CÜMLEYİ NASIL BİTİRİRSENİZ İŞTE!
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

CÜMLEYİ NASIL BİTİRİRSENİZ İŞTE!

28 Ekim 2019 - 10:29

İste bu nedenle kum torbasıyla yağmura önlem almamızı öneren bir devletimiz var.

Hiçbir şey birbirinden bağımsız değil!

Rastlantı, hiç değil...

Ne Akıncı’ya kafasına göre kişilik, karakter, Kıbrıslılık biçen Devlet Bahçeli, ne de kum torbaları ile sele karşı önlem almayı öneren merkez kaymakamı...

Yerel yönetimlerin acizliği de rastlantı değil, devletin acizliği de…

Hidro karbon yatakları ile ne alıp vereceği hususunda hiç bir şeyden emin olamayan Kıbrıslı Türkler de...

Hiçbir şey rastlantı değil!

Fırtınada devrilen selviler için selvi ağacı dikilmemeli yorumu yapacak kadar çaresiziz işte…

Bunun adı acizlik!

Her gecen gün biraz daha fazlasına alışıyoruz. Belki de alıştırılıyoruzdur! Ne dersiniz?

Yani diyeceğim o ki işler bu kadar bir sarpa sarmış...

Artık iflah olamayabilir… Gözümüz, kulağımız bu denli kapalı, beceriksiz ve çaresiz olduğumuzu bu denli kanıksamışken hem de…

Yahu! İnanabiliyor musunuz? Birileri benim cumhurbaşkanım hakkındaki saygısız laf salatalarını fütursuzca sarf edebiliyor. Ve ben bunun doğru ya da yanlış olduğunu tartışıp olabileceğine inanan bir kitlemin olduğuna şahit oluyorum.

İnanın hazmetmek çok kolay değil!

Orada sol ya da sağ bir başkan olup olmamasına göre değişecek bir fikir değil benimkisi. Kıbrıslı Türk iradesine yapılan saygısızlık gerçeği ideolojik duruşa göre şekillenmez!

Bu nasıl bir kabullenmişliktir!

Her şeyi!

Her türlü sistemsizliği ve düzensizliği!

Biz ki tadilatı yeni tamamlanarak revize edilmiş şehirlerarası bir ana yolda 4 çocuğumuzu sele kaptıran bir devletiz! Biz verdiğimiz vergilerin gereğini göremeyen bir devletiz! Değil mi?

Kum torbaları neden bize garip gelsin. Savaştaki cepheler gibi bence tüm bölünmüş yollara refujlara ve bariyerlerin yerine de kum torbaları dizilsin…

Doğa ile de uyumlu olur hem değil mi?(!)

***

Alışamadım şu güne kadarki ömrümde. Ama alışacağım belki de. Bu çaresizlik tamtamlarını duyabilecek ve eşlik edebileceğim galiba eninde sonunda…

Madem ki yazmak ve yazmamak, düşünmek ve düşünmemek arasındaki farkı sorguluyorum kendimde bugünlerde, evet, alışacağım elbet!

Fakat biliyorum ki her gün biraz daha geriye doğru gidiyoruz. Ben alışırken yok oluşun tasarıları sonuçlarındaki sonları izliyor olacağız. Ki çok yakın görünüyorlar!

***

Farkında mısınız ki hiçbir şey istediğimiz gibi ilerlemiyor?

Farkında mısınız ki aslında hayal ettiğimiz ya da olacağına dair bize söyledikleri hiçbir şey gerçek olmadı!

O zaman farkında olmaya çalışın. Çünkü bize anlatılan hikayeler, sanki biz her şeyin farkındaymışız ve sanki her şey bize adım adım anlatılıyormuş gibi gösterilmeye çalışılsa da ne yazık ki hiçbir şey bilmiyoruz.

Dilediklerince bizimle oynuyorlar!

Dilediklerince beceriksiz bir şekilde bu ülkenin yönetilmesine çanak tutanları kolluyorlar!

Ve biz sanki bu ülkenin yönetilmesiyle ilgili doğru hamlelerin yapılması konusunda söz sahibiymişiz gibi ahkam kesiyoruz! Kestiğimiz bu ahkama dönüp kendimiz de inanıyoruz.

İnandıklarımız üzerinden yaşamımızı sürdürürken kendi kendimizi kandırmaya devam ediyoruz.

***

Ne mi oldu?

Mesela iki günden beridir devam eden yağışlı hava ne yazık ki adayı birbirine kattı! Trafik kazaları, bu çağda olmayacak su baskınları ve daha birçok nedenle hayatımız zorlaştı.

Ve bu hususta alacağımız önlemlerimiz yok!

Kum torbası ile selvi ağaçları dikmemek öneriliyor anca…

***

Biliyorum ki bunların olmasını hiçbirimiz istememiştik. Fakat oldu. Olmaya da devam ediyor.

Biz göz göre göre aşağılanıyoruz.

Göz göre göre öldürüyoruz.

Göz göre göre… (…)

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar