SAVAŞIN TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

SAVAŞIN TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

25 Temmuz 2022 - 09:45

Herhangi bir sebepten dolayı toplumların içine sürüklendiği savaşlar hiç şüphesiz insan psikolojisi üzerinde derin yaralar açmakta, fiziksel ve ruhen sağlık sorunları yaratmaktadır. Ölümler ve sakat kalmalar ise yine insan psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Fransız sosyolog Emile Durkheim yaptığı uzun incelemeler ve araştırmalar sonucunda, konu üzerine 9 ciltten oluşan bir kitap yayımlamıştır. Bugünkü köşe yazımı ünlü sosyologdan küçük alıntılar yaparak sizlerle paylaşmak istedim. Durkheim bakınız toplumu nasıl açıklıyor. “Bireysel eylemlerin veya bireylerin psikolojik bilinçlerinin bir sonucu olarak değil, kendine özgü bir gerçeklik olarak tanımlar. Ve yine bir tanımında “Dayanışma toplumsal düzenin sürdürülebilmesi için zorunludur” diyerek tanımlıyor. Ve ilave ediyor, toplumda dayanışmayı sağlayan en önemli unsur ahlak ve din kavramlarıdır diyor. Ona göre toplumsal yapıyı oluşturanların en başında temel olan unsur, kültürdür. Tüm toplumsal olayların özünün yine toplumda aranması gerektiğini savunan ünlü sosyolog bakın savaş ve insan psikolojisi üzerine etkileri konusunda nasıl görüş belirtmiştir. Savaşın toplum üzerinde bıraktığı en önemli etkinin vatanseverlik ekseninde ortaya çıkan dayanışma olduğunu ve bunun yanında ulusal barışın gerçekleşmesi gerektiğini de savunmuştur. Ayrıca, insan hayatında tarih kavramının önemine de değinerek “İnsan, tarihin bir ürünüdür” diye bir açıklama yapmış “ insanı tarihinden koparmaya çalışmak demek insanı zaman dışı bırakmak demektir” diyor. Bu cümlenin anlamını daha da pekiştirmek için “Hakikat tarafsız olmadıkça toplumun bekası tehlikeye düşer” şeklinde bir cümle kuruyor. Bu kısa notlardan yola çıkarak kendimce bende geçmişten bu güne geldiğimiz evreleri yazmak isterim. 74 öncesi vatan sevgisi, toprak bütünlüğü, birlik ve dayanışma vardı. Nüfus sayı olarak belki azdı ama yukarıda bahse konu bütün yazılanlar Kıbrıs Türkünde mevcut olan unsurlardı. 74 sonrası baktığımız zaman, geçmiş tarihimiz yok sayılmaya, yok tutulmaya çalışılarak, Kıbrıslı Türkler sanki 74 sonrası var olmuş gibi bir tarihi yapı çizilmeye ve kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Tıpkı ünlü sosyoloğun teşhisi ve dediği gibi, bizi zaman dışı bırakmaya çalışıyorlar. Kültürümüzü erozyona uğratma gayreti içerisindedirler. Böylece toplumsal yapıyı çökertecektirler. Ve yine 74 sonrası ahlak ve din yargılarımız değişime uğradığından, toplum olarak birlik ve beraberlik ile birlikte dayanışmayı da neredeyse yitirmiş bulunmaktayız. En önemlisi de, toplumsal olaylarda sorunun özünü toplumda aramayı hiç becerememiş olmamış, hiç kendi kendimizle yüzleşmememiz, hiçbir konuda direnç göstermeden önümüze her konulanı kabullenmemiz olmuştur. Bu saatten sonra değişim istemek ve beklemek “geçti borun pazarı sür eşşeği nigdeye” ile eşdeğerdir. Ancak, olaya farklı bir boyuttan bakacak olursak da, bunca haksızlık, bunca ezilmişlik, bunca hiçe sayılmak, bunca sefalet ve yoksulluk, sağlıkta sıkıntılar ve daha bir çok konularda süregelen sıkıntılardan dolayı, bir gün içimizden bir “deli” çıkacak (deli diyorum, kahraman demiyorum, çünkü her insanın bir sınanma ve sabır gücü vardır, sonrasındaki yol deliliktir) ve meclisin altını üstüne getirecek, ya da gizli bir örgütlenme ile acı verenleri acımadan yakıp, yıkıp, yok edecek. Tarihler devrimlerle doludur. Vesselam.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar