YÖNETEMEYENLER YÖNETENLERİN ELİNDE OYUNCAK OLUR
Ceynur Pehlivan

Ceynur Pehlivan

YÖNETEMEYENLER YÖNETENLERİN ELİNDE OYUNCAK OLUR

30 Mayıs 2022 - 09:51

Günlerdir kamu oyunu fazlasıyla meşgul eden ve bir türlü açıklanmayan “2022 Yılı İktisadi ve Mali İş Birliği Protokolü” en nihayet geçtiğimiz günlerde açıklandı. Kimilerinin beklediği bir durum iken, kimilerine göre de çok şaşırtıcı ve kabul edilemez bir durum olarak değerlendirildi. Bu durum karşısında muhelefetten sesler yükselir iken, iktidar parti hiç sesini çıkarmadı. Kimilerine göre “dayatma” ile imzalatıldı, kimilerine göre de bu protokolde “demokrasiye darbe” var denildi. Oysa, esas sorunun temelinde geçmişe gidip, o günlerden bu günlere gelinceye kadar geçtiğimiz aşamalar, TC ile aramızdaki ilişkiler göz önüne getirilip, iyice düşünülmelidir. Yanlış ya da suçlu ararken sadece bu günü değil, evvelinden bu günlere gelinceye kadar aşılan yolda , kat edilen mesafede neler yaşanıldığı bir bir irdelenmelidir. Öncelikle, ülke ekonomisini ele alalım. Bu konuda KKTC hükümetlerinde göreve gelen siyasiler bu konuda ne yaptılar? Ülkeyi dar boğazdan kurtarmak için ekonomide uzun vadeli siyaset güttüler mi? Hayır. Bu ülkenin kalkınması için bir takım mali kısıtlamalara gittiler mi? Hayır. Sermaye patronlarının cebine el atıp, gerekli vergileri gerektiği zamanda toplayabildiler mi? Hayır. Gelir-gider dengesi kurmak için bir takım çalışmalar yapıp, bu dengeyi sağlaya bildiler mi? Hayır. Bu konuda her zaman dengesizlik oldu ve bu dengesizliği düzeltmek adına Anavatan’dan imdat istenmiştir. Yani, hazır para ile işin kolayına kaçılmıştır. Ama, gelin görün ki, TC’de artık bu duruma bir son vermenin gerekliliğine kanaat getirmiştir. Neden? Çünkü her yıl Bütçe hazırlıkları yapılırken, KKTC’den yeniden yapılanmak ve güçlenmek adına plan ve projeler görmek istemiştir. Peki, biz bu konularda projeler üretebildik mi? Hayır. Üretecek olanların da önünü kestik, hep engel olduk. Neden? Çünkü yıllardır göz önünde bulunan siyasetçiler kendi menfaatleri ve kendi hesapları olduğundan bu konudan içlerine yeni simalar katmak istememişlerdir. Yani ortada dönen sermayeye yeni ortak katmayı cazip görmemişlerdir. Düşünün ortada bir pasta durmakta ve bu pastayı kaşıklayanlar hep ayni insanlardır. Yani burada siyasetçi diye geçinenler, aslında hiçbir konuda beceri sağlayamamış, beceri sağlayacak olanları da içlerinde yaşatmamışlardır. İktidar parti UBP hep ayni zihniyetle yol alırken, muhalefet de bu zihniyetlere karşılık, klavye kahramanlığı ile yetinmiş veya üç maymunu oynamıştır. Aslında “görünen köy klavuz istemez” veya “perşembenin gelişi çarşambadan belliydi” diye sözler tam da burada içinden geçtiğimiz süreci de, günümüzde yaşadıklarımızı da tek cümle ile anlatmaktadır. Sizler siyasetinizle vizyon ve misyon sahibi olamadığınızı her fırsatta gözler önüne sererken, TC de bu duruma müdahil olup, parayı veren kendisi olduğuna göre, oyunu kendi istediği şekilde, kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda kullanmaya başlamıştır. Şimdi gelinen noktada bu protokole kızıp, bağırmanın bir anlamı yoktur. Muhalefet sesini gerektiği zaman, gerektiği yerde çıkaramamanın ezikliğini yaşarken, iktidar parti çoktan piyon olmayı gönüllü kabul edip sus pus olmuştur. Ve ne acıdır ki olan yine halka olmuştur. Halk da sandıkta yanlış ata oynamanın bedelini bu şekilde ödeyecektir. Bu işler böyledir, yönetemezseniz, yönetilmeye mahkum olursunuz ve güçlünün elinde oyuncak olursunuz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar