STOCKHOLM SENDROMU'NA DİKKAT
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

STOCKHOLM SENDROMU'NA DİKKAT

02 Şubat 2022 - 10:24

 İlk önce bilmeyenler için Stockholm Sendromunun ne olduğunu açıklayayım. Rehinenin kendisini rehin alan kişi ile olası diyalog sürecinde oluşan duygusal anlamda sempati ve empati olması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terimdir. Yani bizde günümüzde yaşanılanlara bakaraktan söyleyecek olursak, tam karşılığı veya anlatımı kısaca, “cellatına aşık olmuş bir toplum” olarak tanımlana bilmektedir. Evet, seçim sonuçlarına bakacak olursak, yine ayni yüzler bu yarışın kazananı oldular. Ülkenin durumu ortada iken, bu duruma gelmesine çanak tutanlar yine bir seçim kazanıyorsa, bu da demektir ki, bu ülkede Stockholm Sendromu yaşayan, yani celladına aşık bir kesim vardır. Ne kadar acı bir durum. Geçenlerde köşe yazımda vekilliğe soyunan iki tane çiçeği burnunda mecliste yerini alacak olan beyler için birkaç cümle yazdım. Buna karşılık da yazdıklarımı beğenmeyen bir takipçi, ülkede adı dolandırıcıya çıkmış, şaibeleri sayfalar dolusu bir insan için “neredeyse iyilik meleği bir adam” sıfatı yakıştıracak bu zatta. Saşırmadım. Özel sektör çalışanı, asgari ücretli bir insan, bu gün sermaye patronları için böyle bir cümle kuruyorsa, onu baş tacı yapıyorsa, onun için dürüstlükten ve adamlıktan bahsediyorsa, benim buna daha da söyleyecek bir sözüm olamaz. Tesbit, Stockholm Sendromu, ötesi bir psikoterapi yöntemi ile tedavidir.

 

Seçimlerin ardından yeni zam furyası ile karşı karşıya kaldık. Gün geçmiyor ki gözümüzü bir zam haberi ile açıyoruz. Bu saatten sonra ağlamak sızlamak yok. Halk olarak pahalılıktan yakınmak yok. Bir ulusun aynası meclisteki vekillerdir. Şöyle bir bakacak olursak, ki burada hemen tırnak içerisinde belirtmek isterim, “gerçekten bu topluma hizmet için mecliste yerini alan çok değerli vekillerimiz de vardır.” Bir de adı şaibelerle anılan, olayların üstü örtünen, yolsuzlukları ve usulsüzlükleri bile isteye kapatılan, devletin malını ve parasını kötüye kullanan, görevini kötüye kullanan vekillerde böylesi bir yerde, yani mecliste yerini almaktadır. Ne acıdır ki, bu kişiler yıllardır toplum tarafından seçilmektedir. Ben bunları cellat olarak nitelendirirken, toplumun içerisinde bunların seçilmesine çanak tutan kişiler için de kör kütük celladına aşık bir grup olarak isimlendirmekteyim. Bu sahnede yıllardır yerini alan vekiller değil midir ki, halkın alım gücünü düşüren, sosyal haklarını kısıtlayan, adaleti çiğneyen, gerçekleri görmezden gelen, barışı engelleyen, yandaşlarına menfaat sağlarken, geri kalanları görmezden gelen, arazileri parsel parsel yabancılara satan, usulsüz yapılarla can ve mal kaybına sebep olan, hastaya ilaç sağlamaktan aciz olan, devlet diye geçinen, ama hiçbir yapısında devlet sıfatına uygun özellikleri olmayan, bağımsızlık ve özgürlük diye naralar atıp, milliyetçi kesilen bu insanlar değil midir, ülkenin bugünkü yapısını şekillendirenler. O zaman halkın bu feryat figanı neden? Seçtikleriniz kaderinizdir. Kaderinize boyun eğip yaşayınız. Ama gerçekleri kaleme alıp da yazanlara kafa tutmayınız. Bizler bunun içinde 40 dervişiz, birbirimizi biliriz. Adamını da, adam geçinenini de, hırlısını da hırsızını da iyi biliriz. Şimdi bir kez daha düşünün, sizde de olabilir mi acaba bu Stockholm Sendromu? 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar