ıssız, sessiz ve sakindi. Şimdi yeniden geçişlerle millet resmen bayram havası yaşadı. Esnafın sönen umudu bir anda yeniden parladı. Ve en az millet kadar o çok milliyetçi geçinen vekiller ki salgından dolayı kapıların açılmasına kesinlikle karşı duruyorlardı, ekonomi de iyice dibe çökünce bir anda “kapıların kesinlikle açılması” gerekir görüşünü savunmaya başladılar. Oysa ki Milliyetçilik ve Devlet Politikası birbirine karıştırılmamalıdır. Milliyetçilik siyasi aidiyet duygusudur. Ancak Devlet Politikası kısa bir açıklama yapacak olursak akılcıl kararlar alarak devletin daimiliğini, ekonomik olarak gelişimini ve dış güçlere karşı dik duruşunu net olarak belirlemek ve bu hedefler doğrultusunda yapıcı adımlar atmaktır. Günümüze baktığım zaman ben bu konuların arman çorman olduğunu görmekteyim. Herkes işine geldiği gibi, kendini nasıl kurtarıyorsa günü birlik kararlar doğrultusunda hareket etmekte. Dahası en çok görmek istediğim o yıllarda Sayın Serdar Denktaş’ın yaptığı gibi dik bir duruş sergileyen ve bir karar alınacaksa o kararın arkasında durup bıkmadan usanmadan mücadele eden, çaba gösteren vekillerimizin olmasıdır. Ancak günümüzde herkes birbirine çamur atmakta, muhalefet yanlışlara ses çıkarmamakta ve dahası kendi iç kavgalarından dolayı halkın durumunu görmezden gelmekte, ısrarla bir ego savaşı içerisindeler. Şimdi bir dert de seçime çeyrek kala nasıl bu savaştan mağlup çıkacaklarıdır. Kimleri vatandaş yapayım, kimlere iş imkanı sağlayayım derken memleket yangın yeri. Neyse lafı fazla uzatmayıp konu dışına da çıkmayayım, bu kapıların açılması ile dilerim ekonomide özlenen canlanma olur ve esnaf yeniden derin bir soluk alır. Ve yine ayni şekilde dilerim bu açılımın ardından ülke turizmi için de yeni kararlar üreterek ülkeye daha geniş çaplı turist getirme yolunun önü açılarak turizmin canlanmasına ve acentelerin yeniden iş yapmaya başlamasına yönelik çalışmalar için de düğmeye basılır. Varsın minik adımlarla ilerleyelim ama durmayalım. Bunu için tek ihtiyacımız olan şey tıpkı zamanında Sayın Serdar Denktaş’ın yaptığı gibi Devlet Politikası anlayışı içerisinde hareket ederek kararlı bir duruş sergilemek, egodan uzak bir mizaçla ülkenin bir an önce kayıp geçen 1.5 yıllık turizm sektörünü yeniden ayağa kaldırmak için gayret göstermektir. Bu devlet hepimizin, bu devleti kalkındırmak hepimizin görevi ve bu devletin hayrına kararlar almak sadece sektörün vekiline değil tüm Meclisi temsil eden vekillere aittir. Aksi taktirde biriniz enine biriniz boyuna çekmeye devam ederseniz bu ip kopar ve bu film de biter. Bunun hayrı ne size, ne de topluma olur. Ya hep birlikte var oluruz, ya hep birlikte yok oluruz. Saygılar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar