Sona doğru
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

Sona doğru

22 Nisan 2022 - 08:14

İnsan doğanın bir parçasıdır. Ayni zamanda ailenin, çevrenin, toplumun kurucusu ve devam ettiricisidir. Tarihi varlık alanı ise, insanın tutum, davranış ve eylemlerinden oluşmaktadır. Bütün bunlar için de örgütlenmek, birlikte hareket etmek ve varoluş nedenlerinin ve bekasının sağlanabilmesi için birlikte hareket etmek gerekmektedir.
Gelişmesi ve kalkınması için üretmeye, ilim, bilim, felsefe ve ideolojiye gereksinim duyulmaktadır. Gelişmiş toplumlar, gelişimleri doğrultusunda şeref duyarlar. Bu sayede, bir birlerine bağlılıkları artar ve dışa karşı güç birliği içerisinde olabilme şansını yakalarlar.
Ancak, zihniyeti zayıf, çürük ve hasta bir toplum zaman içerisinde erimeye, yok olmaya ve tükenmeye mahkum olur. Şimdi gelin şöyle bir KKTC’nin geçmişten bu güne ne yollardan geçtiğine, nasıl buralara geldiğine bir göz atalım. 74 öncesi üreten bir toplum vardı. Milli mücadeleyi kendine yoldaş etmiş bir toplum vardı.
Direnmeyi, paylaşmayı, tüm zorluklara göğüs germeyi bilen bir toplum vardı. Kıtlığı bilen, aza kanaat getiren, yoktan var eden, milli servetini koruyan, kültürüne sahip çıkan ve değerlerini koruyup gözeten bir toplum vardı. 74 sonrası zaman içerisinde her şey adım adım değişime uğradı. Üretmekten vaz geçip, hazıra konmayı sever olduk. Milli değerlerimizi bir bir gözden çıkarıp, yabancılara sermaye yapmayı hiç umursamadık. Tabiatın güzelliklerini nasıl paraya çevireceğimiz konusunda hırslarımız ve gözü dönmüş olmamız iliklerimize kadar işlerken adeta genlerimizin dokusunda değişim hızla evrimleşti.
Zaman ve para bizi esir aldı. Elbette siyasi oyunlar bu durumu fazlasıyla tetikledi. Taşıma nüfus ile kültür uyuşmazlığı yanında yozlaşma baş gösterdi. Mal paylaşımlarındaki haksızlıklar, politik çıkarlar ve siyasi bir amacın olmayışı toplumun geleceğini köreltti. Dünya ülkelerine baktığımız zaman, liderlerin ülkeleri açısından geleceğe yönelik siyasi görüşleri, siyasi hamleleri ve türlü politik manevraları olduğunu gözlemlemek hiç de zor değil.
85-90 yıllarından sonra bizde iktidarda yer alan hükümet adamlarının birçoğunun aslında siyasi bir görüşü olmadığı gibi ülke ve halk çıkarları doğrultusunda bazı kazanımlar elde etme gayreti de olmadığı apaçık ortadadır. Aksine, uyguladıkları politikalar ile halkı ve ülkeyi zaman içerisinde bu günlere taşımışlardır.
Şimdi geçmişten gelen hatalar, atılan yanlış adımlar ve yapılan vurgunlar sayesinde bugün artık KKTC iflasın eşiğine sürüklenmiş, borç batağının içerisinde yüzer durumdadır. Yolun sonunda ışık yoktur veya başbakanın dediği gibi bu tünelin sonunda herhangi bir ışık da yoktur.
Geldiğimiz noktada şu bir gerçektir ki; Boğazına kadar borcun içinde yüzen bir devlet, kendine ait tüm değerlerini bir bir yitirmiş bir ülke ve kültürel mirasının yok oluşunu izleyen bir toplum ve ruhsal yönden bir çöküşün arifesinde olan bir millet vardır. Bu arifenin bir bayramı yoktur. Ve ne acıdır ki, hiçbir suç tek taraflı değildir. Hükümet edenler kadar, bu olaylara birlik-beraberlik içerisinde olmayı beceremeyip, direnemeyen ve tüm bunlara seyirci kalan halk da suçludur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar