SANAT
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

SANAT

31 Mayıs 2021 - 09:36

“Sanat takdir edilmediği yerden göç eder”. İbn-i Sina Son zamanlarda sosyal medyada bir kampanya başlatılarak Girne’de yapılacak olan heykele “hayır” diyerek, bunun Girne’nin doğasını ve tarihini korumak için başlatıldığı vurgulanmıştır. Allah aşkına Girne’de son yıllarda süratle çok çarpık bir yapılaşma olduğunu, neredeyse taş yığını haline geldiğini, denizlerin kumla doldurularak otel inşa edildiğini, atık suların denize atıldığını ve çevre temizliği konusunda ne kadar özensiz ve duyarsız olduğunu hepimiz biliyoruz ve görmekteyiz de. Haa Girne Antik Limanı ve kalesine hiç değinmiyor ve yazmıyorum. Çünkü yıllardır burası için tadilat ve iyileştirilmek adına projeler yazılıp çiziliyor ve sonuç olarak da rafa kaldırılıyor. Yeşil alanlar bir bir yerini beton yığınlarına terk etmektedir. Şimdi Girne’yi temsil eden bir obje (ki henüz bunun nasıl bir heykel olacağı netleşmiş değildir) için bu kadar papara koparmayı “Sanat” adına doğru bulmuyor ve bu kampanyayı desteklemiyorum. Lefke’ye bakın, muflon heykeli ile ne kadar özdeşmiş, ne kadar güzel ve yerinde bir kararla yapılmış. Mağusa’ya bir bakın, Garga objesi ve Zafer Anıtı ile yine sanat ve kültür adına ne kadar yerinde düşünülerek yapılmış heykellerdir. Girne için de bir obje belirlenip sanat ve kültür adına yapılması bence bölgeye yeni bir anlam katarken, hem Sanatçılarımıza yeni bir eser üretmek için imkan tanıyacak, hem de Girne’ye yeni bir çehre kazandıracaktır. Ama birçok insan yine olayı derinlemesine düşünüp incelemeden sosyal medyada bir “papara” koparmıştır. Aslında bence asıl tartışılması gereken, daha önce Ada’nın muhtelif yerlerine bronzdan insan figürleri doldurup, bunlarla ilgili bir de “Kent Müzesi” açılışı yaparken bunların sorgulanmamış olmasıdır. İlk önce şunu belirtmemde fayda vardır, “Kent Müzesi” demek, o yerleşim yerinin antik ve yakın geçmişi, siyasi, tarihi, kültürü ve halkı hakkında bilgi amacı ile oluşturulan müzelerdir. Oysa ki bu bronz heykeller bizden bir eser taşımadığı gibi, bizlerden bir Sanatçının ya da Sanatçıların eserleri değillerdir. Yine burada belirtmek isterim ki, bu heykeller yapılırken elbette bir emek verilmiş, uğraşılmış ve ortaya bir eser çıkarılmıştır. Bu nedenle emeğe ve Sanatçıya her zaman saygım vardır. Ancak burası KKTC ve burada yaşayan ve bu sanat dalında yetişmiş Sanatçılarımız, ve kendimize ait kültürümüz, tarihimiz ve birçok değerlerimiz var iken,üçüncü ülkelerden Sanatçı getirip onların kendilerince bir eser koymaları ve bu eserleri Ada’nın muhtelif yerlerine dikmeleri oldukça düşündürücü ve tartışmaya açık bir konudur. Lakin olan oldu ve bu heykelleri her Lefkoşa’ya gittiğim zaman karşımda gördükçe üzülüyorum. Çünkü benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Oysa “Güzel Sanatlar” adı altında yapılan eserler insana haz verir, baktıkça bakasınız gelir ve sizde heyecan ve hayranlık uyandırır. Bence bu bronz heykellerin Sanat adına insanımıza ne kattığını soracak olursak eminim bir çoğunuz da benim gibi düşünüyorsunuzdur. Daha iyi anlaşılmak adına bir kez daha yinelemek isterim ki; ülkemizde yetişen Sanatçıların önünü açmak, her bölgemizde onların eserlerini görmek, tarihimizi ve kültürümüzü bu yolla sürdürmek her zaman için önceliğimiz olmalıdır. Aksi takdirde Sanat ve Sanatçı takdir görmediği yerden göç etmeye mahkum edilecektir. Unutmamalıyız ki Sanatçılar bir toplumun aynasıdır. Ve onların varlığını ortaya çıkarmak ve tanıtmak da devlet yetkililerinin görevidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar