SORUN NEREDE?
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

SORUN NEREDE?

29 Mayıs 2022 - 08:05

Kaçımız kendisiyle barışık bir ruh hali içerisindedir? Ya da, kaçımız geçmişten bu güne, kendi hayat hikayesinde zamanda yolculuk yapmıştır? Hangi yaş grubundan olursanız olun, kendinizi, geçmişinizi, tarihinizi, hangi badirelerden geçtiğinizi sorgulamaz iseniz, önünüzdeki hayat çizgisinde doğru yolu bulmanız çok zor olacaktır. İnsanoğlu çoğu zaman bunları sorgulamadan yaşamayı kendine rahat bir hayat olarak adlandırmıştır. Oysa ki, nereden geldiğinizi bilmiyorsanız, nereye gideceğinizi de bilemeyeceğiniz gibi, ne aradığınızı bilmiyorsanız, ne bulacağınızın da bir önemi ve değeri olmayacaktır bu hayat yolunda. İçinden geçtiğimiz süreçte memleket yangın yerine dönmüştür. Her saat yeni bir olay, yeni bir haber, yeni gelişmeler ile gün akıp geçmektedir. Her yeni güne bir eylem haberi ile uyanıyoruz. Görünüşe bakılırsa da eylemlerin ardı arkası kesilmeyecek. Peki ama, içinden geçtiğimiz şu süreçte, neden biz bu hallere geldik diye kaçımız geçmişi sorgulamıştır? Kaçımız kendinde kusur bulmuştur? Kaçımız sorunun bizim kendimizde olduğunu idrak edebilmiştir? Neden hep bir suçlu aramak için etrafımıza bakıyoruz da aynadaki çehremize “sen elinden geleni yaptın mı” diye sormuyoruz. Evet, biz bu günlere hep, bizleri idare etmek için seçtiklerimiz sayesinde geldik. İçinde yaşadığımız bu kaos, bu ekonomik kriz, bu onlarca yasal olmayan işler ve adaletin eksikliğine sebep olan, hakkaniyetin kayboluşuna, saygının yitirilmişliğine sebep olan birileri var ise, o da bizleriz, hepimiziz. Çünkü yıllardır bizleri idare edenler hep ayni kişilerdir. Birçoğunun adı skandallara, şaibeli işlere karışmasına rağmen defalarca seçilmiş ve bugün en üst makamlarda yer alarak, bizleri idare etmektedirler. İnsan bir kez hata yapabilir. Ama ayni hatayı ikinci kez yaparsa “aptal” olur derler. Bence yerinde söylenmiş manidar bir söz. Kabul etmeliyiz ki toplum olarak 74 sonrası toplumsal yapımızda çok değişiklikler olmakla birlikte kendi iç dünyamızda da değişimler yaşadık. Bunun adı belki ganimet sarhoşluğu, belki de TC’den gelen hazır paranın şımarıklığı. Uzun zamanlardan beridir toplum olarak ne bir olabildik, ne de birlik olabildik. Şimdilerde birlik olarak yapılan eylemlerde bile bölünmüşlük yaşıyoruz. Biz kısmımız siyasetçileri suçlarken, bir kısmımız sırtını Ankara’ya dönmüş durumda. Ama asıl suçlu arıyorsak önce aynaya bakmalıyız. “Meclis bir toplumun aynasıdır” derler. Peki ama bu adamları meclise taşıyan kimler? Bizler değil miyiz? Ve onlar bu toplum için nasıl bir gelecek inşa ettiler ya da etmektedirler? Binaya tek taş bile oturtmadılar. Binanın oluşması için her fırsatta Anavatana avuç açıp dilendiler. Elbette bu fırsatı verir, acizliğinizi ortaya dökerseniz, karşı taraf da parayı güç olarak gördüğünden her türlü elini üzerinize koyacak ve dilediğince üzerinizden siyaset yapacaktır. Yani “parayı veren düdüğü çalar” misali. Diyeceğim o ki, bizlerin hedefi Ankara değil, bizlerin hedefi bir sonraki seçimlerde bizim geleceğimizi ve haklarımızı elimizden alarak bizi dilenci durumuna sokan sözde idarecileri al aşağı etmektir. Umarım sorun nerede, anlatabilmişimdir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar